Sessiz Çığlık

İçinden geldiği gibi çığlık atmak istemenin cinsiyeti, yaşı ve rengi yoktur. Yaşanmışlıkların birikiminden oluşan hisle birlikte avazın çıktığı kadar bağırarak, içindekini dışarı atarak kurtulma ve rahatlama isteğinden oluşur. Kimileri bunu bile yapamaz. İşte en acısı da budur aslında.

Ben buna ‘’sessiz çığlık’’ diyorum. Yaşadıkça öğreniyor nihayetinde insan. Başlarda tuhaf geliyor. Bir süre sonra, işin garip kısmı, alışkanlığın getirdiği çaresizlikle birlikte hoşuna gitmeye başlıyor. Çünkü kimseye bu çığlığı yansıtmadan içinde yaşayıp bitiriyorsun. Fark etmeden, her seferinde içine bir damla zehir akıtıyorsun sanki. Zaman geçtikçe bu seni yavaş yavaş bitiriyor. Söylemek istediğin fakat zamanında içine, bedenine hapsolmuş sözcükler sarıyor bütün hücrelerini, kemiklerini ve bütün benliğini.

Oysa ne gerek var değil mi buna? Ne olurdu o sözcükler birikmeden dışarı çıksa? Daha iyi olmaz mıydı? Kaç defa sessizce attın o çığlı duyan olmadı? Kaç defa bir damla daha zehir akıttın içine? Kaç defa ‘’hayır’’ diyemedin karşındakine? Ne çok sevdin değil mi onları? Kırmak istemedin, üzmek ya da incitmek…

Peki ya sen? Sana ne oldu? Sen üzülmedin mi? Kalbin kırılmadı mı? Bütün tadın tuzun kaçmadı mı?

Böyle devam edersen daha çok kaçacak emin ol. Bir gün, o sessiz çığlıkları da saklayacaksın içinde diğer birikmişler gibi, zamanı gelince onlar da taşacak. Belki, bu sefer de yeni mutsuzluklar keşfedeceksin, bunları bastırmak için yeni çözümler. Bunu yapmadığını varsayarsak çok büyük öfke patlamaları yaşayan veya çevrendeki herkese karşı aşırı derece ön yargılı, ters davranan, mutsuzluğunu en derine kadar yansıtan biri olacaksın. Kısacası ‘yaşayamayacaksın‘.

Bu gibi durumlarda çok sevdiğim bir söz gelir aklıma;
‘’Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir, çoğu insan sadece var olur.’’ (Oscar Wilde)

Peki ya sen hangisisin?

Yaşayan mı, yoksa var olan mı?

Ya da hangisi olmak isterdin?

Ben yaşadığını sanan ve koca yirmi beş yılını böyle geçirmiş birini tanıyorum, çok yakından. Ona sorduğum zaman sen hangisisin diye ‘’ben koca bir varlıktan çıkmış, yaşayan biriyim’’ diyor. İnan bunu değiştirmek onun için de çok zormuş. Hayatta ne kolay ki zaten?

Nasıl kurtulabilirim bu sessiz çığlıklardan? Nasıl yaşayan olabilirim?

Önce durumu kabullenmen gerek. Beynin şu an sana ‘’ben yapamam ya, o kadar kolay değil, buna harcayacak vaktim yok’’ gibi cümleler kurabilir. Olumsuz sorular sorabilir. ‘’Nereden çıktı şimdi bu? Ne gerek vardı? Yapması kolay mı sanki? Hemen olacak şey mi bu?’’ gibi. Sen o soruları, hatta hayatındaki bütün soruların soruş biçimini değiştir. Asla soru sormaktan vazgeçme. Örneğin; ‘’Bu yazıya denk gelmememin bir sebebi var mı? Buna ihtiyacım olduğunu nasıl anlayabilirim? Bunu nasıl kendim için kolay bir hale getirebilirim? Hemen kısa sürede yapabilmemin yolu nelerdir?’’ Olumsuz sesler şimdi ya da daha sonra devam edebilir. Fakat sen bunları bir toz bulutunu dağıtır gibi zihninde dağıt ve içindeki ‘’Sen’’ kısmına odaklan. Gerçekten isteyip olmak istediğimiz kişinin gerçek inanç ve fikirlerini benimseyerek korkmadan her şeyi göze alarak, defalarca kez tekrar ederek olabiliriz.

Başlarda alışkanlıklarımız bizi fazlasıyla zorlayabilir. Spor salonu gibi düşünün. Bir hevesle yazılıp her eksiğinizi alıp iki, üç gün en fazla bir hafta gidip bırakmak gibi. Hızlıca karar verip başlayıp yorgunluk ve beyninizin farklı odakları, bahaneleri sizi pes etme eşiğine getirebilir. Burada ‘’Acı yok Rocky’’ diyerek ayağa kalkın ve devam edin. Çünkü alışkanlıklardan vazgeçmek kolay değildir.

‘’Önce biz alışkanlıklarımızı oluştururuz, sonra da alışkanlıklarımız bizi.’’ (John Dryden)

Bunun bilinci ile kendini keşfederek, her adımda olmak istediğin kişiye yaklaş. Yoksa ne o sessiz çığlıklar biter ne de karşılaştığın sorunlar. Elbette ki hayatın boyunca sorunsuz yaşayacaksın diyemez kimse. Sorunlarla baş ederken onlara çözüm bularak, sorunların sizi yıpratıp hayata karşı motivasyonunuzu düşürmesine engel olabilirsiniz. Onlara düşman gibi bakmaktan vazgeçin. Siz gerçekten ‘’Siz’’ olursanız bu hayatta yaşayan olabilirsiniz. Buna kimsenin engel olmasına izin vermeyin. En başta kendiniz.

Ben kendime engel olma ile ilgili tohumları zihnime çok küçükken ilkokul öğretmenim sayesinde atmıştım. Sıradan bir okul günüydü. Arka bahçede arkadaşlarımla oyun oynuyorduk. Çocuksun elbet anlaşmazlık ya da oyun bozanlık oluyor aramızda sıkça. Yine onlardan birini yaşadık ama bu sefer ki beni daha çok etkilemişti. Arkadaşlarımla yaşadığım bir problem yüzünden kendimi çok kötü hissetmiştim. Bunu sınıf öğretmenim görmüş. O zaman İlkokul dördüncü sınıfa gidiyorum. Hiç unutmam öğretmenim yanıma gelip bana ‘’İyi misin?’’ diye sormuştu. Kendimi biraz anlatmak isterken içimden bir an ‘’Çaresizim’’ demek geldi ve söyledim. Oda bana bakarak gülümsedi ve ‘’Çaresizseniz, çare sizsiniz’’ dedi. Aradan seneler geçti ama öğretmenimin o söyledikleri ve ses tonu çaresiz hissettiğim her an aklıma gelir. Gerçekten hayatta böyle aslında. Aynı kelime içinde olabiliyor bazen sorunun çözümü. Bazen siz bunun böyle olduğunu düşünmüyor olabilirsiniz ama benim emin olduğum bir şey var. Uzaklarda ve başkalarında aradığımız o mucizevi çözümler sandığımız kadar uzakta olmayabilir. Nihayetinde yaşayan olmak için her şeye en yakından başlamak lazım. En içten, en bizden…

’Yumurta dışarıdan kırılırsa ölüme, içeriden kırılırsa yaşama dönüşür.’’ (Tayfun Topaloğlu)

Mertcan Sezer
Merhabalar,Ben Mertcan Sezer. Muğla/Dalaman doğumluyum. Yeditepe Üniversitesi'nde aldığım eğitimler sonucunda Uluslararası Yaşam Koçu / NLP Master oldum ve  güncel olarak belirttiğim alanlarda bireysel koçluk, eğitmenlik yapmaktayım. Akademik hayatıma İstanbul Üniversitesi - Sosyoloji bölümünde devam etmekteyim.Hayatım şu an gözlemlediğim herkes kadar ''Yaşamak istenilmeyecek'' bir haldeydi. İntihar etmek isteyen ve eyleme geçmiş birinden şimdi bir gün dahi kayıp etmek istemeyen her anı dolu dolu yaşan biri olmanın sırlarını paylaşıyorum. Ne kadar çok insan hayattan zevk alırsa o kadar mutluluk ve enerji doluyorum. Bu hayat bize verilen bir armağan, hemde tek sefer verilen. Bunun değerini bilmesi için herkese değmeye, onların kalplerine dokunmaya çalışıyorum. Çünkü;Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur.                         Oscar Wİlde