Dövüş Kulübü İncelemesi

☕ 7 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

“Dövüş Kulübü” üzerine

Dövüş Kulübü, 90’larda yaşayan bir beyaz yakalının ilgi çekici hayatını anlatır. Anlatıcı adını verdiğimiz beyaz yakalı; uyku sorunları çeken, herhangi bir amacı olmayan bir adamdır. Kendini değiştirmesi lazımdır ama o evini değiştirir, kanser gruplarına katılır. Bir gün iş dönüşü eve geldiğinde evinin patladığını fark eder ve Tyler Durden adında bir arkadaşıyla kalmaya başlar. Tyler, evine pek özen gösteren bir insan değildir. Evi yıkık dökük bir evdir. Ayrıca kendisi de biraz gariptir. Bunu anlatıcı da fark eder. Peki, Tyler Durden kimdir?

Tyler Durden

Tyler, eski İngilizcede “kiremit döşeyen, çatı kuran” anlamına gelir. Durden’ın ise 2 anlamı vardır. İlk olarak “mağarada dayanmak” gibi bir anlamı vardır. İkinci anlamı ise daha ilgi çekicidir: filmde “Tyr Durden” derler ve “Tyr” İskandinav mitolojisinde “savaş tanrısı”dır. Peki Tyler ne ile savaşır, neyin kiremitlerini döşer? Bu biraz zor bir soru çünkü film bunu net olarak söylemez. Çoğu kişiye göre kapitalizm ile (ki bu mantıksız değil; filmde Lincoln’ü dövmek istediğini söyler, düzenlere karşı anarşist organizasyonlar yapar) savaştığını söyler. Kimileri maskülenlik der. Bence ikisiyle de savaşır ama benim ele alacağım “maskülenlik”.

OKU  Dönersen Islık Çalarsın..

Maskünenlik; (veya maskülenite), Latince “masculinus” (eril) kökeninden gelen, bir toplumsal cinsiyet kavramı olup erkekliğe, erkeksi özelliklere, davranışlara ve rollere atfedilen niteliklerin bütünüdür. Tyler’a göre erkekler beyaz yakalı köleler olmuştur ve maskülenliğini kaybetmiştir. O da buna çare olarak onları dövüştürür. Peki neden dövüştürür? Cevabı basit, dövüşmek en ilkel davranışlarımızdan biridir. Ayrıca dövüşürken adrenalin salgılarız ve bu bizi iyi hissettirir. Ama Tyler’ın daha farklı bir nedeni vardır ve bu nedeni anlamamız için Nietzsche’nin “üstinsan” kavramını anlamamız lazım.

Üstinsan

Nietzsche’ye göre evrim 3 aşamalıdır ve üçüncü aşaması üstinsandır. Üstinsan, kişinin kendi kişiliğini yaratması sonucu kendi kişiliğini bir din olarak kabul ederek bu dünyadaki yaşamına odaklanmasına denir. Üstinsan, başkalarının kurallarından ziyade kendi kurallarına uyar, tıpkı Tyler gibi. Tyler’a göre kapitalizm erkekleri köleleştirdi ve onların maskülenliğini elinden aldı. Tyler da buna karşın anarşist hareketler ile kapitalizmi yenmek ve erkeklerin yeniden maskülen kişiliklerine sahip olmalarını istiyor. Ayrıca Tyler, onların acı çekmesini de istiyor. “Acı olmadan, fedakarlık olmadan hiçbir şeyimiz olmazdı.” diyor. Ayrıca anlatıcıya Marla hakkında “en azından o dibe vurmaya çalışıyor” diyor ve Marla’yı örnek almasını ister. Ama Tyler’ın atladığı bir şey var, artık o bir faşist. Bunu Nietzsche’nin sözüyle açıklayayım ve hikayeye devam edelim. “Canavarla dövüşen kişi kendisinin de canavara dönüşmemesine dikkat etmelidir. Çünkü bir uçuruma uzun süre bakarsan o uçurum da senin içine bakar” ve evet, Tyler bir canavara dönüşmüştür.

Tyler, Dövüş Kulübü işlerini anarşizme dönüştürmeye başladığı zaman anlatıcı uyanmaya başlar. Sonra ülkenin dört bir yanını gezerek Tyler’ı arar ve bulur da. Tyler, kendisidir. Peki, bu nasıl olabilir? Taban tabana zıt iki kişilik nasıl olur da aynı kişi olabilir. Bu da bizi sıradaki durağımız olan Carl Jung’un “gölge” teoremine götürür.

OKU  Parazit: Sınıflar Arası Mücadele

Gölgeye geçmeden önce ufak bir bilgi. Sinemada “foreshadowing” denen bir teknik vardır. Bu teknikte filmde yaşanacak bir olay daha önceden üstü kapalı bir şekilde söylenir. Bu filmde, Tyler’ın halüsinasyon olduğunu gösteren 15 tane detay vardır. En ilginçleri; jenerikte bir beynin tasvir edilerek olayların beyinde olması, ilk sahnede anlatıcının “çünkü Tyler biliyordu” repliği, Tyler’ın ilk göründüğü sahneye kadar (dakika 22) Tyler’ı anlık olarak 4-5 kez görmemiz… ayrıca filmdeki şu replik “umudumu kaybetmek özgürlüktü” de bir foreshadowing’dir, az sonra değineceğiz. Şimdi devam edelim.

Gölge

Gölge (Shadow), kişinin toplum tarafından kabul görmeyeceğini düşündüğü, bu yüzden bilincinden reddettiği, bastırdığı veya yok saydığı karanlık, ilkel yönlerin toplamıdır. Burada anlatıcının gölgesi Tyler’dır. Tyler zekidir, yakışıklıdır ama aynı zamanda da kötü bir insandır. Anlatıcı, Tyler’la konuştuğu vakit kimse onları duymaz. Bu, zihninde olduğu fikrini güçlendirir. Gölge teorisini güçlendiren de anlatıcının filmin ortalarında “Tyler’dan önce iyi bir insandım” demesidir. Bu da onun gölgesi olduğu fikrini güçlendirir. Ama burada bir eksik vardır. Tyler gölgeyse “bireyleşme” kimdir?

Anlatıcı bir kişi değildir, kişiliktir. Bunu bize anlatan iki sahne var. İlki Marla’ya telefon numarasını verdiğinde Marla’nın “senin adın ne” diye sorup farklı isimler vermesi. İkincisi ise “ben Jack’in nefretiyim” vb. durumlar söylemesi. Bu bir metafordur, Jack bu durumu yaşayan herkes. Geriye Marla kalır, peki bu mantıklı mı? Çok mantıklı, çünkü anlatıcının mağarasına girebilen tek kişi. Diğer sebep için son sahneye gidelim.

Son sahnede, anlatıcı kafasına sıkarak Tyler’ı öldürür. Kafasına sıkarak. Işığın olmadığı yerde gölge olmaz, anlatıcı kendini öldürerek yani ışığı söndürerek Tyler’ı yani gölgeyi yok etmiştir. Sonra Marla gelir ve el ele tutuşarak patlamayı izlerler. Burada harika bir sinematografi vardır. Binalar diktir ve erkek cinsel organına benzetilir. Marla ve anlatıcı ise aynıdır; pantolonsuz, siyah bir yelekle, saçları dağınık. Buradan anlarız ki anlatıcının “bireyleşme”si Marla’dır ve bu film boyunca söylenen bir şeyin gerçekliğini kanıtlar: erkekler maskülenliğini kaybediyor.

OKU  "The Last Witch Hunter: Vin Diesel'ın Büyülü Macerası"

Bu film harika oyunculukları, yönetmenliği, kurgusu ve twist’i ile seyir zevki harika bir film. Ayrıca felsefi olarak da çok güçlü. Sonuç olarak Dövüş Kulübü, bir yıkım filmi gibi görünse de aslında bir bütünleşme hikayesidir. Anlatıcı, Tyler’ı öldürerek gölgesini reddetmez, onu içine alır. Marla ile el ele kalması da bu yüzden önemlidir; artık ne tamamen pasif olan Jack’tir ne de tamamen yıkıcı olan Tyler. İkisi arasında kendi kimliğini kurmaya başlayan biridir.

Kaynakça

1. Fincher, D. (Yönetmen). (1999). _Fight Club_. 20th Century Fox.
2. Palahniuk, C. (1996). _Fight Club_ (Roman). W. W. Norton & Company.
3. Jung, C. G. (1959). _Aion: Researches into the Phenomenology of the Self_. Princeton University Press. (Gölge ve Anima kavramları için)
4. Nietzsche, F. (1883). _Also sprach Zarathustra_ (Böyle Buyurdu Zerdüşt). (Üstinsan / Übermensch kavramı için)[Film]

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Önceki İçerik
Ali Affan Üstünel
Ali Affan Üstünelhttps://www.24okur.com
24Okur sinema, hukuk felsefesi ve psikoloji yazarı. Sinema klasikleri, adalet kavramı ve sosyal psikoloji üzerine eleştiri ve tahlil yazıları kaleme almaktadır.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar