22.7 C
İstanbul
Cumartesi, Ekim 1, 2022

Bir Şizofrenin Günlüğü: İkinci Dalga

Bu yazıya başlaması biraz zor. Sanrılarım ve sancılarım geri geldiler ve bu elbette benim için çok eğlenceli bir durum değil. Bu sebepten donuk mizacım için şimdiden üzgünüm.

Mutsuz bir sahil yürüyüşünde olmayan poşetler görmemle tekrardan başladı her şey. Devam etti de denebilir. Başlangıçta dikkate almamak için çabaladığım bu poşet görme olayı zamanla tekrarladı ve bu durum beni korkutmaya başladı. 

Olmayan poşetleri gördüğümü fark etmemin ardından bir şey daha fark ettim: Ben üç hafta önce de halüsinasyon görmüştüm. Benim için halüsinasyonların olayı bu zaten. Hemen fark edilmiyorlar, sinsiler. Hem de fazlasıyla. Kullandığım ilaçlar halüsinasyon ile gerçeğin ayırt edilmesini kolaylaştırmak için varlar fakat bazen bir farkındalığa erişmek üç hafta da sürebiliyor. Bunu fark etmemden üç hafta önce gördüğüm halüsinasyondan kısaca bahsetmek gerekirse önceki yazımda bahsettiğim, otobüste oturduğum esnada önce yürürken ve sonra da bisiklet sürerken gördüğüm bu eski arkadaşımı üniversite sınavı çıkışında gördüm. Ben kalabalıklar içinde annemin çehresini ararken oydu rastladığım. Ellerini ve kollarını kullanarak beni çağırıyordu, “Gel.” diyordu bana. Birkaç kez çağırdı ama kafamı başka yere çevirdim, annemi aramaya devam ettim. O anda kulaklarımdaki uğultu ve önümdeki görüntülerin sürekli kayıp durması aslında anlamam için birer işaretti fakat o zaman bunu fark edemedim. 

Üç hafta sonrasında bir akşam, arkadaşımın evindeydim ve odada yalnızdım. Odanın kapısının önünde dış görünüşü benimkinin aynısı olan bir kız gördüm. Önce ona sonra da elindeki bıçağa baktım. Göz göze geldiğimiz anda aceleyle yan odaya kaçtı. Yan odaya geçip bakma cesaretini gösteremedim. Korkuyordum ve telaşlıydım. Kendime “Gerçek değil.” diye tekrarlarken bir yandan da asıl üzücü olanın bu olduğunu düşünüyordum. Aklımda türlü sorular vardı ama aklımı en meşgul eden şuydu: “Ya o bıçağı yüzüme saplarsa?” 

Arkadaşım bir süre sonra odaya geldiğinde ona tek söylediğim “Halüsinasyon gördüm.” oldu. O akşamın ilerleyen vakitlerinde uyuyamadım. Herkesin uyuduğu o sessiz ve kocaman evde ne yapacağımı bilemez bir şekilde oturdum. Kafamı dağıtmak için arkadaşlarımdan yardım aldım. Daha sonra uzunca bir süre ağladım ve iki kez istifra ettim. 

Her ne kadar bunları kabullendiğim iyimser bir bakış açısıyla yaşamak için çabalasam da bu zihinle yaşamaktan nefret ettiğimi gökyüzüne söylemeden edemedim. 

Güneş doğarken arkadaşımla sahile gittik. 

Bir günüm nasıl geçtiğini anlamadan bitti. 

Bıçaklı kadını gördüğüm geceden sonraki gece, saat dörde gelirken güncel olan en büyük korkum gerçekleşti. Uyandırıldım. Yatağımın başında dikilen aynı kadın bana ne olduğunu anlamadığım ama kötü olduğunu bildiğim bir şey söyledi ve hemen ardından yüzüme bıçağı indirdi. İkimiz de kan olan bıçağa baktık. Ben korkarak, o iğrenerek… Sonra göz göze geldik, ardından odadan kaçtı gitti. Çığlık atmadım, ağlamadım. Biraz titriyordum sadece. Kendime aralıksız olarak “Gerçek değil.” diyordum. Sonra da bunu kendime söylemek zorunda kaldığım bir zihinle yaşadığım için üzülüyordum. Elimi yüzümün yarıldığı yere götürüp dokundum. Kan olan parmak uçlarıma baktım. Kendime tekrardan “Gerçek değil.” dedim. Nabzım biraz düzelince geri uykuya daldım. Eskiden de geceleri uyanır, bir şeyler görür ve geri uyurdum fakat daha önce hiç böyle şiddetlisini yaşamamıştım. Doktorumun buna yorumu bu durumun uyku döngüsünün yanlış evresinde uyanmama bağlı olarak gerçekleştiği yönünde. Eskiden kullandığım ilaçları bırakıp başka bir ilaç kullanmaya başladım ve ilaç yoksunluğu sendromunun hiç hoş bir durum olmadığını tecrübe etmeye başladım. Psikoloğum ise tüm bunlardan habersiz ve maalesef hiçbir zaman da benden bunları duyamayacak çünkü kendisine iki hafta öncesinden beri ulaşmaya çalışıyordum ve bana henüz geri dönüş yapmadığı için yardım edilmiş hissetmiyorum. Dolayısıyla yeni bir psikolog arayışı içerisindeyim ve yakın zamanda terapi macerama yeni bir psikolog ile baştan başlayacağım.

Diğer yazımda olduğu gibi bu yazımda da size halüsinasyonlarımı vasat çizimlerle göstermek isterdim fakat kendimi onları çizmeye hazır hissetmiyorum. Şimdilik sadece anlatmakla yetineceğim. Bu bile bana iyi geldi. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim, sizlere ve kendime sağlıklı bir zihin dilerim.

Önceki İçerikMuamma
Sonraki İçerikAcıyı Yaşamak ve Acıya Ortak Olmak
Selin Ece Güllü
Ben Selin Ece Güllü, 18 yaşındayım. Okumayı ve yazmayı boş zaman aktivitesi olarak değil günlük hayatın bir parçası olarak gördüğüm için buradayım. Burası çok güzel bir yer.

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles