Büyük Amiral

Hızır Reis, ya da daha çok bilinen adıyla Barbaros Hayrettin Paşa 1478 yılında Midilli adasında doğdu. Barbaros adını o dönemde Endülüs’ü ele geçiren Hıristiyanlar verdi. Kızıl sakal anlamına gelen bu ismi ondan korktukları için vermişlerdir. Kızıl Sakal ismi size de bir yerden tanıdık geldi mi? Karayip Korsanları filminde Hector Barbossa karakterine verilen isimdir bu. Zaten filmdeki bu karakteri Barbaros Hayrettin Paşa’dan esinlenmişlerdir. Görüldüğü gibi ismini de ona benzetmişlerdir. Hayrettin ismini ise Müslümanlara ettiği yardımlar sebebiyle dönemin padişahı Yavuz Sultan Selim Han vermiştir.

Barbaros Hayrettin Paşa henüz Hızır Reisken, ağabeyi ile yaşadığı şartlar onu gayri meşru denizci olmaya itmiştir. Bir başka deyişle korsanlığa. Ancak yaptığı şeye tam olarak korsanlık denemez, zira yalnızca başka korsanlara ve düşman gemilerine (Müslümanların toprağını işgal edip yağma etmiş kişilerin yüklü gemilerine) saldırı düzenleyip yağma yapardı. Bir gün yine böyle bir yağmada elde ettiği ganimeti dönemin sultanına arz etmek için kaptanlarından birini Âsitâne’ye (İstanbul’a) gönderir. Böylece devletle bizzat olmasa da resmi olarak ilk teması gerçekleştirmiş ve adını Âsitâne’ye duyurmuş olur.

Anlattığımız ve birazdan devam edeceğimiz bu vb. bilgileri Kadir Mısıroğlu’nun kaleminden Sebil Yayınlarından çıkan Barbaros Hayrettin Paşa isimli eserinden esinlenerek kaleme aldık. Eser 1515 yılından başlayıp Hayrettin Paşa’nın vefatına kadar geçen süreyi konu edinmektedir.

1515 yılında Muhyiddin Reis kaptanlığında ilk temas gerçekleşir. Sultan hediyeleri kabul edip selam selamet, hal hatır sorulduktan sonra konu Hızır ve Oruç Reis’in kim olduğuna gelir. Sultan kaptana, bu iki cengaverin kim olduklarını, nasıl olup da bu kadar güçlendiklerini ve amaçlarının ne olduğunu sorar. Muhyiddin Reis de bu iki kardeşin hikayesini anlatır. Böylece ilk temas başarıyla gerçekleşmiş, iyi bir izlenim oluşmuş, Hızır ve Oruç Reis’in faliyetlerine devlet tarafından destek mahiyetinde tasdik verilmiştir.

Hızır Reis bir çok yeri zapt etmiş, oralara Müslümanları yerleştirip sağlama almıştır. Yine zapt ettiği Cezayir bölgesini de kendisine merkez edinmiştir. Cezayirliler tarafından o kadar sevilir ki sürekli orada kalması istenir. O da birçok sefere çıkıp, birçok yeri fethetmesine rağmen yine de oraya dönmüş, orayı evi bilmiştir.

Yaptıklarının neticesinde nihayet dönemin padişahı Sultan Süleyman Han kendisini Âsitâne’ye davet etmiş ve kendisini Kaptan-ı Derya (bu günkü amiral) konumuna getirmiştir. Böylece Barbaros Hayrettin Paşa artık devlet adına sefere çıkıp denizlerde savaşmış, fetihler yapmıştır. En meşhur deniz savaşı olan Preveze Deniz Muharebesinde mutlak bir zafer elde edip dönemin İspanyol amirallerinden (ki kendisinin azılı düşmanıdır) Andrea Dorya’yı hüsrana uğratmıştır. Artık adını dünyaya duyuran Hayrettin Paşa ömrünü devletin merkezinde, Âsitâne de tamamlar. Nihayet ruhunu 1546 yılında, altmış sekiz yaşındayken hakka teslim eder. Şimdi naaşı İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunmaktadır.

Preveze Deniz Muharebesinden bir sahne

Kitabı genel hattıyla özetlemeye çalıştık. Bununla  beraber XVI. yüzyıl Osmanlısının kültür ve ince detaylarını da içinde bulacağınız kitapta, yer yer sizi şaşırtan, “Bu böyle miydi? Çok ilginç bir detaymış,” dedirtecek bilgileri ihtiva eden otuz bir yıllık –biraz da sulu-  bir tarih yüz seksen sayfada anlatılmaktadır. Bunun doğru olup olmadığını anlamanın bir yolu var, o da kitabı okumak. O halde merak edep okuyacak kimselere şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Sakarya'da oturuyorum İstanbul'da okuyorum. Okurum umarım bir gün yazar da olurum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir