Memento: Akıl Defteri Filminin Fizyolojik Açıdan Analizi


2000 yılında gösterime girmiş olan bu film tam bir başyapıt.
Yönetmenin muhteşem kurgusuyla geriye dönük olay çözümlemesi yapılmış. Karakterimiz Leonard’ın yaşamış olduğu kazadan (eşine tecavüz eden bir adamın başını duvara hızlı şekilde çarpması) sonra hafızasında uzun süre bir şey tutamıyor. Birkaç dakika içerisinde yaşadığı her şeyi unutuyor. Kazadan önceki hayatını, kim olduğunu, eşini ve işlevsel özelliklerini biliyor. Ancak yeni bilgi depolama işlevi yok. Böylece hayatı yaşamak çok zor bir hal alıyor. Bedenine yaptırdığı dövmelerle ve fotoğrafını çekip altına yazdığı notlarla bu hastalığını azaltmaya çalışıyor. Ve hafızanın yaşamak için ne kadar önemli olduğunu anlıyorum.

Şimdi hastalığına gelecek olursak, filmde Leonard amnezi değilim diyor. Fakat araştırdığım zaman ileriye dönük amnezi türü belirtilerini yaşadığını gözlemliyorum.
İleriye dönük ‘antegrad amnezi’ genellikle beynin iki tarafındaki temporal loblarda kulaklara yakın olan hipokampüs bölgesinin hasar görmesi sonucu oluşur. Bu bölge hafıza oluşturmada önemli role sahiptir.
Bu beyin bölgesi, olayların ve gerçeklerin, frontal lobda daha kalıcı olarak saklanana kadar geçici olarak saklandığı bir geçit görevi görür. Hipokampüsü kısa süreli hafıza için bir depolama alanı gibi düşünebiliriz.
Bununla birlikte, hipokampus anterograd amnezi ile ilgili en önemli bölge gibi görünse de, yeni çalışmalar diğer beyin yapılarının da rol oynadığını göstermektedir. Özellikle, bazal ön beyin hasarı da hafıza oluşumu sürecini kesiyor gibi görünüyor.


Bu alan, ilgili fonksiyonların başlatılması ve modüle edilmesi, hafıza fonksiyonu için çok önemli bir madde olan asetilkolin üretiminden sorumludur. Bazal ön beyin en sık görülen beyin hasarı türü, sıklıkla anterograd amnezi ile ilişkili olan bir anevrizmadır.

İleriye dönük amnezi de bildirimsel bellek devre dışı kalıyor. Ancak işlemsel bellek zarar görmüyor. Filmde de olduğu gibi araba sürmeyi unutmuyor fakat arabayı nereye koyduğunu ya da arabasının nasıl olduğunu unutabiliyor. Yani önceden öğrendiği beceriler aynen kalıyor. Burada hastanın beynin hafıza merkezi hipokampüs zarar gördüğü için yeni bilgiler depolanamıyor.


Hafıza kaybı ciddi bir sorundur ve insanların yaşamında büyük bir boşluk hissi yaratır. Anılarımız varlığımızın, kimliğimizin, ilişkilerimizin, umutlarımızın ve hayallerimizin temelini oluşturur. Onları yitirdiğimizde aslında kendimizi de yitirmiş oluruz.