Belki henüz aynı gökyüzüne bakmadık,
Belki adını bile duymadım ömrümce.
Ama bil ki hiç tanımadığım seni özlüyorum,
Her gece, yüzünü bilmediğim sana şiirler yazıyorum.
Kim bilir,
hangi şehrin sabahına uyanıyorsun,
Hangi sokakta, hangi yağmurda ıslanıyorsun?
Belki yanlış kalplerde yoruldun,
Belki sevilmeyi beklerken yalnızlığa tutuldun.
Ben seni güzelliğin için sevmeyeceğim sevgilim,
Ne gözlerinin rengini ne de saçlarının şeklini bilirim.
Ama bir gün gözlerine baktığımda,
Bütün kayboluşlarımın bir anlamı olsun isterim.
Gözlerin deniz, sesin rüzgâr olursa eğer,
Ben o denizde kaybolmayı dileyen aptal bir âşık olurum.
Kıyıya vurmak istemem, ne de kurtarılmayı beklerim,
Ben senin denizinde boğulurum sevgilim.
Ama korkma, bu bir vazgeçiş değil,
Bir insanın başka bir insanda yuva bulmasından.
Çünkü ben senden önce de yaşamayı öğrendim,
Yalnızca seninle yaşamın bir anlamı olsun istedim.
Sana kusursuz bir kadın vadetmiyorum,
Bazen susarım, bazen kendimi bile anlayamıyorum.
Ama bir gün bütün dünya sana sırtını dönerse,
Ben senin yanında durmayı kendime söz veriyorum.
Belki bir sonbahar akşamı karşılaşırız,
Belki kalabalık bir sokakta birbirimize çarparız.
Sen sıradan bir tesadüf sanırsın o anı,
Ben içimden, “Demek bütün yollar sana çıkarmış,” derim.
Ve olur da bir gün bu satırları okursan,
Bil ki seni tanımadan önce de bekledim.
Başka ellerde aramadım sana ayırdığım yeri,
Henüz gelmemiş birine sakladım en güzel hislerimi.
Şimdi sen nerede, kimin duasındasın bilmiyorum,
Ben hâlâ geceleri yıldızlara bakıp gülümsüyorum.
Çünkü bazı aşklar bir bakışla başlamaz sevgilim,
Bazıları daha karşılaşmadan, bir kalbin içinde büyür.
Ve bir gün gelirsen,
Sana “Neden bu kadar geç kaldın?” demeyeceğim.
Yalnızca ellerini tutup gülümseyeceğim,
Çünkü ben seni beklerken bile sevmeyi öğrendim.