Şiir Yazmadan Şiirlere Konu Olan Kadın: Tomris Uyar!

Tomris Uyar 15 Mart 1941’de hukukçu bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Çocukluğu kitaplar içinde geçerek büyüyen ve içindeki edebiyat cevherini keşfeden yazar Robert Koleji’nin ardından İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Çevirmen ve öykü yazarı olarak başladığı edebiyat hayatına Papirüs Dergisi’nin kurucularından biri olarak devam etti. Ardından Varlık, Yeni Dergi, Yeni Edebiyat, Soyut, Dost, dergilerinde de deneme ve eleştiri yazdı.
Özgünlüğüyle öne çıkan bir yazar olmayı başaran Tomris Uyar, hem eserleri hem de aşklarıyla kendinden çokça bahsettirdi.

İlk Aşkı Robert Koleji’nden Arkadaşı: Ülkü Tamer!


2 Nisan 2018’de kaybettiğimiz şair, çevirmen, gazeteci ve aynı zamanda Papirüs Dergisi kurucularından olan Ülkü Tamer ile yirmi iki yaşında enstitüden mezun olduktan sonra evlenen Tomris Uyar’ın, Ekin adlı bir bebekleri oldu. Ancak çiftin kızı küçük yaşta sütten boğularak ölünce evlilikleri sarsılmış ve üzücü bir şekilde ayrılmışlardı.

İkinci Aşkı Papirüs Dergisi Yazarı: Cemal Süreya!


Şüphesiz Türk edebiyatının en ses getiren aşklarından birini yaşadılar. Bu aşk için eşinden boşandığı dedikoduları yayılan Cemal Süreya “Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin!” diyerek aşkını dile getirdi. Tomris Uyar’ın ise Şahsiyet Rötarı adını verdiği bir anısı vardı: Her akşam işten çıkar çıkmaz evine giden Süreya’ya Tomris Uyar biraz gezip dolaşmasını, arkadaşlarıyla buluşmasını ve eve geç gelmesini söyler. Ertesi gün Süreya on dakika geç gelir, sonraki gün on beş, bir sonraki gün yarım saat… Bir gün temizlik yapan Tomris Uyar, balkona çıktığında Cemal Süreya’yı evin önünde oturmuş beklerken görür. Aslında her akşam Cemal Süreya yine aynı saatte eve geliyor ama bilerek “gecikiyordu”.

Yaşadıkları bu tutku dolu aşk üç yılın ardından sona erdiğinde Tomris Uyar şöyle anlattı:
“Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı. “Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikayen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim, benim ağzımdan kimse duymayacak” dedi ve doğrusu hiç yazmadı.

Geriye ise Süreya’nın Sayım adını verdiği aşk dizeleri kaldı.

Ay ışığında oturduk
Bileğinden öptüm senin

Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni

Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni

Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni

Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni

En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni

Üçüncü Aşkı Uzun Soluklu Evlilik: Turgut Uyar!


Cemal Süreya ile ayrılmak üzereyken tanıştığı, öncesinde ise şiir düşünceleri hakkında Turgut Uyar ile mektuplaşan Tomris Uyar ikinci kez evlendi. Turgut Uyar’ın mutsuz evliliği, onu yedi yıl şiire ara vermeye itmişti ancak Tomris Uyar onu tekrar şiir yazmaya teşvik etti. Turgut adında çocukları olan bu evlilik on altı yıl sürdü ve 22 Ağustos 1985’te Turgut Uyar’ın ölümüyle sonlandı. Tomris Uyar aşkları hakkında,
“Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” derken Turgut Uyar ise ardında bir şiir bıraktı.

Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile…
Seni ben geçerken,
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ”O” geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Platonik Aşık: Edip Cansever!


Tomris Uyar’ın doğum günü olan her 15 Mart’ta yeni bir şiir yazan ama karşılıksız bir aşka sahip olan Edip Cansever, Turgut Uyar’ın yakın arkadaşlarından biriydi. “Tomris rakıyı severdi ben de onu.” demişti ancak Tomris Uyar ile birliktelik yaşayamadı. Hakkında ise şöyle dedi Tomris Uyar:
“Bitmeyen tek aşkın gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

Edip Cansever’in de Tomris Uyar’a bir şiiri vardı.

Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Yok bir yanıtın ”nereye” diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler’den Hisar’a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Özgür ruhuyla ve ele avuca sığmaz halleriyle İkinci Yeni’nin dört şairinin aşık olduğu ve hiç şiir yazmamasına rağmen şiirlere konu olan Tomris Uyar 4 Temmuz 2003’te aramızdan ayrıldı.

Süreya’nın şiirini ise bestesini yapabilmek için yirmi beş yıl düşünen Sezen Aksu harika sesiyle sundu bizlere.

Hilal Gülen
İçine dünyaları sığdırdığınız yumruk kadar kalbinizin kırılışı bir "si" notası. Solfejdeki en ince ses. Ben bunu bir bercesteye işliyorum.