Kırk İkinci Gece

Öykü

“Kırk bir muhteşem caddeden geçtim,” Görüyor musun, işte bundan bahsediyorum.. Bir cümle bile insanı koca bir hayale düşürmeye yetiyor. Cümleye bak, al çayını, kahveni içe içe bu cümleyi düşün. Doğalgaz faturasını ödemiş olsaydın içerdin belki. Gerçi sular da kesik sayende. Bırak artık cümle kovalamayı, hayali de iş ara iş! Belki de mistik bir anlamı var. Düşünsene, üç ülkedeki yedi şehrin kırk bir caddesinde anlam arama yolculuğuna işaret ediyor olabilir. İşaret etse ne olacak. Bir çift ayakkabın var onların da tabanı delik. Ya da şunu düşün, kırk bir muhteşem cadde gezmiş yazar ve kırk ikinci caddeye geliyor ama cadde koca bir harabe. O anda caddede sevgili görünüyor ve anlıyor ki kırk bir cadde harabe, kırk ikinci cadde muhteşem. Bunları hayal edeceğine çalışsaydın da asıl senin hayatın harabe değil muhteşem olurdu. O zaman sen de görürdün sevgilini. Bak, yazar burada 41 muhteşem caddeden geçtim diye 42. yaş gününde şimdiye kadar yaşadığı zamanın güzelliğini anlatıyor olabilir. Sorumluluklarından kitaplara kaçmasaydın sen de geçerdin öyle muhteşem yıllardan. Kitaplara kaçmaktan başka çarem mi var Allah aşkına? Kaçmaya çalışmamak zaten çarenin kendisiydi. Kaçacak kadar korkak olduğun için bu haldesin. Sus! Yeter! Benim de gücüm bu kadar işte! Bu kadar!
Tak, tak, tak… Şule’nin topuk sesleri apartmanın içinde yankılandı. Elektriklerin kesik olduğunu bildiği için zile basmaya yeltenmedi bile, anahtarı ile direkt açtı kapıyı. Daireye girer girmez içerideki ağır koku yüzünden afalladı, avucuyla ağız ve burnunu kapattı. Dairede mum ışığı bile göremeyince telefonunun flaşını açtı. İlk adım attığı yer kaygan olduğu için sendeledi ama düşmedi, yere baktı. Kan! İzleri takip etti. Elinde tuttuğu ışığın yansımasıyla yerin ayna parçalarıyla kaplı olduğunu fark etti. İzler ve parçalar salona doğru gidiyordu kavga çıkmış gibiydi. Koridorun sonundaki duvarın üstünde sekiz tane beşli çizgi ile yanında ayrı iki çizgi daha gördü. Çizgilerin altında koyu kırmızı bir yazı vardı, “Kırk bir karanlık caddeden geçtim, ecelim oldu kırk ikincisi.”

Sezer Özer
Hayatı anlamak, yaşamak ve yaşatmak için öğrenip paylaşan biri.