Uçurtma Prensi

Uçurtma Prens -1-

Yazlar ne güzel seninle
Kışlar uçsuz bucaksız
Bir güz sabahı ellerimiz cebinde
Şems senin ellerinde
Zira ellerin, ellerin sıcacıktı derinde…

Elzemdi varlığın ve zehirdi yokluğu
Zemheride ebemkuşağı
Bozkırda buğday taneleri
Duyar mısın seslendiğim geceleri
Yoksa, keşfetmekten tükendin mi yeni heceleri…

Yoksa yorgun mu düştü gönlün
Kaçtın mı bu sevgiden, yüceliğinden
Taşıyamaz mi sandın
El kadar gönlün
Dağ kadar gördüğün
Dağ kadar gördüğüm
Dağ kadar kördüğüm…

Uçurtma prensi !
Kırıldı çıtaların
Ve meltem tutup yorgun göğsünden
Getirmedi bana bi buse senden…

Uçurtma prensi
Süzül gökler boyu ve tut
göklerde bulduğun çocukluğumu
Zira sen uç diye
Zira sen…

 

Uçurtma Prensi -2-

uçurtma prensi neredesin?
Şimşek çaktı, gök ağladı
dün gece…
Gözlerimi kapadım
ellerine açmak için
ellerinde bahar oluverdi zemheri…

Sığdıramadım dünyalara
İçimdeki seni
yeğlerdim gölgende
yaşamayı ebedi

uçurtma prensi!
Git demedim fakat
dönme sakın geri…

 

Uçurtma Prensi -3-

Sesinde bir değişiklik var bugünlerde.. Yorgun gibi, içine içine konuşuyorsun sanki. Sanki ben elini bıraktım ama sen beni bırakma der gibi. Sanki pişman gibi, çokça çaresiz biraz da yarım gibi. Yoksa sen de mi yarım kaldın uçurtma prensi, beni yarım bıraktığın gibi? Sahi neden kaçırıyorum gözbebeklerimi senden. Çok mu korkunçsun. Yoksa kötü adam mısın sen. Siyahlar giyinen silahlı adamlardan mısın? Hiçsin bence sen… E insan niye korkar ki hiçlikten? Neden korkuyorum ki senden? Neden kaçıyorum? Hoş senden kaçmak, ebemkuşağı altında yağmura saklanmak gibi. Gülümserken güneş, sırılsıklam oluyorsun bir anda. Yaşadığım şehir, yanımdaki insanlar, hobilerim değişiyor belki ama yıllardır ne o ebemkuşağı değişti ne de yağmurun şiddeti…

Özlüyor musun beni? Isıttığın ellerimi, göğsünde yatarken ettiğimiz sohbetleri, aşkla -hiç ayırmadan- gözlerine bakan gözlerimi, sesimdeki sıcaklığı, içimdeki huzuru… Özlüyor musun ?.. Ben alışamadım be uçurtma prensi, fotoğraflardan seni kırpmaya, rehberimde değişen adına, mutlu olduğum an arayıp heyecanla anlatamamaya, gök gürleyince yanına koşmamaya alışamadım…

Kapatıyorum şimdi bu defterleri. Ne bileyim gör istedim dünya gözüyle 2-3 güzel laf. Bil istedim. Laf dedim yine bak, söz demeye varmıyor dilim.. Ben çok yoruldum be uçurtma prensi. Aldığım her nefesten çok yoruldum. Attığım her adımda gömdüğüm yerden el kaldırıp “Ben burdayım he unutma sakın!” demenden çok yoruldum. Ben seni attıkça içimden, içime atmaktan çok yoruldum… İçine bakamadığım gözlerinden çok yoruldum. İnanır mısın o çok sevdiğim sahiller, denizler var ya. Kıyısında yürümekten bile yoruldum bak. Hoş belki de onlar yoruldu dinlemekten…

Neyse biz en iyisi gezegenleri ayıralım seninle. Yolu ayırsak bi kestirme bulur çıkarsın karşıma sen biliyorum. Koskoca galakside de meteor olup çarpmazsın ya !? Çarpmazsın dimi… Uçurtma prensi, ne diyeceğim bak sana. Sen sıcak seversin, yardım etmeyi seversin, iyiliği seversin. Gitsen ya sen Afrika’ya. Hem uçurtma da dağıtırsın oradaki çocuklara… Aman ha dikkat et, çıtaları sağlam olmasın benimki gibi(!)…

hislerime, sözlerime eşlik etmesi dileğimle…

One Comment

  1. Hüleyda Geçgel Cevapla

    “Ben seni attıkça içimden, içime atmaktan çok yoruldum…”
    Ya ama çok beğendim ben bunuu. Yüreğinin derinliğine sağlık 👏💜

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir