20.3 C
İstanbul
Perşembe, Ekim 6, 2022

Karadut Ağacının Hikâyesi: Thisbe ve Pyramus

Çok severek yediğimiz o karadut ağacının koyu renkli meyvesi bir zamanlar kar beyazı rengindeydi.

Peki O Kar Beyazı Rengindeki Meyve Nasıl Koyu Bir Renge Büründü?

Karadut ağacının hikâyesi bugün bizleri çok gerilere götürecek: Yunan Mitolojisine. Bu hikâyede karşımıza Thisbe ve Pyramus adında iki genç aşık çıkıyor. Thisbe Babil’in en güzel kızı, Pyramus ise en yakışıklığı erkeğidir. Bu iki gencin evleri bitişiktir. Yani komşudurlar. Bu komşuluk zamanla aralarında bir aşkın filizlenmesine yol açmıştır. Birbirlerine olan aşkları ilerledikçe artık bu aşkı evlilikle taçlandırmak istemişlerdir. Bunun üzerine ailelerine bu konuyu açmışlar, fakat aileleri evlenmelerine karşı çıkmış, görüşmelerini, hatta konuşmalarını dahi yasaklamışlardır.

Bu genç aşıklarımız yine de ne yapıp edip görüşmenin bir yolunu bulmuşlar. Evlerini birleştiren duvarda tesadüfen bir delik keşfetmişlerdir. Artık birbirlerine olan sevgilerini o küçük delik sayesinde yaşatmaya başlamışlardır. Bu delik onlar için bir avuntu niteliğinde olmuştur. En azından artık birbirlerinin sesini duyabiliyorlar ve birbirlerine sevgi dolu sözcükler fısıldayabiliyorlardır.

“Acımasız duvar!” diyorlardı; Bu iki aşığı neden ayırıyorsun?” Ama gene de sana nankörlük etmemeliyiz; hiç değilse birbirimize olan aşkımızı kelimelerle de olsa ifade etmemizi sana borçluyuz.

Aylarca böyle konuşmaya devam ettiler. Fakat bir gece artık Pyramus, bu hasrete dayanamadığını söyledi ve Thisbe’ye yaptığı planı anlattı. Plan, Ninos’un mezarının yanındaki dut ağacının altında buluşmaktı. O gece geldiğinde Thisbe sessizce evden ayrıldı ve mezarın olduğu yere gelip beklemeye başladı. Daha Pyramus gelmemişti. O sırada ağzından kanlar akan dişi bir aslan gördü. Çok korktu. Hemen kaçıp boş bir kayanın içine saklandı ve aslanın gitmesini bekledi.

Thisbe kaçarken pelerinini yere düşürmüştü. Aslan o kanlı ağzı ile pelerini parçalayıp oradan ayrıldı. Tam o sırada da Pyramus geldi. Yerde kanlar içerisinde Thisbe’nin pelerinini görünce onun öldüğünü düşündü. Onu tehlikelerden koruyamamıştı. Bunun verdiği üzüntüyle pelerini eline alıp: “Seni ben öldürdüm.” dedi ve kılıcını çıkartıp dut ağacının olduğu yere gitti. “Sen de benim kanımı içeceksin şimdi.” dedikten sonra kılıcı göğsüne sapladı. Ağaçtaki bembeyaz dutlar Pyramus’un kanıyla kızıla boyandı.

Thisbe’de o sırada artık aslanın gittiğini düşünerek ve sevdiğini çok bekletmemek için buluşacakları yere doğru gitti. O aşina olduğu beyaz dut ağacının yerinde artık kara bir dut ağacı vardı. Bu karadut ağacının altında yatan birini gördü. Orada yatan kişi sevdiği Pyramus’tu. Onu kanlar içerisinde görünce Thisbe, bu acıya dayanamadı ve o da kılıcı göğsüne saplayarak kendini öldürdü.

Tanrılar bu iki aşığa acıdılar ve Pyramus’un kanını meyvesine, Thisbe’nin gözyaşlarını yaprağına verdiler. Karadut ağacının hikâyesini okuduğumda aklıma uzun zaman önce bir yerde rastlamış olduğum bir söz geldi. Mutlaka siz de bir yerlerde okumuş veya duymuşsunuzdur.

Karadut ağacı meyvesinin lekesi yalnızca yaprağı ile silindiğinde çıkar.

Hacer Atik
22 yaşındayım. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim görmekteyim. Edebiyata ve kitaplara gönül vermiş bir gencim. :)

Related Articles

1 Yorum

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles