20.7 C
İstanbul
Perşembe, Ekim 6, 2022

Hayvanat Bahçesi Masalı Tiyatrosunda Modern Hayat Eleştirisi

Edward Albee Hayvanat Bahçesi Masalı tiyatrosunda, “düşünme alışkanlığı edinmeden yaşama alışkanlığı edinmiş” ve farkında olmadan toplum tarafından oluşturulmuş sisteme dahil edilmiş Peter ile sisteme dahil olmayan ve insanlara farkındalık kazandırmaya çalıştığı için toplum tarafından da dışlanan Jerry karakterleri üzerinden modern hayat eleştirisi yapmaktadır. Yazar, şehrin dışında yalnızlığı ile yaşayan, insanlarla iletişim kurmak isteyen Jerry karakteri ve yaşadığı toplum içerisinde kaybolmuş, toplum tarafından robotlaştırılmış Peter karakterlerini birlikte kullanmaktadır. Albee, iki zıt karakterin yaşam şekli ile yön kavramını birleştirerek modern hayat eleştirisi yapmaktadır.

Modern hayata uyum sağlayabilmek yani bu sisteme dahil olabilmek bireyler açısından değerlendirildiğinde problemli bir dönemdir. Çünkü bu düzen bireylerin hayatlarını belli bir kalıp içerisinde yaşamalarına neden olmakta, bu yönüyle de insanın doğasına aykırı olmaktadır. Kişilerin modern hayata uyum sağlarken yaşadığı sorunlar Jerry’nin eve girerken köpek ile problem yaşamasıyla özdeşleştirilmiştir.

“JERRY: (…) sanırım köpeğin zoru yalnız benimleydi. Ne hoş. Evet. Neyse, bu böyle bir haftadan fazla sürdü, ama hep eve girerken; hiçbir zaman çıkarken değil.” (Albee, 1995:171)

Jerry, modern hayata uyum sağlayamamış, çeşitli tutarsızlıklar yaşayan ve modern hayatı sorgulayan bir karakterdir. Jerry’nin modern hayata eleştirel yaklaşımı, modern hayatın getirdiği olumsuzlukların farkına varmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle bu sisteme dahil olması Peter karakteri ile karşılaştırıldığında daha zordur. Köpeğin derdinin yalnızca Jerry olmasının sebebi budur. Bu bağlamda köpek modern hayatın sembolü olarak kullanılmıştır.

Jerry’nin asıl derdi Peter’in de hayatındaki bazı şeyleri sorgulamasını sağlamaktır. Çünkü Peter evli, çocukları ve evcil hayvanı olan, tercih ettiği hayatın getirisi olan belli bir düzen içerisinde yaşamaktadır. Jerry ise bu sisteme Peter kadar olumlu bakmamaktadır ve onun belirli kalıplar içerisinde yaşamak zorunda olmadığını fark etmesini istemektedir.

“JERRY: Dinlemek zorunda değilsin. Seni hiç kimse burada zorla tutmuyor, unutma. Bunu aklından çıkartma.” (Albee, 1995:168)

Jerry’nin konuşmasına başlamadan önce Peter’i uyarması, bireylerin seçimlerinde özgür olduğu düşüncesini vurgulamak içindir. Peter, anlatılacak hikayeyi dinlemek istemiyor olsa dahi nezaket kuralları gereği dinlemek durumundadır ya da dinliyormuş gibi yapmak zorundadır. Fakat açıkça dinlemek istemediğini söylemesi hem anlatıcı hem de dinleyecek kişi için daha verimli bir sonuç olacaktır. Bu durum modern hayatın getirisi olan ve kişilerin yapmak istemediği bazı davranışları yapması ya da istemedikleri halde tercih etmek zorunda kaldıkları seçimleri eleştirmektedir, kişilerin böyle durumlara mecbur olmadığını vurgulamaktadır.  Jerry, Peter’e böyle bir mesaj vereceğini hikayeye başlamadan önce açıklamakta ve asıl sorunun ne olduğunu vurgulamaktadır.

“JERRY: (…) Sana anlatacağım şey, insanın bazen kısa bir mesafeyi doğru yoldan gitmek için yolunu uzatmak zorunda kalışıyla ilgili. (…)”(Albee, 1995:169)

Modern hayatın gerektirdiği şekilde yaşayan Peter ise durumu sorgulamak yerine kabul etmeyi seçmektedir. Çünkü belirli kalıplar içerisinde yaşamak ve düşünmek zorundadır.

“PETER: İnsan istediği her şeye sahip olamaz. Bunu bilmen gerekir; bu bir kuraldır; insan istediği şeylerin bazılarına sahip olur ama hepsine birden olamaz.” (Albee, 1995:179)

Bu durumun bir kural olma sebebi sistemdir, yani bu durum modern hayatın getirisidir. Jerry, Peter’in dahil olduğu bu hayatı sorgulamasını sağlamak istemekte ve bu doğrultuda konuşmaktadır. Fakat Peter’in bu yorumu sisteme kati bir şekilde bağlı olduğunu kanıtlamaktadır.

Eserde eleştirilen bir diğer sorun ise modern hayatın getirisi olan sınıflı toplum yapısıdır.

“JERRY: (…) Söylesene, orta sınıf üst tabakayla orta sınıf üst tabakanın alt kesimlerini birbirinden ayıran nedir?” (Albee, 1995:161)

Jerry’nin bu sorusu eserin odaklandığı konuyu okuyucuya aktarmakta, sınıflı toplum yapısını sorgulamaktadır. Peter’in de dahil olduğu bu sistem insanları tabaka tabaka gruplandırmaktadır.

Kişiler, oturdukları bölgeleri dahi bu tabakalar paralelinde seçmek zorundadırlar. Doğu yakasında oturanlar elit tabakayı temsil etmektedir. Modern hayata uyum sağlamış, düzenli bir hayatı olan Peter gibi insanlar doğu yakasında otururken, Jerry’nin de dahil olduğu sınıf batı yakasında oturmaktadır.

“JERRY: (…) Ben yukarı batı yakasında, Central Park ile Colombus Caddesi arasında, dört katlı kahverengi taş bir bina olan pansiyonda yaşıyorum. En üst kattayım; arka taraf batıya bakıyor. Odam gülünç derecede küçük ve duvarların bir tanesi ince tahtadan. (…) Ön tarafa bakan iki oda sanırım bizimkilerden biraz daha büyük ama yine de oldukça küçük sayılır. Birinde Porto Rikolu bir aile oturuyor: bir adam, bir karısı ve bilmem kaç çocuğu, sayısını bilmiyorum. (…)”(Albee, 1995:163)

Jerry konuşmasında arka tarafın batıya baktığını söylemektedir. Dolayısıyla ön taraf da doğuya bakmak zorundadır ve Jerry ön tarafa bakan iki odanın kendi odasına kıyasla daha büyük olduğunu vurgulamaktadır. Yani aynı binadaki odalardan doğu yakasına bakan odalar dahi batı yakasına bakan odalara kıyasla daha iyidir. Ayrıca doğu yakasına bakan odaların birinde bir ailenin oturması, bu odalarda kalan kişilerin batı yakasına bakan odalarda kalan kişilere kıyasla düzenli bir hayatı olduğu ipuçlarını vermektedir. Jerry bu konuşmasında, yaşadığı pansiyona oranla çok daha büyük bir kent olan New York’ta yaşanan toplumsal statü sorununun küçücük bir pansiyonu dahi etkilediğini vurgulamaktadır.

Ayrıca sistemin dışına çıkan insanların şehrin de dışına itildiği, Jerry’nin pansiyon örneğiyle okuyucuya aktarılmaktadır. Modern hayat olarak adlandırılan sistem, kendisine ayak uyduramayanları dışarı atmaktadır. Buna rağmen şehirde yaşayan tüm insanlar bu döngü içerisindedir.

“JERRY: (…) Ayrıca, ya da daha açık konuşayım, benim sevgili anacığım ben on buçuk yaşındayken babamı terk edip güney eyaletlerine doğru bir aldatma turuna çıktı. (…) Ruhu olmadan geri döndüğünde pek iyi karşılanmadı doğrusu. Yani neydi ki? Bir ceset… kuzeyli bir ceset. (…)” (Albee, 1995:164)

Jerry’nin annesi modern hayatın kuralları gereği yapılmaması gereken bir davranış sergilediğini, geçmişe dönük anlatı tekniği ile okuyucuya aktarılmasını sağlamaktadır.  Bu davranışının sonucunda ise ölü bir kişi olsa da toplum tarafından dışlanmaktadır, bu nedenle cesedine dahi iyi davranılmamaktadır. 

Eserde, kuzey kelimesi sistemin dışına çıkışı simgelemektedir. Doğu ve güney kelimelerinin birer kez,  batı kelimesinin beş kez, kuzey kelimesinin ise on üç kez kullanılmasının sebebi de budur. Modern hayatı ve modern hayatın getirilerini sorgulayan Jerry karakterinin, kuzeyi “Sevgili tatlı kuzey.” (Albee, 1995:157) olarak aktarmasının sebebi de kuzeyin sistemden çıkışı sembolize etmesindendir.

Eserde odaklanılan bir diğer konu ise mülkiyet anlayışıdır. Bu anlayış da sistemin getirisidir ve sisteme dahil olan kişiler mülkiyet algıyla hareket etmektedirler.

“PETER: KALK GİT BENİM BANKIMDAN!

JERRY: Niye? Sen dünyada istediğin her şeye sahipsin; evini, aileni ve hayvanat bahçeni kendin anlattın bana. Her şeyin var senin, ve şimdide bu bankı istiyorsun. İnsanlar böyle şeyler uğruna mı savaşırlar? Söyle bana Peter, bu bank, bu demir ve tahta yığını senin onurun mu? Uğruna savaşacağın tek şey bu mu? Bundan daha saçma bir şey düşünebiliyor musun?” (Albee, 1995:181)

Central Park herkes için ortak alandır, oradaki banklar herkesin oturabileceği banklardır. Buna rağmen Peter, oturduğu bankı Central Park’a geldiği zaman oturduğu bank olması sebebiyle sahiplenmiştir. Jerry’nin Peter’e verdiği tepki doğrudan modern hayatın getirisi olan mülkiyet anlayışına yapılan bir eleştiridir. İnsanların somut bir şeylere sahip olma arzusuyla yaşaması eleştirilirken, hayatta sahip olunması gereken daha önemli değerler olduğu da vurgulanmaktadır. Jerry’e göre hayatta uğruna savaşacak daha önemli şeyler varken, Peter’in oturduğu banktan daha önemli olduğunu düşündüğü uğruna savaşacak bir şeyi yoktur.

Modern hayatın getirdikleri insanın doğasına uyum sağlamamaktadır. Albee bu eleştiriyi yaparken, modern hayata uyum sağlamış kişilere Tanrının yaklaşımı arasında paralellik kurmaktadır.

“JERRY: (…) duyduğuma göre bir süre önce her şeye sırtını dönmüş olan Tanrıyla… (…)”(Albee, 1995:175)

Jerry’nin Peter’e anlatmak istediği şey insanın kendi kendine verdiği zararlara Tanrının kayıtsız kalacağıdır. Tıpkı Tanrının, kişilerin modern hayata dahil oldukları için yaşadığı sorunlara kayıtsız kalması gibi.

Albee, mekan olarak ‘hiç uyumayan şehir’ şeklinde ifade edilen New York’u seçmektedir. Oyunun tamamı Central Park’ta geçmektedir. Amerika’da peyzaj mimarlığıyla yapılan ilk park olan Central Park, sistemin de belli bir düzen içerisinde hareket ettiğini kanıtlamak için mekan olarak seçilmektedir. Yazarın New York’u seçme sebebi sisteme yaptığı bir göndermedir. Dünyanın en kalabalık bölgelerinden biri olan New York, çeşitli milliyetlerden oluşmuş kozmopolit bir yapıya sahiptir. Milliyet çeşitliliği, hayvanat bahçelerindeki hayvan çeşitliliği ile özdeşleştirilmiş olup, eserin adının ‘Hayvanat Bahçesi Masalı’ olmasının sebebi de açıklanmaktadır. Bu gönderme Jerry’nin herhangi bir hayvanat bahçesi masalı değil de doğrudan New York’u anlatmaya çalıştığını kanıtlamaktadır.

Uyumayan Şehir, akla uyumayan hayvanı, yani baykuşları getirmektedir. Bu gece kuşları gözlerinin keskinliği ile bilinir. Bu kuşlar karanlıkta dahi avının yerini işitme duyularıyla tespit edebilmektedir. Bu nedenle baykuşların sistemi temsil ettiği yorumu yapılabilmektedir. Kişilerin sisteme dahil olması, diğer bir ifade ile modern hayatın kölesi haline gelmesi baykuşların avını sessiz sedasız fakat kesin olarak yakalamasıyla bağdaştırılmıştır.

Edward Albee, modern hayata uyum sağlayabilmiş ve modern hayata adapte olmakta zorlanan iki zıt karakteri birlikte kullanarak modern hayat eleştirisi yapmaktadır. Yazar yaptığı modern hayat eleştirisini benzetme sanatı, geçmişe dönük anlatı ve yön kavramı ile pekiştirmektedir. Bazı insanlar bu sisteme ve çıkarlarına ayak uydurabilirken, bazıları da modern hayat algısından ve modern hayat algısının getirilerinden rahatsız olmaktadırlar. Bu bağlamda yazar, iki zıt karakteri de birlikte kullanarak eseri ve vermek istediği mesajı daha çarpıcı hale getirmektedir.

KAYNAKÇA

Edward Albee, Bir Hayvanat Bahçesi Masalı, (yay. haz.) Hamit Çalışkan, Ankara, İmge Kitabevi Yayınları, 1995, 192 s.

Gizem Özbek
Daktilosu, mektup kutusu ve taş plaklarıyla Neverland’ini bulmuş bir Kafkasever.

Related Articles

1 Yorum

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles