Kendimizden Esirgediğimiz Şeyleri İnkâr Edemeyiz

Çikolata sever misiniz? Vazgeçilmeziniz değilse bile verdiği lezzeti seversiniz. Film izlemeyi de seviyorsanız ve bir film de çikolatalı ise… Bir de Johnny Depp hayranıysanız bu film tam size göre.

 Juliette Binoche, Alfred Molina, Carrie-Anne Moss, Judi Dench, Johnny Depp, Lena Olin gibi oyuncuların rol aldığı film 2000 yılında çekilmiş olup ortalama 120 dakika sizi alıp başka diyarlara götürecek bir film.

Johnny Depp hayranlarını kısmen hayal kırıklığına uğratacak bir film olsa da aktörün performansı bunu telafi ediyor doğrusu. Hep başrolde görmeye alıştığımız aktör bu filmde biraz geride başlayıp sona doğru tüm hikayeye hakim bir pozisyon ile göz dolduruyor.

Çikolata Filminin Konusu Nedir?

Hikaye küçük bir Fransız kasabasında geçiyor. Kendine göre kurallar belirlemiş bir hayat süren kasaba halkı yabancı bir kadın ve kızının buraya gelmesi ile bu rutinden sıyrılmak zorunda kalır. Önceleri merakla neler olabileceğini gözlemlerken zamanla heyecanlı, zevkli ve sevimli bir akışın içinde bulurlar kendilerini. Adına çikolata denen şeyin hayatlarına renk katmasına zorlansalar da müsaade etmek zorunda kalan kasabalı, ahlak bekçiliği yapan belediye başkanı ile de karşı karşıya gelmek durumunda kalınca işler karışır. Fakat birbirinden lezzetli çikolatalara direnmek o kadar da kolay değildir.

Joanne Harris’in aynı adlı romanından uyarlanan filmin, kitabı okumak için de bir ön hazırlık mahiyetinde olduğunu söyleyebilirim.

Yapmadığımız Şeyleri Düşünerek Yaşamaya Devam Edemeyiz

Filmde gerçek hayatla ilahi düzen arasında yaşanan sıkışmışlık, belediye başkanının çikolata dükkanına gizlice girip şeker komasına girinceye kadar çikolata yemesi ile son şeklini alır. Bu çikolatalar paskalya içindir fakat başkan her şeyi mahvetmiştir.

Paskalya sabahı ise vaizin konuşması  kasabadaki ataerkil düzenin kaybettiğinin ilanı mahiyetindedir:

Bugünkü vaazın konusunun ne olması gerektiğinden emin değilim. Tanrı’nın ilahi, dönüşümünün mucizesi hakkında mı konuşmak istiyorum? Aslında hayır. Onun, ilahiliğinden, bahsetmek istemiyorum. Onun merhametini anlatmak istiyorum. Yani, bildiğiniz gibi, aramızda nasıl yaşadığından. Şefkatini. Hoşgörüsünü. Bakın ne düşünüyorum. Bence yapmadığımız şeyleri düşünerek yaşamaya devam edemeyiz. Kendimizden esirgediğimiz şeyleri karşı koyduğumuz ve dışarıda tuttuğumuz şeyleri inkâr edemeyiz. Bana kalırsa iyiliği kucakladığımız yarattığımız ve yaşadığımız şeylerle ölçebiliriz.”  

Toplum İki Kelime ; Kadın- Erkek

Ataerkil düzende erkek ön plana çıksa da kadının toplumdaki vazgeçilmezliği sadece cinsel içerikli değildir. Olmamalıdır. Kadın da erkek gibi başlı başına bir bireydir. Kendine ait bir varlığı, duyguları, hayatı, fikri, zekası mevcuttur. Kendi hayatını yaşamak durumundadır ve bu en doğal hakkıdır.

Kadın bireyin toplumdaki yerini ve kıymetini en üst düzeye taşıyacak olan hamleyi ise yine kadın atmalıdır. Vazgeçmeden gösterilen özveri ile değişmeyecek ve güncellenmeyecek hiçbir düzen yoktur.

Değişimin gerçekliğine ve gücüne inanıyorsanız bu filmi izleyin. Gerçekten kalıplaşmış tabulardan kurtulmanın kararlılık ve risk alarak güvenmek ile mümkün olabileceğini açıkça izleyin. Kendi toplumunuzla benzerliklerinizi ve sıkışmışlıklarınızı anımsayın, dillendirin ve üstesinden gelme yollarını kendinize göre belirleyin. Bir film izledim hayatım değişti dediğinizi duyun…

Çikolata lezzetinde dakikalar geçirmeniz dileğiyle…

Yazar, Editör, Göstergebilim Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir