Yüz yüze eğitimin üçüncü haftasındayız. Öğrenciye, öğretmene, veliye, idareye, kantine, servise hayırlı olsun elbette. Hayırdan kastları ne ise o olsun diyemiyorum.

“Hayır” bol para kazanmaksa, herkese çalıştığı vardır.

“Hayır” bol zaman geçirmekse, zamanı ne ile geçirdiğine göre kardır.

“Hayır” çocukların evden uzaklaştırılması, buna rağmen arkalarından gidip ego tatmin etmekse, her açıdan, herkes açısından büyük zarardır.

Bir veli okulun bahçesinde teneffüs fotoğrafları çekiyor. Sonra bunu sınıf watsapp grubunda paylaşıyor. “Çocuklar hep dışarda, gelin çocuklarınıza sahip çıkın” minvalinde cümleler paylaşıyor.

Velilerin her biri bir taraftan “öğretmen nerde? Neden başlarında değil?” panik cümleleri paylaşmaktan geri durmuyorlar.

Çalışan veliler işyerinde olduklarını, izin alamayacaklarını belirtirken sızlanıyorlar; “lütfen falan hanım, benim çocuğuma da bakar mısınız? Lütfen bir fotoğrafını atar mısınız? Görmesem içim rahat etmeyecek.”

Sadece iki veya üç veli; “Okulda teneffüs olması gereken bir etkinlik. Çocuklar böylelikle sosyalleşecekler. Kaynaşacaklar. Böyle böyle gelişecekler. Öğretmen her dakika başlarında duramaz. Bu doğru değil. Hem bütün sınıflar dışarda. Sadece bizim çocuklar değil” paylaşımları yapsalar da nafile.

En son okuldaki ziyaretçi veli oyun parkının fotosunu çekerek velilere çağrısını yineliyor:

“Ya şu kaydırak yıkılsa, çocuğumuz altında kalsa. Gelin çocuğunuza sahip çıkın!”

Sonrasını tahayyül etmek istemiyorum. Keşke bu kadar kelam arasında bir de; “Lütfen sevgili anneler! Çocuklarımıza sade ve düz maskeler takalım. Rengarenk maskeler ilgilerini çekiyor. Değiş-tokuş yapıyorlar. Lütfen bu hususa dikkat edelim!” yazsalardı.

İyi Çocuk Bakan Anneler

İşinin ehli bir öğretmenden kendi kuşağı anneleri ile alakalı biraz da ağır denebilecek değerlendirmeler dinlemiştim. Geniş açıdan bakınca hak vermemek mümkün değildi. En enfes olan tespit ise her baktığım anne modelinde kulağımda çınlar:

“Bu anneler çocuklarına çok iyi bakmışlar fakat hiç iyi yetiştirememişler.”

Bana göre sözün virgül atıldığı yer burası. Evet çok iyi bakılıp hiç iyi yetiştirilemeyen çocuklar bugünün anne babaları işte… Kuşaktan kuşağa aktarılan “çocuğa iyi bakma “kuralı “çocuk üzerinden çevredeki herkesi ezme” moduna dönüşmüş maalesef.

Sorarsanız en iyi anne onlar. Sadece onların çocukları en iyi, en zeki, en harikulade…

Çocuğa bakarsanız tabir yerinde ise yolda yürümeyi bilmiyor. Nasıl arkadaş olunur? A aaaa, kimselere güvenilmez!

Arkadaşla nasıl oynanır? A aa, bütün oyunları en iyi ben bilirim!

Öğretmenle nasıl konuşulur? A aaa, öğretmenin işini iyi yapması lazım. Onun çocukla nasıl konuşacağı daha önemli!

Ders nasıl dinlenir? A aaa, benim çocuğum hiperaktif. Yerinde duramıyor!

Pandemi dolayısıyla çocuklar çoğunlukla evde olmanın sıkıntılarını zaten yeterince yaşadılar. Yeniden yürümeyi öğrenmeleri için zamana ihtiyaçları var.

Çocuk akranıyla büyür. Arkadaş edinmenin, arkadaşça yaşamanın güzelliklerini en iyi çocuklar biliyor aslında. Anneleri onları kendi hallerine bırakırlarsa…

Sadece öğretmene değil, sosyalleştiği her insanın özeline, emeğine, varlığına, haklarına saygı göstermeyi denemeden nasıl öğrenecekler?

En başta çevresindekilerin haklarına saygı için bile olsa çocuğun hiperaktif diyerek temize çıkarılması ne kadar doğru?

 Bir an olsun çocuklarının ensesinden ayrılmayan kişilerin,

 “Ne güzel çocukluğumuz vardı. Sokakta oynardık akşama kadar. Okul çıkışında itişe kakışa dönerdik eve.

 Çantalarımız ağır da olsa onları taşımak zevk verirdi. Koşarken düşüp dizimizi yaraladığımızın acısı ayağa kalkana kadardı.

Eve dönerken kavga ettiğimiz arkadaşımızla sabah hiçbir şey olmamış gibi kol kola okulumuza giderdik.

Öğretmenlerimizi anne babamız gibi severdik, sayardık.”

Güzellemeleri yapanlarla aynı kişiler olması dışında bir sorun yok.

Ne Yapalım Şimdi Biz?

Herkesin çocuğu kıymetli elbette. Ve dahi öğretmen de sonuçta birilerinin çocuğu. O da kıymetli.

Okul ortamı çocukların hayata bakışını şekillendiren bir yer. O da kıymetli.

Teneffüsler çocukların doyumsuzca koşup oynamaları gereken tek sosyal etkinlikleri. O da kıymetli.

Pandemi dolayısıyla kısıtlanan, belki körelen kabiliyetlerin yeniden gün yüzüne çıkması lazım. O da kıymetli.

E bunlar çocuk… Maskelerini paylaşıyorlar? Elbette önce sağlık. O da kıymetli.

Anladık. En temiz sizsiniz. En iyi anne sizsiniz. En bilgili, en görgülü, en kabiliyetli sizsiniz. Kabul.

Ama lütfen çocukları rahat bırakın!

Yazar, Editör, Göstergebilim Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir