Boşluklarım

Hayatı ne kadar boş yaşıyoruz değil mi ?

Ne kadar da çok beklentilerimiz var…

Ne de çok hüzünlerle doluyuz.

Geçecek dediğimiz çoğu acı geçmedi, unuturuz dediğimiz çoğu anıları unutamadığımız gibi. Her zaman özlediğimiz insanlarla dolu yüreğimiz… Bazen annemizi bazense çocukluğumuzu özleyerek geçiyor günlerimiz.

Umudu eksik etmeyelim derken hayal dünyasında yaşayan insanlarız biz. Hayal kurmaktan yorulan, artık gelecekte değil şimdi güzel şeyler olsun diye çırpınan. Hayatın amacını ararken amaçlar içinde kaybolanlarız. Kaybedenler kulübüne üye, akıl hastanelerine adayız.

Hangimiz normaliz?

Hangimiz hayatın her diliminde mutluyuz?

Kimimiz işini sevmiyor, kimimiz okuduğumuz bölümü, kimimiz de yaşadığımız şehri.

Hangimiz mutluyuz? ama böyle sahi sahi derinden mutluyuz ?

Her zaman bir şeylerimiz eksik; senin sevdiğin adam eksik, onun annesi eksik, benim ışığım eksik. Peki tam olanı gördük mü hiç. HAYIR… Kocaman bir hayır.

Her zaman bir şeylerden eksik kalacağız. Eşimiz, dostumuz, sağlığımız tamamken bile. Belki ailemizden, belki ukde kalanlardan belki de var olan ama memnun etmeyen şeylerden her zaman yarım ve mahrum olacağız. O yüzden anı yaşamak ve dolu dolu yaşamak önemlidir her zaman. Plansız değil ama aşırı kaygımızı köşelere bırakarak yaşamalıyız. Yoksa zaten hep yarım kalacak olan ruhlarımıza ağır gelir tamamlayamadığımız tüm şeyler. Ağır gelir planların uymaması. Çok ağır gelir planladığın hayatın virgülü bile olamamak. Şunu da unutma ağır gelecek boş geçirdiğin her yaşını selamlamak.

Unutma yarım kalacaksın ama pişman kalmayacaksın, belki çok şey isteyip azla yetineceksin ama unutma kaybolmayacaksın.Kaybedeceksin her şeyi; umudunu, hevesini, gülmelerini, kalbini, huzurunu… bilhassa bunlar büyütecek seni. Uyuyunca geçer masalına inanıp geçmediğini görünce olgunlaşacaksın. Belki pişmeyeceksin ama hamda kalmayacaksın.

Belki tam olamayacaksın ama unutma; yarım kalan her şey bir gün tamamını bulur elbet bulur…