Bir Dizi Önerisi: Bir Başkadır

Bir Başkadır

Berkun Oya ’nın yazdığı ve sekiz bölümünü de kendi yönettiği Netflix dizisi “Bir Başkadır” Fransız sinemasının en önemli yönetmenlerden Maurice Pialat nın Bosphore isimli kısa filminden kesitler yer alıyor. Dizi, Türkiye’nin çift kutuplu, gelenek ve modern arasında sıkışmış yapısıyla alakalıdır. Dizinin uluslararası alanda Ethos adıyla anılıyor. Ethos, kişilerin sahip oldukları ön yargılarla oluşturmuş oldukları fikirleri, bakış açılarıdır. Dizi bu noktada seküler kesimle muhafazakar kesmin birbirine nasıl baktığını çok iyi gösterir. Dizi, Jung ’un kulaklarını epey çınlatılır; kolektif bilinçdışına ve insanın karanlık taraflarına yani gölge arketipine rastlarız. Farklı hayatların birbiriyle çarpışmasından doğan yüzleşmelere, çağımızın tüketim odaklı kadın-erkek ilişkilerine tanık oluyoruz. Bu insanların birbirleriyle yolları kesişir, hepsi bu toprağın insanı aslında ama birbirlerine bariyerler kurmuştur. O çok mustarip olduğumuz kutuplaşmanın nasıl tüm hücrelerimize işlediğini ve ötekinde kabul edemediğimiz şeyin başka biçimlerde de olsa kendi içimizde nasıl gezindiğini anlatır. Dizinin sonlarına doğru bunun biraz kırıldığını görüyoruz. Meryem, Peri sayesinde Peri ‘nin de Meryem sayesinde bu engeli aştığına tanık oluyor gibiyiz.

Meryem

Meryem
Bir Başkadır, Meyem.

Meryem karakteri bütün yaşadıklarına rağmen güçlü kalabilen, neşesini, espri yeteneğini yitirmeyen, kendisine neyin iyi geleceğini sezen bir Anadolu kadınıdır. İçinden çıkamadığı durumlarda beden üzerindeki kontrolünü kaybeder ve kısa bayılmalar yaşar. Buna konversiyon deniliyor. Konversiyon kabaca; bir şeyi bir şeyle değiştirmektir. Orada bayılma, duygusal olarak kaldıramayacağı bir yükün bedensel bir belirtiye dönüşerek kişinin o durumla başa çıkmaya çabalamasıdır. Meryem, Hilmi ‘nin verdiği yüzüğü görene kadar kendi dünyasından olmayan Sinan ’a aşıktır. Dizi âdeta yüzük sahnesiyle senin dünyan Hilmi gibi biri dercesine Meryem’i kendine getirir. İnsanın kendine gelebilmesi için bazen kendinden geçmesi gerekir. Meryem’in de bu bayılmalarını böyle değerlendirmeli çünkü evlilikle ve cinsellikle alakalı bilinç dışında bastırdıkları bayılmalarla su yüzüne çıkıyor.

Dizide bir başka karakter Meryem ‘in abisi Yasin ’dir. Yasin için duygularından bahsetmek çok zor, duygularını ifade edemedikçe öfkelenir ve bağırmaya başlar. Bu da duygularını bastırmaya yönelik bir hareketin sonucudur. Bizler her türlü ilişkide, ailede, toplumda görünmeyen bağlarla birbirimize bağlıyız. Bunu dizinin bir başka karakteri olan Meryem ’in yengesi rolündeki Ruhiye ’den anlarız. Ruhiye’nin gençken yaşadığı bir travmayla yüzleştikten sonra konuşamayan oğlunun konuşmaya başlamasını bu noktada değerlendirebiliriz. Konuşulmayan şeylerin konuşulmaya başlandığında yani sembolleştirildiğinde artık o şeyin etkisinin nasıl azaldığını ve başka bir şeye dönüştüğünü görüyoruz.

Peri

Peri
Bir Başkadır, Peri.


Dizide bir başka karakter Peri ‘dir. Peri üzerinden Türkiye gerçeğinden uzak bir dünyada büyümüş ve kendini aydınlanmış, özgürlükçü ve gerçekleri herkesten daha çok görebildiğini sanan oysa fazla artıları olmayan, zekasını insanlık için değil de kendi bencil çıkarları için kullanmaya alışık üst sınıf insanı anlatmaya çalışıyor. Peri, Meryem ‘le ilişkisinde bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındadır. Orada negatif kontransferans yani karşıt aktarım geliştirdiğinin farkında ve bunu Gülbin ‘le konuşuyor. Peri hayatta varoluşuyla ilgili çaresizliğini tam anlattığı sırada Gülbin terapiyi kesiyor. Çünkü Gülbin de Peri’ye karşı kontransferans geliştiriyor ve bir bahaneyle terapiyi sonlandırıyor. Gülbin’le Peri’nin sahnelerindeki hoşa giden şey, bir terapistin kendi hastasında yüzleştiği öfkesi ve direncini kendi süpervizyonunda anlatırken aslında o süpervizörün de orada kendi öfkesiyle meşgul olduğunu göstermeleriydi. Peri’nin kapalı kadınlar hakkındaki öfkesini dinlerken onun da öfkelenmesi aslında kendi dindar ablasına duyduğu hem sevgi hem rekabet hem de öfkeye dokunduğu içindi.

Bir Başkadır

Sinan

Dizide Sinan karakteri kadınlar tarafından reddedilen ve annesiyle çok ağır bir duygusal boşluğu olan biridir. Meryem’e karşı ödipal bir aktarım gerçekleştirir. Meryem’e duyduğu aşk, bir anne ihtiyacından kaynaklanan regresif bir durumdur. Bir nevi oral döneme geri dönüş gibi. Bir gün kaslarını şişirmek için gittiği gymde yüzüne çarpıveren bir gerçekle karşı karşıya kalır. Aslında sadece şişme bir cinsel nesne olduğunu öğreniverir, oysa kendini özne sanıyordu. O, annesinin kavrulmuş kıyma sevmediğini bile bilmediği bir duygusal boşluktan geliyor ve mümkün olduğu kadar çok kadınla yatarak kırıntı halinde de olsa bir anne sevgisi arıyor. Bir Başkadır dizisinin müziklerine gelecek olursak piyanist şantörlerin en sevileni Ferdi Özbeğen ‘in seçilmiş olması da filmi tamamlamıştır.

Yazmaya on beş yaşımda şiirle başladım. Bu şiirler, ilk gençliğimin romantik tepkileriydi. Daha sonraları yalnızca kalemin ve dilin değil, bir alan olarak kâğıdın da imkânlarını sonuna kadar kullanmaya gayret ettim. İnsanın sözcükle her şeye ulaşabileceğini düşünen bir insanım. Çünkü söz yoksa insanı bir araya getiren bir şey de yok. Bir yerimiz varsa bu dünyada, o da birbirimizin sesini duymamız gerektiği inancındayım. O yüzden hayatımızdan sanat ve edebiyat eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir