Edebiyatın Güzel Abileri: Yedi Güzel Adam

Yedi adam biri bir gün
bir aşk bir gün
gereğini belledi
ölüm girse koynuna
Ayırmaz aşkı yanından

Siz diyin Yedi Güzel Adam ben diyim Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören ve Ali Kutlay. Türk edebiyatına adını altın harflerle kazımış yedi güzel insan, yedi güzel abi, yedi güzel dost, yedi güzel sırdaş, yedi güzel yoldaş… Dizi bu 7 kıymetli kalemin hayatlarını bizlere sunmakta. 1950’li yıllarda Kahramanmaraş Lisesi’nde yolları kesişen yedi güzel yüreğin 1970’li yıllara uzanan öyküsünü anlatmakta. Her köşesi buram buram edebiyat, huzur kokan dizi bizleri ilerleyen bölümlerde üstat Necip Fazıl Kısakürek‘le de buluşturuyor. Olaylar daha çok şair Adil Erdem Bayazıt ve şair Abdurrahman Cahit Zarifoğlu penceresinde gelişse de geriye dönüşlerle her birinin hayatlarından özel anlara şahit oluyoruz.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Dizi Erdem Bayazıt’ın lise öğrenimini tamamladığı Kara Lise‘ye atanması ve düğünüyle başlar. Lise yıllarını beraber geçirdikleri, anılarına ortak olan Zehra da öğretmen olmuş ve Kara Lise’de görev yapmaya başlamıştır çoktan. Ülkede sağ sol çatışmaları devam etmekte, lise öğrencileri tabiri caizse maşa gibi kullanılmaktadır. Olaylar iki pırıl pırıl genç Kahraman ve Cevat üzerinden ilerler. Cevat henüz kendini bulamamış, babası ile sorunları olan bir gençken devrimci Kenan Hoca’nın yönlendirmeleri ile sol gruba kayar, Kahraman ise ülkücülerin arasına. İlerleyen bölümlerde Hakkı üzerinden de Alevi Sünni meseleleri boy göstermeye ve anlatılmaya başlanacaktır. Erdem’in düğünü ile yıllar sonra tekrar bir araya gelen yedi güzel kalem bir daha kopmayacaktır.

Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
Toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibi bazen

Gelelim nahif şairimiz Erdem Bayazıt’a… Bayazıt ailesinin geniş konağına gelin gelir Naciye. Küçüklüklerinden bu yana içten içe Bayazıt’a yanık olan evin yardımcısı Emine’yse bu evlilik müessesinin dağılması, tadının kaçması yolunda elinden gelen her şeye başvurur. Konağın afacanı Emine’nin oğlu Kerim ise sizi edebiyat kokulu sokaklardan alıp yüzünüze gülümseme konduracaktır her cümlesiyle. Naciye ile Erdem’in aşkı öyle derin, öyle sevgi ve bağlılık dolu, öyle anlayışlıdır ki izleyen herkes böylesi bir sevda hikâyesine nail olmanın hayalini taşır yüreğinde.

Sesin eksik, ev ıssız bir sokak bu günlerde
Titriyor hikâyesi lambalarda, kaçağı bol sevgimizin…
Nerde, hangi ağacın gölgesinde oh diyor ki şimdi yüreğim ?
Bir erkek için baba olmakla ölçülmüyor mu hayatın yükü ?
Sırtından atıp gittiğin ergen yüzlü, zarif oğlunun canında
Menfi bir özleme dönüyor artık yokluğun…

Cahit Zarifoğlu… Hayatımın en büyük şanssızlığı onun olmadığı bir yüzyılda olmak. Onu tanımak, oturup iki kelam etmek için neleri vermezdim. Bilinmezin şairidir Zarifoğlu. Buzdağının yegane sevgilisidir. Artist’tir. Aristo’dur. Zehra’nın biricik ulaşılmazı, Erdem’in kıymetli dostu, Sait Baba’nın kardeşi, Berat Hanım’ın kıymetlisi, zarif eşidir. Gerçek hayatta böyle bir bağlantı olmasa da dizi uzun bir süre Zehra’nın Cahit’e olan aşkı ve karşılık bulamaması ile devam eder. Zarifoğlu’nun yüreğindeki baba hasreti ve babasına olan öfkesi bile sık sık bizlerle buluşup, ortak acılarımıza, ortak yangınlarımıza bazen har olacak bazen su serpecektir… 

Âşıkam meftûn-u cânân olmayan bilmez beni
Hançer-i aşk ile kurbân olmayan bilmez beni
Anlamaz ahvalimi her sûfî-meşreb müddeî
Bâde-nûş-i bezm-i irfân olmayan bilmez beni.

Yedi Güzel Adam lise yıllarında Hamle Dergisi’ni çıkarmış bir araya gelmeleriyle de edebi çalışmalarına tekrar başlamışlardır. Sık sık bir araya geliyor ülkenin meseleleriyle, birbirleriyle aralarına sıfatlar koyularak bölünmeye çalışan gençliğin derdiyle, Müslüman alemin sorunlarıyla, Kudüs davasıyla dertleniyor sohbetler ediyorlar, söyleşiler düzenliyorlardır. Yazımı yavaştan sonlandırırken sırlarına sırdaş, yollarına yoldaş olmuş Yalnız Ardıç’ı anmadan edemeyeceğim. Size diziden en sevdiğim kesiti bırakırken, Nuri Abi’nin şu dizeleriyle veda ediyorum…

Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

One Comment

  1. Pekiryilmaz Cevapla

    Gel
    Anne ol
    Çünkü anne
    Bir çocuktan bir Kudüs yapar

    Adam baba olunca
    İçinde bir Kudüs canlanır

    Yürü kardeşim
    Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin

    Nuri PAKDİL deyince aklıma hep Kudüs şiiri gelir. TRT iyiki var. Güzel bir çalışma emeğine sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir