Hepimiz Özeliz

“Siz biriciksiniz, siz özelsiniz, bir eşiniz daha yok…”
“Hepimiz aynıyız, kardeşiz, biriz ve benzeriz.”

Bu cümlelerden birini veya benzerini hiç duydunuz mu?
Duyduysanız sizce hangisi doğru?

Hepimiz bu ve benzeri cümleleri duyduk veya okuduk diye düşünüyorum.

Herhangi bir motivasyon konuşması dinlediyseniz, bu alanda yazan birilerini okuduysanız bu tarz cümlelerle karşılaşmış olabilirsiniz.
Ya da psikolojik bir şeyler karıştırdıysanız şöyle bir cümleye denk gelmiş olabilirsiniz: “Siz biriciksiniz, siz özelsiniz, sizin bir eşiniz daha yok…”

Bu ve benzeri cümleler aslında doğru, sonuçta genetik olarak bir eşimiz yok, ikizimiz olsa bile birimiz bir dakika önce, sonra olmak üzere farklı dakikalarda doğmuş olacağız, yani evet bir tane daha bizden yok. Hepimiz farklıyız.

Ama nedense beni rahatsız eden bir şey var bu cümlede, bir şeyler eksik sanki.
Fazla mı şişirilmiş acaba, diye düşündüm. “Ben özelim, eşsizim” diyerek egomuzu çok kolay bir biçimde besleyebiliriz. Zor zamanlarda “Ama benim durumum farklı, kimse beni anlamıyor, ben yalnızım.” moduna girip melankolik davranabiliriz. Kısaca bu cümleyi benimseyip, evirip çevirip her şeye kılıf olarak kullanabiliriz.

Her şey zıddıyla bilinir derler ya bir de bu cümlenin zıttı var:
“Hepimiz aynıyız, kardeşiz, biriz ve benzeriz. Aynı kaynaktan geliyoruz.”
Özellikle ruhsal şifacıların, doğu öğretilerini referans alan insanların meşhur cümlesi bu.
Şimdi bakarsak bu cümle de doğru, hepimiz insanız, etten kemikteniz, duygularımız benzer, acılarımız korkularımız benzer. Aynı atomlardan, kainattaki eş elementlerden meydana geliyoruz.

Ama bu cümle de gerçeği anlatmada yetersiz kalıyor. Bu cümle doğruysa, neden kimimiz için acı olan bir olay, kimimizin umurunda bile olmuyor? Neden kimimiz kalabalığı severken, kimimiz kendiyle kalmayı seviyor?

Ve şöyle bir soru geliyor aklımıza:

Bu cümlelerden biri doğru olmak zorunda mı?
İki cümle de doğru olamaz mı?
Olabilir.
Neden olmasın?
İki zıtlığın mükemmel uyumu ve birbirini tamamlaması gibi görüyorum bu durumu.
Ve bu, insanı çok özel bir konuma getiriyor.

Hem olabildiğine farklıyız hem de olabildiğine aynıyız. Hem kendimize özeliz, hem bütüne aitiz.
Farklı olmak da suç değil, aynı olmak da.
Aynı anda hem farklı hem aynı olabiliyoruz.
Müthiş bir şey değil mi bu? Ne kadar muazzam!

Ah bunu bir anlasak… Farklı olmak için çabalayıp durmaktan veya bir yere ait olmak için kendimizden taviz vermekten vazgeçeriz belki.
Kendimiz olmaktan utanmaz, dışlanmaktan korkmazdık. Ya da bizden farklı diye birini ötekileştirmezdik.
“Sen, ben, onlar” diye ayrılmaz “biz” bilincine ulaşırdık.

“Ben buradayım ve özelim, tekim” derken, aynı anda “Ben buradayım, buradan bir parçayım, buraya aitim” diyebilirdik.

Bu hem aidiyet, hem özgürlük demek.
Hem birlik demek hem teklik demek.

Özetle; Şu koskoca okyanusta hepimiz farklı birer damlayız, aynı zamanda hepimiz o okyanusun bir parçasıyız…

“Hakikat aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir