Hem Ağlatan Hem Güldüren Yazar: Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz, 1911 yılında Kastamonu’da dünyaya gelmiş ve 7 Temmuz 1993 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yummuştur. Doğum tarihi aslında net olarak belli değildir ama çoğu kaynakta 7 Mayıs olarak ele alınır.

Rıfat Ilgaz, ortaokuldayken liseye devam edip üniversite de okumak istemiştir. Fakat babasının ölümü sebebiyle Kastamonu Muallim Mektebi’ne girmiştir. Mezun olduktan sonra da Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yapmıştır.

Askerliğini henüz yapmadığı için 1933 yılında askere gitmiştir. Askerden döndükten sonra hayali olan üniversite okumayı gerçekleştirmek için Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümüne başvurmuş ve kabul edilmiştir. Mezun olduktan sonra Adapazarı’na atanmıştır. Fakat vereme yakalandığı için burada öğretmenlik yapamamıştır. Bunun üzerine tedavi olmak için İstanbul’da bulunan Yakacık Sanatoryumuna yatmıştır.

Yaklaşık 8 yıl verem tedavisi görmüş fakat verem bile onu edebiyattan ayıramamıştır. Bu tedavi sırasında “Pijamalılar” isimli romanını kaleme almıştır. Bu yazmış olduğu eserde veremle savaşan hastaların hem dramını hem de güldürüsünü ele almıştır. O hem ağlatan hem güldüren yazar değil miydi zaten?

Peki Rıfat Ilgaz edebiyat hayatına nasıl başlamıştır? Bundan hiç bahsetmedik değil mi? O daha on beş yaşındayken “Sevgilimin Mezarında” isimli bir şiir kaleme almıştır. Hatta bu şiiri Kastamonu Nazikter gazetesinde de yayımlanmıştır. Bir süre bu şekilde kişisel şiirler yazmaya devam etmiştir. Hatta bu şiirleri “Varlık”, “Oluş” gibi edebiyat dergilerinde de yayımlanmıştır.

Bir süre Nazım Hikmet ile de çalıştığı biliniyor. Hatta Nazım Hikmet Rıfat Ilgaz’dan umutlu olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir:

Gençlerin içinde çok beğendiğim şairler var, hepsinin ismini aklımda tutamıyorum. İsimleri henüz yer etmedi ama şiirlerini pek beğeniyorum. Şöyle aklımda kalanları, sıra tefriki yapmadan sayayım: Dinamo, Suat Taşer, Rıfat Ilgaz, A. Kadir, Orhan Kemal, Saffet Irgat vesaire…

Hepimiz Rıfat Ilgaz’ı “Hababam Sınıfı” isimli romanıyla tanıdık. Bizi bu romanla yeri geldi kahkahalara boğdu, yeri geldi gözyaşları içerisinde bıraktı. Aslında yazmış olduğu bu romanı oğlu Aydın’ın okul maceralarını anlatmasından esinlenerek kaleme almıştır. Bu romanı 1966 yılında oyunlaştırılarak Ulvi Uraz Tiyatro topluluğu tarafından sahnelenmiştir. Asıl ününü de bu şekilde kazanmıştır. En sonunda da Ertem Eğilmez tarafından beyaz perdeye aktarılmış ve bizim şu an bile çok severek izlediğimiz şeklini almıştır.

Rıfat Ilgaz Hababam Sınıfı’nı yazma amacını şu şekilde açıklamıştır:

Hababam Sınıfı bir eğitim yergisidir. Mizah beyazdır, olumludur. Mizahta gülme ana öğe değildir. İsteyen ağlar, isteyen güler. Ben yergi yapıyorum, komedi bile düşünmüyorum. Hababam Sınıfı’nda üç şeyin yergisi yapılmıştır; kopyanın, ezberin, uydurma saygının. Benim mizahım düşündürmeye dayanır. Hababam Sınıfı’nda bize yakışmayan eğitimsel şeylerin yergisini yapıyorum.

2 Temmuz günü hepimizin bildiği o acı olay yaşanmıştır: Sivas MADIMAK Olayı. Rıfat Ilgaz da başta yakın dostu olan Asım Bezirci olmak üzere diğer ölen tüm insanlar için çok üzülmüş ve bu olaydan tam 5 gün sonra yani 7 Temmuz günü hayata gözlerini yummuştur. Saygı ve özlemle…

Rıfat Ilgaz’ın kendisinin seslendirmiş olduğu “Bilsem Ki” şiirini buraya bırakıyorum. Keyifli dinlemeler.

Hacer Atik
21 yaşındayım. Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim görmekteyim. Edebiyata ve kitaplara gönül vermiş bir gencim. :)