Bir Duruşun Portresi: August Landmesser

“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”
diye sorduğunda Nazım, Abidin’e
“Buna da ne tual yeterdi; ne boya…”
diye cevap verir Abidin Dino. Evet belki mutluluğun resmini yapmak bu kadar zordur. Peki ya özgürlüğün resmini yapmak kolay mı? August Landmesser bir duruşuyla özgürlüğün portresini çizdi.

August Landmesser

Almanya’da Hamburg tersanesinde çalışan bir işçi olan August Landmesser 24 Mayıs 1910’da dünyaya gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı yıllarında geçen çocukluğu yaşam sıkıntılarıyla erken tanışmasına vesile olmuştur. Savaştan yenik çıkan Almanya’da İmparatorluk yerini cumhuriyete bırakmış ve yönetimde söz sahibi olmak isteyenler bir çok siyasi parti kurmuşlardır. Alman İşçi Partisi de ilk kurulan siyasi partilerden biridir.

Eski bir asker olan Adolf Hitler’e bu yeni oluşumlar içerisinden Alman İşçi Partisi için muhbirlik yapma görevi verilmiştir. Partinin ideolojisinden etkilenen Hitler partide aktif bir şekilde çalışmaya başlayıp kısa sürede parti liderliğine kadar yükselmiştir. Parti çalkantılı süreçler içerisinde yükselmeye başlayınca fikirleri ve ideolojileri de sivrilmeye başlar. Almanya’nın yaşadığı siyasi istikrarsızlık içerisinde yükselmesini sürdüren Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi 1933’de iktidara yükselmiştir.

August Landmesser bu siyasi çalkantıların eksik olmadığı dönemde hayatını kurmaya çalışan bir gençtir. Her ne kadar fikirlerini benimsemese de iş bulmak için 1931 yılında Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi’ne kayıt olur Landmesser. Bu şekilde tersane işçiliğine kabul edilir ve çalışmaya başlar.

Irma ve August

August Landmesser’in hayatını değiştiren şey bir kadına âşık olmasıdır. Irma Eckler onun hayatını değiştirecek olan aşkın öznesidir. Her aşık çift gibi aşklarını evlilikle taçlandırmak isteyen Irma ve August 1935 yılında nişanlanırlar. Buraya kadar her şey normal görünse de çiftin hayatı buradan sonra değişmeye başlar. Çünkü Irma bir yahudidir.

Bir Yahudi ile nişanlandığı öğrenilen August partisinden ihraç edilir. Buna rağmen evlilik kararlarından vazgeçmeyen çiftin karşısına bu sefer de Nürnberg yasaları çıkar. Bu yasa evliliklerine engel olsa da çiftin aşkına etki edemez ve August ile Irma’nın ilk çocukları dünyaya gelir.

O Duruş

August Landmesser’i bugün bir simge haline getiren meşhur fotoğraf ise 13 Haziran 1936’da meşhur Horst Wessel gemisinin suya indiriliş töreninde kayda alınır. NAZİ ideolojisini başından beri benimsemeyen Landmesser yaşadıklarının perçinlediği duygular ile baskı ve adaletsizliğe karşı olan fikirlerini daha da güçlendirmiştir.

“Sieg Heil” yaşasın yıkılmaz NAZİ iktidarı, yaşasın Hitler, yaşasın zafer! Almanya’yı adeta demir bir balyozla yöneten Nazilerin zorunlu hale getirdi meşhur selamı Sieg Heil.

Horst Wessel gemisinin suya indiriliş töreninde de insanlar bir yere toplanmış, tören adı altında yapılan gövde gösterisine katılmak zorunda bırakılmıştır. Yüzlerce işçinin zorunlu olarak selam verdiği yerde kollarını bağlayıp duygusuz bir ifade ile baskıya başkaldıran August Landmesser bu açılışa ve o döneme damga vurmuştur.

Duruşu ile dikkatleri tamamen üstüne çeken Landmesser 1937 yılında Irma ikinci çocuklarına hamileyken ailece Danimarka’ya taşınma kararı alır. Ancak daha Almanya’dan çıkamadan Naziler tarafından yakalanan aile yargılanır. August Alman ırkının onuruna leke sürmek ile suçlanmaktadır. Irma ve August İlk etapta tutuklanmasalar da sonrasında tekrar yakalanıp ayrı ayrı toplama kamplarına gönderilirler.

1938 yılının Temmuz ayında August Landmesser Börgermoor toplama kampında iki buçuk yıl hapse mahkûm oldu. Aynı zamanda yakalanan Irma ise Fuhlsbüttel hapishanesine gönderildi. Bu tarihten sonra bir daha bir araya gelemeyen çift ayrı ayrı hayata gözlerini yumdu.

Irma ve August 1942 yılı Ocak ayına kadar az da olsa mektup ile haberleşebiliyorlardı. Ancak bu tarihten sonra August karısından bir daha haber alamadı. Irma Eckler’in Şubat 1942’de Bernburg Ötenazi Merkezi’nde 14000’den fazla insan ile beraber öldürüldüğü düşünülüyor. August ise serbest kaldığı 1941 yılından sonra tekrar çalışmaya başlamıştır. Ancak kesin bir kayıt olmasa da askere alındığı düşünülen August’un 1944 yılında savaşırken öldüğüne inanılıyor.

Bu yaşanmış acı hikaye içerisinde dünyaya gelen iki çocuk ise ayrı ayrı yerlere savrulsalar da bir şekilde hayatta kalmayı başarıyorlar. Nazi sonrası dönemde ise August ve Irma çiftinin evliği tanınıyor. Sıradan bir insanken ailesi, inanışı, düşüncesi ve en önemlisi insanlığından vazgeçmeyen August Landmesser tek başına bir sembol olmayı başarmış, tüm insanlık adına özgürlük simgesi olmuştur.

“Bütün uyuyanları uyandırmak için bir tek uyanık yeter.”
Malcolm X

Enes Akil Akbalık
Fikir işçisi olma arzusunda bir mühendis.