Çevre Bilinci Üzerine Bir Kitap: Son Ada

Zülfü Livaneli’nin “ada” metaforu etrafında çevre bilinci vermek amaçlı yazdığı romanı Son Ada ’dır. İlk kez 2008 yılında, Remzi Kitabevi yayınları arasından 183 sayfa olarak yayımlanan yapıt, 2012’de 36. baskıya ulaşmıştır. Roman, 2009 yılında, Tahsin Yücel başkanlığındaki Seçici Kurul yayınları arasından “toplumsal sorunlara gerçekçi yaklaşımını, fantastik bir anlatımla yansıtmadaki başarısı nedeniyle” Orhan Kemal Roman Armağanı ödülünü kazanır.


İnsanoğlu yüzyıllardan beri mutluluk, dirlik, düzenlik, ölümsüzlük yönündeki özlemlerini çoğunlukla uzak bir ada görüntüsüyle birleştirerek dile getirmeyi seçmiş, günlük yaşamın katı gerçekliğinden bunaldıkça gönlündeki adanın mutlu yalnızlığına sığınmıştır. Bu nedenle “ada” metaforu, edebiyatta oldukça fazla kullanılmış ve “kaçış” özlemini dile getirmiştir. Zülfü Livaneli’nin Son Ada adlı romanı, 40 haneli bir adada yaşayan halkın arasına emekli eski bir başkanın katılmasıyla birlikte adada değişen yaşamları ve ekolojik dengeyi konu almaktadır. Romanın en önemli yanı; içinde yeni anlatım tekniklerinin denenmesi, romanın her yönüyle bir değişim sürecini içermesidir. Romanda değişim geçiren iki varlık söz konusudur: Biri doğal çevre yani ada, diğeri ise adadaki insanlardır. Emekli darbeci başkanın adaya gelmesinden memnun olmayanlar adadaki “yazar” lakaplı kişi ve martılardır. Fakat başkanın her ikisiyle de savaşacak gücü vardır. Başkan, emekli de olsa içinden geldiği yoğun politik hayatı unutmamış ve bu adaya da aynı disiplini uygulamaya kalkmıştır. Fakat adanın yıllardır süren doğal bir dengesi vardır.


Başkanın bu düzeni değiştirme çabaları, adanın toptan yıkımına sebep olacaktır. Değişim, her canlının doğasında olan ve ihtiyaç duyduğu bir unsurdur. Fakat değişimin aşırıya kaçması kişi ve toplum yapısına zarar verebilmektedir. Son Ada romanında da Zülfü Livaneli’nin “ada” metaforu üzerinden özellikle 21. yüzyılın en önemli sorunlarından olan çevre sorununu anlatma sebebi budur. Yazar, insan müdahalesinin aşırıya kaçtığı yerlerde doğa üzerinde geri dönüşü olmayan bir tahribat bırakıldığını anlatmaktadır.

Yasak tanımaz rüzgar, zincir vurulmaz martıya bir de insan kalbine.

Son Ada, Zülfü Livaneli

İnsanlar Tanrı önünde eşittir ama hayattan zekâları, becerileri, azimleri ve kazanma hırslarına uygun olarak pay alırlar.

Son Ada, Zülfü Livaneli

Biz insanlar sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor.

Son Ada, Zülfü Livaneli

Zaten bir yerde kötülük varsa orada herkes biraz suçludur.

Son Ada, Zülfü Livaneli

Yazmaya on beş yaşımda şiirle başladım. Bu şiirler, ilk gençliğimin romantik tepkileriydi. Daha sonraları yalnızca kalemin ve dilin değil, bir alan olarak kâğıdın da imkânlarını sonuna kadar kullanmaya gayret ettim. İnsanın sözcükle her şeye ulaşabileceğini düşünen bir insanım. Çünkü söz yoksa insanı bir araya getiren bir şey de yok. Bir yerimiz varsa bu dünyada, o da birbirimizin sesini duymamız gerektiği inancındayım. O yüzden hayatımızdan sanat ve edebiyat eksik olmasın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir