Enginarın Kalbi

Cağaloğlu’na çıkmaya çalışırken
Dokuz kat yerleri hınca hınç yardığımız zamanlara
Git-gelli akıllarımıza karşın
Dinlediğimiz ertelenmemiş konferanslara
Ve ithaf edilebilir kan kırmızı bir yazma
Tüm iğne oyalarına

Mısır çarşısında süt mısır satan
Tezgahlar kadar bembeyaz saçlarını dilerdim tanrıdan
Cebimdeki son dört buçuk lirayı verecek kadar severdim
Kaçıracağım metroyu bilip
Yoldan dönecek kadar severdim
Dehlizlere bırakacak kadar seni
Gökte bulabilecek kadar severdim
Hem sıcak bir çorba hem sıcak bir sohbet
İçin gidilebilecek saatleri de severdim

Babamı görür gibi olurdum piyasadan geçerken
Gara doğru koşar(a)dım ama yalnızca
Ellerimde boyu boyuma pothos’u isterdim
Bunu pontus rum duysa çekerdi kılıcını başlarımıza
Başlarım kılıcına diye söylendi bendeki iç ses
Kapayalım kulaklarımızı
Kapayalım ki kesilmesin başlarımız!

Harem vapuru yönünü şaşırmış
Akdenize doğru uçuyor beni de almadan
Tüh diye bağırdı bu sefer dış ses
Takıldık yine gişelerde memurlara
Ben yalnızca
İnsanlar konuşur sanırdım

2 Comments

  1. Merve Alıcı Cevapla

    Son dörtlükte, şiir konuşur, inandım. İçten ve kalpten bir teşekkürler bu satırları konuşturduğun için. ?❤

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir