Yok Edilemeyen Beden: Farkhunda

(6) Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.

Hucurat suresi, 6. Ayet

Puslu zihinlerin, körelmiş beyinlerin ve zifiri kalplerin düşmanı Farkhunda Melikzade… O, Ortadoğu’nun bağrına hançer gibi inen, hatırladıkça acı acı kanatan direnişin sembolü…

27 yaşındaki Farkhunda, Afganistan’ın başkenti Kabil’de din eğitimi veriyordu. İnsanları Kur’an’ın gerçek manasına yolculuğa çağırmak ve kadınları okumaya teşvik etmek için kendi hayatından ödün verecek kadar gözü karaydı!

19 Mart 2015 Perşembe günü, Şahi Doh Şamşira Camii’nin önünde muska satan bir din tüccarına denk geldi. Din kisvesi altında insanlara şifa ve umut vadeden adama tepki gösterdi. Çıkan tartışmada toplanan kalabalığa haykırarak umutlarını kullanan ve dini duygularını sömüren bu softaya inanmamalarını ve anlamsız  muskaların faydasız olduğunu anlatmaya çalıştı. Yegane yardımın Allah’tan istenmesi gerektiğini, parayla satın alınan duaların gülünç olduğunu söyledi.

“Bu kadın Kur’an yaktı!”

Karşısında bilgiyle harmanlanmış düşüncelere sahip bir kadın olduğunu fark eden din tüccarı, kendisiyle aynı düzeydeki halka “bu kadın Kur’an yaktı!” diyerek bağırdı. Ve o anda tarih gerilere, çok gerilere çekildi.

Cahiliyye dönemini bile gölgede bırakan sahneler yaşandı Afganistan topraklarında. Taliban’ın yıllarca hüküm sürdüğü bu topraklarda; yerleşmiş boş fikirleri, cahilliği, kadına olan düşmanlığı bir anda silip atmak kolay olmayacaktı.

Ve olmadı da…

Toplanan kalabalık, Farkhunda’yı önce taşlarla ve sopalarla acımasızca linç ettiler. Kana susamış cani eller, onu bir evin damına çıkarıp yere attı ve yerde tekmelerle vahşete devam ettiler. Kafasını ezmeye kalkıştılar koca koca taşlarla. O zihnin içerisinde asla mücadele edemeyecekleri fikirler vardı. Çünkü korktular; bir kadının bilen gözleriyle başbaşa kalmaktan…

Gözleri ve kalpleri kör olan kalabalık, Farkhunda’yı arabayla ezdi. Doymamışlardı… Ölü bedenden korkan cehalet topluluğu, cansız bedeni yaktı. Küle dönmüş vücudun karşısında sevinç gösterilerinde bulundular. Bilmiyorlardı ki yanan ve küle dönen bu vücudun, büyük bir devrimin başlangıcı olacağını..

Farkhunda’nın küle dönmüş bedeni, binlerce Afgan kadınının öfke seline dönüştü. Yıllarca süren bu erkek düzeninde ezilmeye, aşağılanmaya, bir eşya gibi alınıp satılmaya, tecavüze uğramaya karşı onun ölü bedeninde can bulan öfke seline…

Binlerce Kadın Bir ‘Kül’den Yeniden Doğmuştu!

Afgan sokaklarında gösteriler şimdi kadın hakları için yapılıyordu. Tepkiler çığ gibi büyüdü ve binlerce kadın bir “kül”den yeniden doğmuştu.
“Adalet istiyoruz” sloganlarıyla sokağa akın eden Afganlı kadınlar, karanlığa ışık oldular.
200’e yakın erkeğin korktuğu, silip yok etmeye çalıştıkları bir ‘can’; binlerce ‘can’da yaşıyordu şimdi..

Bu linç olayının tamamı, linci gerçekleştirenler tarafından kayda alındı ve internete yüklendi. Başta yerel polis olayı kapatmaya çalışsa da uluslararası basına taşınan görüntüler geniş kapsamlı bir araştırmayı başlattı ve görüldü ki, Farkhunda suçsuzdu. Olayın iftira olduğu ortaya çıktı…

Yapılan yargılamada 50 kişi yargılandı ve bunlardan 4 tanesi idam cezasına çarptırıldı. 8 idam cezası ise hapis cezasına çevrildi. Olaya müdahale etmeyen polislere de birer yıl hapis cezası verildi..

“Hakikatten yayılan ışığı seviyorlar, ama o ışık kendi yanılgılarını ortaya çıkardı mı ondan nefret ediyorlar. Çünkü aldatılmak istemiyorlar, aldatmak istiyorlar.”

Augustinus, İtiraflar