s’OYUNDUK

s'OYUNDUK

Dışarıdan bakıldığında ne istediğini bilen bir adamdı.
Son derece kendinden emindi yani.
Sonra s’OYUNDUK.
Ne çok yerden baskılandığını gördüm.
Ve öğrendim ki,
Dışarıdan nasıl göründüğümüz değildi önemli olan.
İnsanın içi dışına yansımazdı her zaman.

Son derece naif bir kadındım ilk bakışta.
Güzel gülen, güzel konuşan ve güzel bakan.
Öyle geçmişti diyaloglarımızda.
Sonra s’OYUNDUK.
Kafa tutuşlarım çıktı ortaya.
İçine çektiği kokumun yerini,
İnce bir korku aldı.
Ve öğrendik ki,
Sevgiye nazır bile olsa kuvvetli bir fırtına,
Sarsıyordu gövdesine tutunamayan bir dalı
Her an kırıldı kırılacak.

Adamın gözlerinin karasına takılmıştım.
“Kirpiklerinin nasıl göründüğünün farkında mı?” diye düşünüyordum ara ara.
Öyle güzeldi ki kirpikleri, ben her bir tanesine sarılmak istiyordum.
Sonra s’OYUNDUK.
Adamın aşkla nicedir öpülmediğini fark ettim.
Ve öğrendim ki,
Bazen bir öpüşmeden çok daha fazlasıydı iki dudağın buluşması.
Birini öpmekle,
Birini aşkla öpmek arasında devrimci bir fark vardı.

Kokusunu ezbere biliyordum adamın.
Yüzündeki ayrı, tenindeki ayrı, avuç içlerindeki ayrı.
Sonra s’OYUNDUK.
Çok uzun zamanlardır dokunulmamış yerlerine dokundum.
Ve öğrendim ki,
İçinde tutku olan her şeyin tadı da başka oluyordu.
Ve yine biliyordum ki,
Dokundukça göğsümüzde ateşler çıkaran buluşmalar
Hayatın cilvesi gereği ya çok seyrekti ya da hep vedaya mahkum.
Bu hep böyle olmazdı elbette.
Her hikayenin gidişi,
Kahramanlarının elinde.

Sonra
s’OYUNDUK
Biliyor musun sevgilim,
Bu zamana kadar
Oynadığım
En güzel
Oyunduk.

İşte böyle Sevgili Okuyucu,
Herkes aynı şeyleri yaşıyor.
Şiirler,
Şarkılar,
Romanlar kanıtıdır.


Herkes aynı şeyleri yaşıyor.
Şiirler,
Şarkılar,
Romanlar kanıtıdır.

Pelin Pınar
Görün bakın, dünyayı bir gün kesinlikle şiirler kurtaracak.