Tadı Damakta

☕ 4 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

Yeteneğinin üstünü örten düşünceler, bu akşam da onu masada yalnız bırakmadı. Saatler öncesine işleyen zihin, ağzını yüzünü buruşturmuş, elini çenesine koymuş, ekşi bir yemeği yer gibiydi. Ne var ki bu ekşi surat tanıdıklığıyla en yakın akrabaydı. Kanına girdiği zaman zehrini hissetmek şöyle dursun bir parçan haline gelirdi.

Genç kadın bunlardan habersiz suyunu yudumlarken fark etti, doymuştu. Masadan birer ikişer tabakları topladı. Bulaşıkları yıkadı. Eline çayını alıp koltuğa kendini bırakmasına, rahat bir oh eşlik etti. İş yerinde yaşadığı olayları gözünün önünden alışılmışlığın verdiği çabuklukla geçirdi. Kişiler arasında yoklama yapıldı. Geçenler, kalanlar, artı-eksi alanlar… Bir kişi dışında herkes notunu aldı. Karnı leziz bir yemekle doluydu, aklı çürük düşüncelerle. Senelerce aklını açıp, çürükleri çöpe atmayı beceremedi. Akıp giden zaman, kapıyı ne zaman çalacaktı?

OKU  Celal Şengör Kimdir?

Geçmişin yükü aklını bastırıyor, ne yapacağına karar veremiyordu. Evin bunaltıcı havası balkon kapısına yönlendirdi onu. Kapıyı açarken bu sabah önemli bir sunumda yaptığı hatayı düşünüyordu ki ayak serçe parmağında keskin bir acı hissetti. Balkon kapısı parmağına çarpmıştı. ‘Ah’ diye bağırarak demin kalktığı koltuğa oturdu. Minik parmağına ağır gelen acıyı dişlerini sıkarak hafifletmeye çalışıyordu. Bir süre ellerini birleştirip başını yere eğmiş bekledi. Zamanla kenetlenmiş dişlerini rahat bırakmış, sıktığı elini gevşetmişti. Yüzünde acının bıraktığı çizgiler teker teker kayboluyordu. Suratı ifadesiz olmakla birlikte yüzünü kaldırıp gözünü açtığında, gözlerinde parlayan ışık, çok uzaktan gelen kıymetli bir misafire benziyordu. Onu en iyi şekilde ağırlamak, fikirlerinden faydalanmak için sıkça soru sormak, renkli nevresimlerini serip rahat bir yatakta uyutmak, uzun süre kalması için ellerine kapanıp dil dökmek istiyordu. Sunumu, iş yerindeki kişileri bir kenara bırakmış, yediği yemeğin lezzetinin yeni yeni farkına varmıştı. Kısa zamanda şunu bunu ekleyip karıştırarak ortaya şahane bir tabak çıkarmıştı. Yeteneğini kapatan kırmızı perdeyi açtı, sahnenin ortasına aldı ve alkışladı. Odada varlığını unuttuğu sehpanın rengi konusunda doğru karar verdiğini şimdi anladı. Saate bakmak için telefonunu kullanmadı. Bundan önce, duvarda duran eski saatle en son ne zaman göz göze geldiğini hatırlamıyordu. O an saatin ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Olgunluğun, görmüşlüğün, yıpranmışlığın verdiği yılları ne kadar zarif taşıyordu. Etrafındaki her eşya, kendisiyle konuşuyordu. Güldü kendi kendine. Büyülenmişti sanki. Çöp kovasının kokuları yerini yaz sabahı rüzgarının getirdiği çiçek kokusuna bıraktı. Ev bunaltıcı değildi çünkü o rüzgarı hissediyordu. Yine güldü.

Hayatın koşuşturması içinde kaybolan genç kadını, minicik parmağın kendinden büyük işe kalkışması rüyasından uyandırdı. Acının sonunda sağlığı, kaybettiği anlarda zamanı, tadını varmadan yediği yemekte ustalığı tuttu ve bırakmadı.

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Senanur Kara
Senanur Kara
'Ya okunmaya değer bir şey yaz ya da yazılmaya değer bir şey yap.' İkinci yolu bilemem fakat ilki için buradayım. 18 yaşındayım. Tıp fakültesinde okuyorum. Sanat, bilim, spor ilgimi çeken alanlar.

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar