Bir Savaşın Getirdikleri ve Götürdükleri Üzerine

Savaş nedir? Bu sorunun cevabı görecelidir. Ancak ben buna, ‘Anlaşmazlığın son noktası’ diyorum. Savaş için bazı aşamalar vardır. İlk önce sözlü sonra küçük fiili çatışmalar olur. Ta ki ipi koparan olay gerçekleşene kadar. Savaşı çıkaran sebepler, uygulanılan stratejisi ve gelişmeler değişir ancak değişmeyen şey savaşın sonucudur. Sonuçta yaşta yanar kurunun yanında.

Bunun en göze çarpan örneği Dünya Savaşları’dır. Örneğin kısaca ikincisini ele alalım. Biri çıkıp dedi ki, “Biz falan kişilerden daha üstünüz. Bu üstünlükte bize onlara eziyet etme ve öldürme hakkı verir.” Ve başladı bu bahsettiği kişilere boykot uygulamaya. İlk başta pek sözü dinlenmedi. ‘Daha yeni bir Dünya Savaşı bitmişken bir yenisine sebebiyet verecek hareketlere ne gerek var,’ denildi. Ardından bu adam halkın can alıcı yerlerinden vurmaya ve onlara büyük vaatler vermeye başladı. Kaybettikleri savaşı büyük biz zaferle tekrar kazanma ve o masada daha önce liderlerine aşağılık bir şekilde imzalatılan o maddelerin mislini düşmanlarına imzalatacağına sözler verdi. Bu esnada da önlerindeki en büyük engelin Yahudiler olduğuna inandırıp onları ülkeden sürmeye, gitmek istemeyenleri boykot etmeye hatta öldürmeye kadar teşvik etti. Ve büyük soykırım başladı. Milyonlarca insan ya toprağından sürüldü ya da toplama kaplarında çizgili pijama giydirilip, ağır şartlarda çalıştırılıp sonuçta ölüme mahkum edildi.

Bu işin bir boyutu. Bir yandan bunları yapan lider diğer yandan saldırılara başlamış ve ilk savaşın öcünü vaat ettiği şekilde almıştı. Daha önceki gibi Orient Ekspresini (müzeden çıkarttırıp) meydana koydurmuş ve düşmanı hüsrana uğratan imzaları atmıştır.

İkinci Dünya Savaşı çok yönlü bir savaş olduğundan daha bunun gibi birçok olay vardır. Bu savaşı incelediğinizde bir yarışma olduğunu görürsünüz. Hangi ülke veya liderler bu katliamda daha ileri gidebilir ve daha vahşet yaratabilir yarışı. Az önce Almanya’nın tutumunu işledik. Şimdi gelelim Amerika’ya. Hatırlarsanız onlarda Japonya ile savaştaydılar. Ne alakası var değil mi? Biri elin ta batısında diğeri elin ta doğusunda. Tabi konu savaş olunca bunların bir önemi yoktur. Yeni her zamanki savaş aşamaları oldu. İplerin koptuğu aşamaya gelince Amerika, ‘hiç kimsenin yapmadığı tarzda bir girişim yapalım, hatta durun durun! Hitler’den de çılgınca olsun bu’, dediler ve bir silah üretip bunu sivil halka! dikkat edin ordu falan değil, yani savaşan insanlara değildi evinde oturup işine giden ve yaşamını idame eden insanlara attılar bu bombayı… Şaşırtıcı derecede bu yeterli gelmedi. Hiroşima’ya bırakılan bombadan sonra bir de Nagazaki’ye attılar.

İşte İkinci Dünya Savaşı denilen şey bu şekilde yavaş yavaş sona erdi. Dört yıl sürdü. Milyonlarca kişi öldü. Başka bir örneğe veya açıklamaya gerek var mı?

Vahşetin boyutları çok büyüktü ve çok can gitmişti. Biz bunları tarihi belgelerden öğreniyoruz ve nasıl tepki vereceğimizi bilemiyoruz. Peki hiç düşündünüz mü, o dönemde yaşayan çocuklar ne hissetti ve savaşa nasıl baktı? Çünkü bir çocuk olarak düşündüğünüzde mevzuyu tam olarak anlamayacak ve olanlara bir anlam veremeyeceksiniz (aslında bunu aklı selim bir şekilde düşünseniz de anlayamazsınız). Bunca şey neden oluyor. Evimizde kalıp arkadaşlarımızla oynamak yerine neden gitmek zorundayız? Bir çocuğun gözünden bakıp savaşı değerlendirmek nasıl olurdu? Beni bu konuya sevk eden şey Anestezist’in Kitaplığı’ndan okuduğum Çizgili Pijamalı Çocuk kitabı oldu. Kitabın arka kapağında tanıtımlar olur ya, oraya şöyle bir şey yazmışlar: “Genelde kitapların arka kısımlarında kitaba dair ipuçları verilir. Biz bu kitapta bunu yapmadık. Hikayedeki çocukla beraber bir yolculuğa çıkacaksınız ve nihayetinde bir tel örgüye varacaksınız. Bu öyle bir tel örgü ki dünyanın dört bir yanında var. Umarız onlara asla rastlamazsınız.” Kitaba dair bende bir yorum yapamıyorum. O kadar masumane ve bir o kadar korkunç ki… Yani bu anlatılmaz yaşanır kitaplardan biri.

Çizgili Pijamalı Çocuk

Çizgili Pijamalı Çocuk

Bu kitapta İkinci Dünya Savaşı Almanya’sını bir çocuğun etrafında okuyacaksınız. Kitabımızın kahramanı her ne kadar fark etmese de siz okudukça kapalı uçlu göndermeleri anlayacaksınız. Tel örgünün tam olarak ne olduğunu anladığınızda ise çocuğa oraya geçme demek içinizden gelecek ama nafile. Kitapta bize asıl anlatılan ise savaşın bize getirdikleri ve bizden götürdükleridir. Bununla beraber İkinci dünya savaşıyla ilgili kısaca anlattıklarımı, “İkinci Dünya Savaşının En Önemli Olayları”, adıyla çekilmiş diziden esinlenerek yazdım.

 

 

Dizinin yetişkin kitleye hitap ettiğini söylemeliyim. Savaştan görüntüler üzerine bazı olaylar ele alınmış olup savaşın gerçek yüzünü bir nebze olsun ortaya sermektedir.

Savaşın ağır getirileri ve acı götürüleri vardır. Bunları okuyup izleyip anlamak lazım ki bir savaş olursa ona göre safımızı alalım, daha doğrusu safta bulunmayalım. Unutmayalım (zalime karşı açılan savaş hariç) hiç bir savaş çözüm değil sorundur.

Sakarya'da oturuyorum İstanbul'da okuyorum. Okurum umarım bir gün yazar da olurum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir