Bir Fransız Atasözü II

Bir Fransız atasözü vardır, ”Ezik burunlunun enfiye kesesi büyük olur,” diye. Peki bu atasözü bize ne anlatıyor. Örnekler üzerinden anlamaya çalışalım.

Bir insanın yaptığı işlerdeki tavrı, içinde yaşadıkları ve psikolojisinin genel anlamda bir yansımasıdır. Bunun, kişinin gündelik tavırlarından tutunda oturup kalkmasına, oturup kalkmasından tutunda sosyal çevresine kadar bir çok şekilde yansıması olabilir.

Örneğin muhatabınız size karşı agresif bir tutum takınmışsa ya yapmak istediği bir şeyi yapamamış, ya kendisine yapılan bir şeyi sindirememiş, ya da herhangi bir olumsuzluk yaşamıştır. Sonuç olarak bunu agresif, huysuz veya öfkeli bir portre ile dışa vurmuştur. O halde zahirde yaşanan her bir olayın batında mutlaka bir açıklaması vardır diyebiliriz.

Bununla beraber bizler her olayın iç yüzüne vakıf olamayabiliriz. Yine de bazı tahminlerimiz olur ama. Örneğin son dönemde hem siyaset hem de edebiyat dünyasında meydana gelen (ya da yeni açığa çıkmış) taciz olayları. Bu konunun bireysel olmayıp toplumsal olduğunu düşünüyorum. Yani cevapları bireyler üzerinden değil de toplum üzerinde arasak daha sağlıklı bir sonuca varabiliriz. Şöyle ki, insanların, toplumsal yozlaşmanın zirvesinde olduğumuz şu dönemlerde, fıtrat üstü ve abes fikir ve arzularının fireni patlamış durumda. Keza toplumsal fikir özgürlüğünü savunan bazı insanların, konumunun (gayet) gereği olarak bir görüşü eleştiren kimselere dava açıp suçladığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu açıdan baktığımızda, ne kendi görüşlerimizi, ne savunduklarımızı, ne yaptıklarımızı, ne de yapmak istediklerimizi güzel bir akıl süzgecinden geçirmediğimiz anlaşılıyor, diyebilirim sanırım.

Tüm bu anlatılanlar üzerine atasözüne dönecek olursak, ‘Ezik burunlu’ sıfatının zahire, ‘Enfiye kutusu büyük olur’ tabirinin de batına işaret ettiğini söyleyebiliriz. Zira bir kimsenin burnu (enfiye çekmekten) ezilmişse çok enfiye çektiği anlaşılır. Çok enfiye çekenin de bu ihtiyacı karşılayacak büyük bir keseye ihtiyacı olduğu aşikardır. Her zahirin bir batını olduğuna işaret eden bu atasözünün yansımalarına günümüzde çokça rastlamaktayız.

Sakarya'da oturuyorum İstanbul'da okuyorum. Okurum umarım bir gün yazar da olurum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir