Kulaklık ve Yabancılaşma

Kablolu, kablosuz, kulak içi, kulak üstü…
Sarı, mavi, kırmızı…
Ve daha birçok sıfat tanımlaması yapabiliriz.
Neyden mi bahsediyorum?
Evet! Kulaklıklardan bahsediyorum. Artık birçok yaştan birçok insanın yanından ayırmadığı bu önemli aksesuar.
Adeta hayatımızın her alanında. Metroda, otobüste, yolda, pazarda…
Mutlaka hepimiz bunu fark etmişizdir ya da bizde o kulaklığı yanından ayırmayanlardanız.

Peki ama neden kulaklıklarımız hep yanımızda?
İçimizdeki büyük müzik dinleme aşkından mı?
Ya da dizi-film merakı?
Kim bilir?
Belkide kulaklığın verdiği imajla ilgilidir?

Peki kulaklıklar bize ne diyor?
(Burada birçok kişiyi tenzih ederek) Kulaklık bize: “Dış dünyaya kapalıyım, bana dokunmayın, beni kendi halime bırakın, işinize bakın, dünya yansa umurumda değil.” Örnekler çoğaltılabilir elbette. Gibi şeyler söylüyor.

Peki bunun ne zararı var?
Zararı belki de şudur: artık birbirimize iyice yabancılaşıyoruz ve kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Mutsuz ve kötü insan ilişkilerini beraberinde getiren modern dünyanın at gözlükleri gibi sanki.
Modern, yabancı, tahammülsüz, nefret, şiddet ve belki de en önemlisi yalnız, yapayalnız toplumlar.