Zülfü Livaneli’nin Lirik Romanı: Mutluluk

Zülfü Livaneli‘nin üçüncü romanı Mutluluk’tur. Eserin ilk baskısı Kasım 2002’de İstanbul’da Remzi Kitabevi tarafından gerçekleştirilmiştir. Mutluluk, bir dönem romanı niteliğindedir. Dönem romanları, dönemin sıkıntılarını, dertlerini anlatmasının yanı sıra, içinde bulunulan toplum hakkında da bize bilgi verir. Mutluluk‘ta da okur, Meryem- İrfan ve Cemal’in öykülerini okurken, aynı zamanda romanın geçtiği dönemi ve o dönem Türkiye’sini de tanır.


Romanda Meryem’in tarikat şeyhi olan amcası tarafından tecavüze uğraması ve sonrasında izbe bir ambara kapatılmasıyla başlayan olaylar, Meryem’i öldürme göreviyle karşı karşıya kalan kuzeni Cemal’in de olaylara dâhil oluşuyla devam eder. Ölümden kaçan bu ikilinin çıktıkları uzun yolculukta karşılarına, kendi varoluş problemlerini çözmek ve mutluluğa ulaşmak için sahip olduğu her şeyi geride bırakıp bu serüveni yaşamaya doğru yola çıkan Harvard mezunu bir Profesör olan İrfan Kurudal çıkar. Geçmişlerinden kaçan ve mutluluğu arayan bu üç isim, birbirlerinden farklı olan hikâyeleri ve değer yargılarıyla yüzleşmeye başlar. Romanda Meryem’le birlikte Cemal ve Profesör İrfan’da kaçmaktadır. Cemal, Güneydoğu Anadolu’da Gabar Dağları’ndan PKK terör örgütüyle savaşmış olmanın yarattığı psikolojik bunalımdan, Profesör ise İstanbul’un elit diye bilinen zengin fakat değersiz, lümpen yaşam tarzından kaçmaktadır. Yaşamlarını değiştirecek olayların sonunda Profesör, Meryem’e bir miktar para bırakarak Ege kıyısında bir kasabada yaşayan annesinin yanına döner. Meryem ise amcaoğlu Cemal’i İstanbul’a gönderip o kasabada karşılaştığı ve ailesiyle de yakınlık kurduğu bir delikanlı ile yeni bir hayata adım atma kararı alır. Üç farklı karakterin geride bıraktıkları yaşam öyküleri, arayış ve beklentileri ile birlikte arka fonda çağdaş Türkiye’nin gelenek/modernlik, tarih/bellek yitimi, laiklik/din değerleri arasındaki karmaşık gerçekliği, bu üç farklı karakterin ruh halleri üzerinden aktarılır. Livaneli, Türkiye’nin ve arkaik kültürünün betimlemesini yaparken bu ülkenin ve insanlarının ikilemlerini başarıyla yansıtır.

Modern Türkiye’de apayrı hayatlara sahip bireyler aracılığıyla bu ülkenin güzelliğini, şiddete meylini, kolektif itaatin, saygı ve onur kavramlarının insanları bir yaptırım içerisine nasıl sürüklediğini ve neticesinde mutlu bireyler olmalarını engellediğini gözler önüne sermektedir. Livaneli, bu çıkarımlara ulaşmamızı sağlarken bir yandan da şiddet içinde sevgiyi, sıcaklığı, umutsuzluk içinde umudu, kısıtlamalar içinde özgürlüğü tüm yoğunluğu ile bizlere hissettirir. Diğer romanlarında olduğu gibi Livaneli bu eserinde de her şeyden önce bir hoşgörü izleği etrafında bütün toplumların dinî veya siyasî fanatizme, ayrımcılığa düşmeden bir arada barış ve mutluluk içinde yaşamaları yönünde bir çağrıda bulunmuştur.

Evet rüyalar! Hayatının en büyük gerçeği; kendin olduğun ve gerçek bir insana dönüştüğün tek an. Yaşamındaki en samimi varoluş anı.

Mutluluk, Zülfü Livaneli

Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette. Ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığın hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti.

Mutluluk, Zülfü Livaneli

Hep başka insanların seni nasıl gördüğüne göre yaşadın. Çünkü kendin olmaya cesaretin yoktu.

Mutluluk, Zülfü Livaneli

Yazmaya on beş yaşımda şiirle başladım. Bu şiirler, ilk gençliğimin romantik tepkileriydi. Daha sonraları yalnızca kalemin ve dilin değil, bir alan olarak kâğıdın da imkânlarını sonuna kadar kullanmaya gayret ettim. İnsanın sözcükle her şeye ulaşabileceğini düşünen bir insanım. Çünkü söz yoksa insanı bir araya getiren bir şey de yok. Bir yerimiz varsa bu dünyada, o da birbirimizin sesini duymamız gerektiği inancındayım. O yüzden hayatımızdan sanat ve edebiyat eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir