Tablo

Tablo deyince ne geliyor aklınıza?

Büyük ihtimalle duvarda asılı duran resim, manzara, hat sanatı ile yazılmış sözler, aile fotoğrafları,hediye gelmiş hatıralar… Evet zahirde bunlar vardır. Kimi insanların duvarları dolup taşar, kimilerinin sadece bir saati vardır ya da takvimi, kimilerinin ise hiç bir şeyi, belki bir evi bile yoktur. Bu cümle ne kadar acı değil mi? “Belki bir evi bile yoktur.” Sığınacağı bir yer tutunacağı bir dal… Evi olmayan kişilerin evinin olmamasından ziyade bu durumun farkında olup umursamayan güruh daha acınası bir halde. Zira “Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir.” diyen bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia eden binlerce insan varken umarsızca yaşamaları şahsıma göre ölü bir hayatı yaşadıklarını göstergesidir.

Bir insanın düşüncelerini evinin duvarlarından anlayabilirsiniz. Bir nevi iç dünyasını oraya yansıtmıştır. Duvarlarının kirli mi yoksa temiz olması bile kişinin titizliğinin bir göstergesidir ya da duvarların rengi zevklerini temsil eder bir nevi. Zira duvarlar saklanamaz. Sınır belirler, seviye koyar. Çizgilerinin, hassasiyetlerinin olduğunu gösterir.

Kimilerinin duvarlar umrunda değildir. Onları ilgilendiren sadece tavanlardır. Bir yere ya da yatağa uzanırlar. Gözleri açıktır, saatlerce tavanı seyredebilirler. Saatlerce… Gece gündüz farketmez. Öylece seyrederler. Seyrederken bazen gözlerinden yaşlar süzülür, buruk bir tebessüm olur dudaklarında; tavanda canlanır mazileri… Yutkunurlar kalkıp su içmeye mecalleri yoktur. Ta ki biri odaya girene kadar o an her şey değişir. Hiç bir şey olmamış gibi kalkarlar devam ederler hayatlarına zira ne gidenle gidilmiştir, ne kalanla kalınmıştır. Kimi kendini kandırır, kimi isyan eder, kimi sabreder, kimi sığınacak başka bir liman arar.

Tavanlar zahirde boştur, dolduranın iç dünyası ne kadar doluysa o kadardır ve kimse baktığında bir şey göremez aynı tablolar gibi. Tabloya bakarsın a dersin ne hoş bir tablo. Aynı bir insanın yüzüne bakıp sadece yüzüne bakıp ama ne hoş ne güzel bir insan denildiği gibi. Evet çünkü biz çok severiz görünüşe iltifat etmeye. İçine girildiğinde ise kaçarız arkamıza bakmadan, kıvırmaya başlarız. Başlangıçta merak ederiz, öğrenince fossss diye bir ses çıkar. Çoğu insanın bu durumu yaşadığını düşünüyorum. Bu sebeple insanlar duvar örerler insanlara karşı. Sınır belirlerler, herkes dost olamaz benle derler haklılar da bence. Herkesin bir tavanı var, herkesin bir duvarı da… Sazan gibi atlayıp girmeye çalışmayın. Tablolara bakın geçin!