Yanılma ve Yanılsama

Uzun fırtınaların ardından bir yokuşu tırmanma vakti gelip çatmıştır ve sen tüm enerjini fırtına ile savaşarak tüketeli çok olmuştur. Bir düzlük ararsın veya bir ev. Düzlük ne demektir, ev neresidir mesela? Uyuduğumuz yer midir ev, kafamızın içi midir yoksa sadece kıyafetlerimizin olduğu yer midir? Kavramları irdelemek deliye döndürür mü insanı? Düşünürsün. Düşüncenin sonu yoktur, durağı yoktur. 

Düşünce mi daha çok yanılır yoksa his mi? Düşünce daha çok yanılır, diye düşünürsün. Oysaki bu da bir düşüncedir. Yine de düşünmeye devam edersin: Düşünce dediğimiz, yedi başlı yılanın tekidir. Öyle ki hangi düşünceye sahip olmak istersen beynin o düşünceyi destekleyen argümanlar çıkarmaktan hiç çekinmeyecektir. Bu birbirine tamamen zıt iki düşünce için de geçerli olabilir. Hemen örneklendirelim: Bir insan ailesinden ilgi gördüğünü düşünürse aklına bir veya birden fazla güzel anı gelebilecekken eğer ailesinden ilgi görmediğini düşünürse kendisini yalnız hissettiği zamanları hatırlayacaktır. Bu yüzden düşünceler yönünde çok iddialı olmamak lazım. Bu da bir düşünce olduğundan iddialı olmamak konusunda da çok iddialı olmamak lazım gelir. Konu dağıldı… Ne diyorduk? Hislerin yanılma payı, diyorduk, düşüncelere göre daha azdır çünkü yanlış düşünebilirsin fakat yanlış hissetmek diye bir olay varsa bile bu cümleleri yazan beyin, hafızasında bu duruma rastlayamadı. Bilen varsa bildirsin…

Yeni bir fikre ihtiyacı olmadığını düşünen insanların hislerinin yanılma payı diğer insanlardaki paydan yüksek midir? Bana ne ki bundan… Neden böyle sorular gelir aklıma, hiç anlamam. Yine de mutlak bir cevabı olmayan sorular hoşuma gider. Ne de olsa mutlak doğrular ve mutlak yanlışlar hiçbir zaman var olmamışlardır. Hem matematik de kısmen keşif, kısmen icattır. 

Bu kafa hiç susmaz. Zaten bir sussa sağ kulağında işitme problemi olan arkadaşımın, sağ tarafında oturan insanlardan cümlelerini yinelemesini sürekli istediği zamanlardaki gibi davranmayı keseceğim. 

Bize ortaokulda giriş, gelişme ve sonuç paragraflarından bahsettiler. Belli ki bu işte pek iyi değilim. Zaten demiştim ya, çok da iddialı olmamak lazım. Sonuçta “Sevdiğin kadar sevilirsin.” mısrası da “Ve zaten genellikle o daha az sever seni/Senin onu sevdiğinden.” mısraları da Can Yücel’e aittir. 

Çok da ehemmiyetli değil.

Hayat bir yanılsamadır ve bu da dahil olmak üzere bütün bitişler bir veda gerektirebilir. Fakat ne yazık, bunun için bir veda cümlem bile yok. 

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Bir yorum girin
Adınız

Exit mobile version