Kısa Bir İnstagram Sohbeti

Herkese merhaba.. Yüreğimizde Filistin’in ateşi yanmaya devam ediyor. Direniyoruz, ses çıkarıyoruz, dua ediyoruz fakat her şeyden önemlisi bir sonraki nesillere bugünleri yaşatmamak. Bunu da yalnızca kendimizi yetiştirerek, eğitimle, ilimle ve daha fazla çalışmayla başarabiliriz. Bugün sizlerle geçenlerde yazdığım “İnstagram Kullanmak Beni Neden Rahatsız Ediyor?” sohbetimi paylaşmak istiyorum. Bu sohbet tam olarak da kendime bu soruyu sormamla ve cevabı yazmaya koyulmamla doğdu. Katılırsınız, katılmazsınız amenna fakat ben gerek akranlarımı, gerek kendimden küçükleri gerekse henüz büyümemiş büyükleri anladığım ya da anlamaya çalıştığım hususlarda, bilgilendirmeyi, uyarmayı kendime görev biliyorum.

1• Zaman..

Hepimiz sosyal medyanın zamanımızı fazlasıyla aldığının farkındayız, yapay zeka seçimlerimize, ilgi alanlarımıza bizden daha hakim bu da bizi 1 bildirimle girdiğimiz sitede karşımıza çıkan gönderilere dalıp bilinçsiz şekilde ekranı kaydıran robotlara dönüştürüyor. Yaklaşık 1 ay önce hesabım açıkken çok çabalamama rağmen en iyi ihtimalle ortalama 2 saatim (günde) sitede geçiyordu. Haftada 14 ayda 60 saat. Yeni bir enstrüman öğrenebilir, ayda 10’a yakın kitap okuyabilir yahut ilgi alanımıza yönelebiliriz. Başka bir boyuttan bakarsak 2 saatimiz sitede geçiyor ama 2 saat mi kaybediyoruz? Ben genelde gece vakit geçiriyordum; göz sağlığı, baş ağrısı, sağlıksız uyku mevzularına girecek kadar tıbbi bilgim henüz yok fakat hiçbir zaman uykumu alarak uyandığımı, uyandığımda başımın ağrımadığını ve o günkü planlarıma istediğim enerjide başladığımı hatırlamıyorum..

2 • Hafıza

Son 2-3 senedir yani sosyal medyayı aktif kullanmaya başladığım 2-3 senedir ki buraya bir parantez açmak istiyorum. [Gerek yapımız, gerek büyürken bulunduğumuz ortamların etkisi olaylar karşısında tutumumuzu belirliyor. En basit örneğiyle ses çıkarmak, paylaşım yapmak diyebiliriz. Kimi sessiz kalmayı haslet edinmişken, kimi benim gibi hiçbir şartta susmayı beceremiyor 🙂 Attığım hikayeyi 300 kişi görsün değil görenlerden 1i düşünsün, duymadıysa duysun umuduyla hemen hemen her konuda paylaşım yapmışımdır. Malum Türkiye şartları ve dünyaya bir bakınca da sürekli olay sürekli gündem, hesaptan çıkamıyoruz.] 2-3 senedir sürekli hesapta oluşum hafızamda artık beni rahatsız edecek boyutta değişmeler meydana getirdi. Örneğin iki okuyuşta ezberlediğim şiirleri 2 haftada ezberleyememeye başladım. Bununla ilgili çok önceden bir yazı okumuştum, sürekli anasayfanın akışı ve yeni haber düşmesi kısa süreli belleği aktif hale getiriyormuş sanırım. Uzun lafın kısası, hafızamız bize lazım

3 • Gıybet

(Ben böyle adlandırıyorum) Maydanoz olmak diye de adlandırabiliriz. Hayatımızdaki her şeyi o kadar kolay kabul ediyoruz ki bir saniye bile düşünmeden.. Bunu fark ettiğimde uzun uzun düşündüm x kişisinin akşam yemeğinde ne yediğinden bana ne, y kişisi yolculuk yapıyormuş bana ne, z kişisi ya da kuşağı tiktokta dans ediyor bana ne?.. Altta yatan politikaları anlamak için çok kafa yormaya gerek yok. Hayatımızın her alanını işgal ediyorlar, o çok korktuğumuz çipleri bize takalı hayli zaman oldu farkında değiliz ‘gibi yapıyoruz.’ Başkalarının hayatına bu kadar affedersiniz laçka olduğumu hissetmek bana rahatsızlık vermeye başladı ve benim hayatıma laçka olunduğunu hissetmek de.

Yine bir başka tarafından bakalım, son zamanlar Twitter’da sürekli şu cümleyi görüyorum “Biz bu hayatı izlemeye gelmişiz.” İnsanların hayatının bu kadar gözler önünde olması öte yanda birilerini sürekli olumsuz düşüncelere, depresyona, isyana sürüklüyor. Evet eşit şartlarda değiliz belki ama oturup gün batımını izlemek, renklerin geçişini seyretmek, düşünmek için hepimiz eşit şartlardayız diye düşünüyorum.. Off polyannacılık yapma! Diyebilirsiniz canınız sağ olsun fakat hiç olmadı bir saksıya çiçek dikip onu büyütmek gerçekten insanların hayatlarını seyretmekten daha iyidir.

Gıybet başlığını vermeme sebep olan asıl meseleye geleyim. Söz gelimi x kişisiyle bir husumetim var ve görünce ister istemez nefsim atıp tutuyor ve normalde dışarıda çok da karşılaştığım biri değil ama her Allah’ın günü bu sitede görüyor muyum, evet; her gördüğümde ister istemez içimden bir şeyler geçiyor mu, evet; dönüp yanımdakine ıyy ayy şuna bak diyor muyum, evet. (Ben yapmıyorum bunu hepimiz yapıyoruz…) E ne gerek var? Görmesem unutup gideceğim, değiyor mu kısacık ömrü böyle şeylere heba etmeye üstelik amel defteri İnstagram’a girerken durun yazmayın burası sosyal medya mı diyor?.

4 • Riya

Mescid-i Aksâ’ya içimiz yanıyor evet, kendime olayları takip ederken sık sık soruyorum sen böyle durabilir miydin o silahın karşısında diye.. O anı yaşamadan cevabı bulamam ama 2 parmak hareketiyle twit atar, İsrail’e atıp tutar, Yahudi’lere küfür edebilirim. Yahut işime gelen, çıkarım olan bir meselede desteklemesem de çevremdekileri kaybetmemek için paylaşım yapabilirim, seneler önce çektiğim fotoğrafı atıp şu an oradaymışım gibi davranabilirim, gram hoşlanmadığım birinin fotoğrafının altına -edebiyatım da iyidir- sevgi sözcüklerini doldurur geçerim.. Bunlar basit küçük detaylar mı? Kesinlikle değil, sanal alem evet ama yalan bir alem.. Dürüstlüğümüzü kaybediyoruz, kendimizle olmak istediğimiz -sanalda gösterdiğimiz kişi arasında- kaybolup kişiliğimizi kaybediyoruz, şeffaflığımızı ve dahi özümüzü kaybediyoruz.. Bu bir süre sonra kontrolün de dışında bir noktaya gidiyor.

Küçük bir itiraf, sevdiğim türküleri ve kitapları paylaştığım bir hikaye serisi vardı; bir şey önerirken çok korkan, verdiği sorumluluk altında ezilen biri olarak o seriye başlarken kendime bir söz verdim, okumadığım hiçbir kitabı paylaşmayacağım diye; sonra ne oldu? Yoğunluktan ötürü okuyamadığım bir dönem girdi araya ve beni yöneten hesabımda okumadığım kitapları da paylaşmaya başladım.. Bunlar basit örnekler gibi gelebilir size ama gerçekten hafife alıyoruz.. Sözde hak hukuk savunucuları Kudüs’le ilgili bir tek twit dahi atmadıklarında bu riyakarlığın başka bir boyutunu da bir kez daha gördüm ve düşüncelerimi tasdikledim.

5• Ama Ben Verimli Kullanıyorum Hesabımı

Buna inanmıyorum ama maalesef hayatı buraya taşıdığımız için ister istemez burada bulunmak zorunda kalabiliyoruz. Yarın hesabımı kapattığımda eminim ki gün gelecek yine açmak zorunda kalacağım. Madem açık bari verimli kullanayım, yok kardeşim o iş yaş. Ve fakat yukarıda da belirttiğim gibi hayatı buraya taşıdılar, ne yazık ki bir noktadan sonra istemesek de kullanmak zorunda kalabiliriz. Dolayısıyla kullanacaksak da en ciddi önlemlerle, en dikkatli şekilde kullanmakta fayda var.

En üzüldüğüm ve kızdığım nokta da sevdiklerimi takip ediyorum noktası. Sevdiklerimizi takip ediyor oluşumuzu, önemsiyor oluşumuzu, sağlıkları sıhhatleri yerinde mi diye merakımızı sosyal medya gideriyorsa, buradan takip etmek kâfi ise; sevgimizi bir gözden geçirelim.

Dışarıda yaşanacak güzel bir hayat var ve ömür çok da uzun değil. Dışarıda dediğim evin arka bahçesi değil her şeyi sığdırmaya çalıştığımız telefonun dışında. Bu sıraladığım maddeleri 100e kadar uzatabiliriz ama özellikle düşünülmesi gerektiğini düşündüğüm konuları paylaşmak istedim. Benim çok da büyük gayelerim yok, yaşayıp gitmek istiyorum diyenlere saygım sonsuz ama ben gideyim adım kalsın diyen gençlere, akranlarıma biraz bu konularda düşünmeyi tavsiye ediyorum…

Sağlıcakla kalın.

'Yazmak ibadetimdir, ibadetimdir şiir Kalemimdir askeri cihat meydanlarının" 19 yaşında, kendine Hakk'kı ve hakkı anlatmayı şiar edinmiş, aciz bir kul.

2 Comments

  1. ŞeymaNur Sevinç Cevapla

    Büşracım kalemine, yüreğine sağlık.. Öyle güzel anlatmışsın ki dünyamızı yöneten sosyal medyayı ? Benimde kapatmayı düşündüğüm şu günlerde gerçek sebeplerini tekrar görmeme vesile oldu.. Teşekkür ederim ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir