Öfke Çaresiz Bir Duygudur: Relatos Salvajes

Öfke nedir, nereden doğar ve nelere yol açar?

Her birinde bu ve bunun gibi sorulara estetik cevaplar alacağınız altı küçük filmden oluşan bir yapım: Asabiyim Ben.

Orijinal ismiyle Relatos Salvajes, 2014 yapımı, Arjantin-İspanyol ortak yapımı, 120 dakikaya sığdırılmış altı ayrı hikâyeden oluşan bir film. Meraklısının her yerden bulabileceği prestijli ödül isimlerini de geçip hikâyelerimizin içeriğine, işlenişin üslubuna geçelim.

Bir uçaktasınız ve havadayken uçaktaki yolcuların tamamının ortak bir tanıdığının olduğu fark ediliyor. Bir yolcu mevzubahis kişinin terapisti, diğer yolcu eski bir arkadaşı, diğeri eski kız arkadaşı, diğeri bir zamanlarki müzik hocası… Herkes bir şaşkınlık ve merak içinde kalakalıyor. Fakat yolcuların arasında herkesin bir yerden tanıdığı o adam yok. Böyle bir durumda yolcularla ortak özelliğinizin, şu an uçağı kullanan kişiye hayatınızın herhangi bir zamanında kötü davranmış olmasını muhtemelen istemezdiniz.

Hayatı boyunca öteki olmayı deneyimlemiş bireyin yaşadığı bunalım, duyduğu öfke ve içinde baş gösteren intikam ateşi bu kadar kısa sürede bu kadar etkileyici anlatılabilirdi. Filmimiz böylece sağlam bir giriş yapmış oluyor.

İkinci hikâyemizdeyse faizci bir adamın, bir zamanlar ölümüne sebep olduğu birinin kızıyla yıllar sonra bir lokantada karşılaşması işlenmiş. Ukala faizci artık büyümüş olan kadını tanımaz fakat lokantada garson olan kadın onu tanır. İçindeki nefreti filizlenen kadın karakterimiz, istediği yemeğe zehir koymak üzere adamı öldürmeyi düşünür fakat çekimserdir. Fikrini açtığı mutfaktaki yaşlı kadın ise hiç çekimser değildir, onu kesinlikle öldürmesi gerektiğini düşünür. Kişisel düşüncem, diğerlerinin yanında biraz sönük kalsa da hayatın içinden cımbızlanmış gayet başarılı bir kesit.

Issız otobanda iki sürücünün amansız kavgasını ele alan üçüncü hikâye izleyiciyi ekranın başına kilitliyor. Sinemanın tüm avantajlarını kullanarak izleyiciyi gerim gerim geren bir özelliğe sahip. Aynı zamanda muhteşem bir final cümlesine yer veren film tutku, aşk, sevgi ile öfke arasında nasıl ince bir çizgi olduğunu, hayatın çemberliğini, yaşamın tuhaflığını alaycı bir şekilde gözler önüne seriyor.

İşlemeyen bürokrasiye ve haksız uygulamalara duyulan öfkeyi işleyen dördüncü hikâyemizde ise öfkenin çıkış noktası ve başlıkta belirttiğim öfkenin çaresizliği biraz daha belirginleşiyor. Çünkü haksızlıklar yanına kanunları almış durumda. Bireysel karşı koyma ve öfkelenmenin pek de kâr etmediği bir durum. Film boyunca tanıdık gelen aksak bürokrasinin, ne yazık ki evrensel olduğuna şahit oluyoruz. Fakat kahramanımız pek pasifize biri değil. Arabasını park ettiği hiçbir yerde park yasağı ibaresi olmayışı, buna rağmen sürekli olarak arabasının çekilişi ve her defasında ceza ödeyip memurların ukalalıklarına maruz kalışına sessiz kalacak bir karakter yok karşımızda. Eşinden ve işinden olan mühendis kahramanımızın öfkesinin dışavurumu ve toplumun buna bakış açısı nasıl olacaktır? Can alıcı bir noktaya değinen harika bir film.

Alkollüyken hamile bir kadına arabayla çarpıp öldüren oğlunu kurtarmaya çalışan, bunun için evin bahçıvanına suçu üstüne almasını ve ona epeyce para vermeyi teklif eden bir adam var beşinci hikâyemizde. (Hayır, Yeşilçam klişesi değil.) İşi yürütmesi için görev alan ailenin avukatı, suçu üstüne alacak olan evin bahçıvanı, olayı anlayan fakat rüşvet karşısında ses etmeyecek olan polis ve zengin adam arasında kıyasıya bir pazarlık başlar. Biri daha fazla para talep edince ötekinin “onun hakkıysa benim de hakkım” diye atladığı, sürekli tek zarar edenin zengin adamın olduğu çirkin bir pazarlığın içinde buluruz kendimizi. Fakat beklenmedik ve şahane bir finale sahip olan film, bize boş planlarımızın hayatın işleyişinin yanında trajikomik, ahmakça tasarılar olduğunu, an meselesiyle hepsinin yok olabileceğini gösteriyor.

İnsan psikolojisinin ve hayatın nasıl karmaşık olabileceğini gösteren son filmimiz bir düğünde geçiyor. Uzun zaman önce kocasının kendisini, kendi düğün gecesinde gördüğü bir kadınla aldattığını düğün sırasında öğrenen bir kadının içinden nasıl bir canavar çıkabilir? Dahası nasıl bir rezalet çıkabilir ve bu rezalet nasıl toparlanabilir? Belki toparlanamaz fakat karmaşık, saçma ve bir o kadar da gerçek,(çok zaman şahit oluyoruz ki gerçekler saçma olabiliyor) eğlenceli bir film olabilir.

İnsanı ve öfkeyi merkeze alan bu gerçek ve etkileyici filmi mutlaka listenize ekleyin, pişman olmazsınız. Öfkeyi ve diğer tüm duyguları yaşamın hakkını verebilmek için yoğunca tadabilmeniz dileğiyle, iyi seyirler.