Gönlüne Hasret

Gönlüne hasret dedi giderken…

Saat sabahın sekizi, bir kuşun kanat çırpışına açtı gözlerini, ömrüm. Ses ver dedi radyoya… Şarkı dinlemeden uyanamazdı. Bir bardak su rica etti benden, içip hemen kalkacağını söyledi, tatlı bir tavırla. Uzandım yanına, baktım gözlerine uzun uzun. Beş dakika bakışma seansımız vardır, bakar bakar doyarız eksikliğimize… ”Kaç dakika” dedi, “kaç dakikamız kaldı?” Hangi tanrı vaadetmiş cenneti süreli? Doyulur mu güzele, baksan bile bin sene?
O güzel ellerini avucumun içine aldım, baktı gözlerime o güzel tebessümüyle. Güneş yine gülmüş gibiydi yüzüne, yağmurlar akıyordu çatı katı, kıvırcık saçlarına, gamzesinde saklıydı menekşe kokusu.
“Çok güzelsin be kadın”
Tebessüm ettiğini hissediyorum güzelim, işliyor kalbime, gülüşündeki o naif samimiyetin…
Yaptık kahvaltımızı, denize bakarak çay içmeyi çok sever, hemen koşa koşa gittik deniz kenarına. İki tur attık parkta, çocuklarla sallandı, pamuk şeker yedi, kağıt helva diye ağladı. Parkta yorulunca yatmak istedi, götürdüm onu yatağına ve gömdüm toprakların altına tekrar… Buradayım ben, başucunda, radyon burada, suyunu döktüm toprağına ve dökülmüş bütün saçların cüzdanımda can parçam, bir tanem, güzelim, kalbimin şifası, ömrümün yarası.

Gönlüne hasret kaldım…

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Bir yorum girin
Adınız

Exit mobile version