Derinlik ve Uzaklık Algısı Nedir?

Nesneleri algılama yeteneğimiz kadar günlük hayatımızı kolaylaştıran bir diğer önemli iki etmen de derinlik ve uzaklık algısıdır. Günlük hayatta bu iki kavramı sürekli değerlendiririz. Ağaçlık bir yerden geçerken uzaklık algımız ağaçlara çarpmaktan kaçınmamıza yardım ederken, yolda yağmur suyunun birikmiş olduğu bir çukuru görünce bunun atlayarak mı ya da basılarak mı geçeceğine karar vermek için de derinlik algımızı kullanırız. Önemli bir algısal olgu olarak, derinlik ve uzaklık algısı, nesneleri üç boyutlu ve değişken uzaklıklarda konumlanmış olarak tanıma yeteneğidir (Uba ve Huang, 1999; s.108). Nesnelerin uzaklık ve derinliğini belirlemek için hem tek gözümüze bağlı algısal ipuçlarını hem de iki göze bağlı algısal ipuçlarını kullanırız. Yeri gelmişken şuna değinmek istiyorum; iki göze bağlı ipuçlarını kullanan canlılar tek göze bağlı ipuçlarını kullananlara göre fiziksel üstünlüklere sahiptir. İki göze sahip olmak özellikle nesneler göreli olarak yakın oldukları zaman uzaklık ve derinlikle ilgili daha doğru kararlar vermemizi sağlarlar. Şimdi sırasıyla bu kavramları özetleyecek olursam “Tek göze bağlı ipuçlarından” başlamak istiyorum: Bu özellik sayesinde iki boyutlu kağıt üzerindeki resimde derinlik ve uzaklığı hissederiz. Bu ipuçları kısacası örtüşme, doğrusal perspektif, ufuk perspektifi, yükseklik ve dokunum ipucudur.
Örtüşmede; bir cisim diğerinin kısmen önüne geçer veya onu kapatırsa arkada kalan nesne uzakta, onu örten ise daha yakında algılanır.
Uzayan iki paralel çizginin ufukta bir noktada birleşiyormuş gibi görünmesi ise diğer bir uzaklık ve derinlik ipucu olan doğrusal perspektif ile ilgilidir. Ufuk perspektifini şu örnekle açıklamak mümkün aslında; açık bir günde dağlar, hatlarının bulanık olduğu sisli bir günden daha yakın görülür. Bir cismin yüksekliği de derinlik ipucu olarak hizmet eder; ufuk çizgisine bağlı olarak görsel alanda bir nesne ne kadar yüksekte durursa o nesne daha uzak olarak algılanır. Bu konu için bir diğer yararlı tek göze bağlı ipucu da dokunum ipucudur. Daha ayrıntısını görebildiğimiz nesneleri yakında, nesnelerin ayrıntılarının giderek silikleştiği ve kaybolduğu durumda nesneyi daha uzakta algılarız. Uzaklık artıkça, orijinal dokunumun nasıl olduğu ayırt edilemez olur. Bir sahilde çakıl taşlarının tam olarak seçildiği yerler yakın, gitgide sıklaştığı ve tek tek ayırt edilemez olduğu yerleri uzak algılarız. Yukarıda ele aldığım konular sadece tek gözün faaliyetine bağlıdır. At, eşek ve balık gibi pek çok hayvan sadece bu ipucunu kullanır. Bu canlılarda iki göz olmasına rağmen gözler yanlarda ve birbirinden baya ayrık mesafede olduğu için iki görsel alan örtüşmez. İnsanlar ve maymunlar ile aslan, kaplan ve kurt gibi pek çok avcı hayvanın bu hayvanlara göre fiziksel üstünlükleri vardır. Her iki göz başın önünde yer aldığı için, görsel alanlar örtüşür. Stereoskopik görme uzaklık ve derinlik algısını daha doğru yapan iki retinal görüntünün birleşmesinden ortaya çıkar. Gözlerimiz yaklaşık olarak birbirinden birkaç cm uzakta olduğu için, her bir göz nesnelerin oldukça farklı bir görüntüsüne sahiptir. Sol taraftaki gözümüz nesnelerin sol tarafı hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlarken sağ taraftaki gözümüz de nesnelerin sağ tarafı ile ilgili ayrıntılı bilgi sağlar. Bu farka retinal ayrılık denir. İki göze bağlı ipuçlarından biri, gözlerin kavuşmasını kontrol eden kaslardan gelir. Bize çok yakın nesnelere baktığımız zaman gözlerimiz daha içe ve birbirine doğru dönerek kavuşma eğilimi gösterir. Mesela bir kalemi burnumuzun hemen ucuna alıp bakarsak görüntü çok yakın olacağı için gözler birbirine kavuşur ve tek bir görüntü alır. Bunu deneyerek görebiliriz. Bu konu hakkında son olarak değinmek istediğim bir diğer şey ise sesin hangi taraftan geldiğidir. Nasıl ki görsel derinlik ve uzaklığı sağlamak için tek ve iki göze bağlı ipuçlarından yararlanıyorsak, sesin kaynağını belirlemek için de tek ve iki kulağa bağlı ipuçlarını kullanırız.
Tek kulağa bağlı ipuçlarından birinde sesin yüksekliğindeki değişiklikler uzaklıktaki değişikliklere aktarılarak, yüksek sesler kısık seslerden daha yakın olarak algılanır. İki kulağa bağlı ipuçları ise başın bir tarafına uzakta olan sesler bu kulağa, diğerine göre biraz daha geç ulaşır ilkesine göre çalışır. Beyin iki kulağa ulaşan ses dalgaları arasındaki farkı işler ve bunu sesin kaynağı ve yeri ile ilgili doğru kararları vermek için kullanır. Pek çok insan var ki görme eksikliklerini sesleri algılama yeteneklerini keskinleştirerek kapatırlar.

Şüheda Şalışlıoğlu
20 yaşındayım. Mersin Üniversitesi psikoloji bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazma, karalama, çizme alanları ile çok ilgilendim, içli dışlı oldum. Ve bu hobilerimi -hele hele yazma- bu mecra ile birleştirip daha iyi ve daha güzel işlere imza atmak istiyorum. Daha çok okumak, okudukça yazmak ve yazdıklarımı paylaşmak sanırım beni en çok mutlu edecek şey olabilir :)