23.4 C
İstanbul
Cuma, Temmuz 3, 2026

Gerçekten Kaçmaktan Empatiye: Sinemanın Çok Yönlü Doğası

Gerçekten Kaçmaktan Empatiye: Sinemanın Çok Yönlü Doğası

Sinemanın Çok Yönlü Doğası - Derin Duygular

Yüzyılı aşkın bir süredir hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan sinemanın duygu ve düşüncelerimiz üzerindeki etkisi yadsınamaz. Sessiz filmlerin ilk günlerinden günümüzün gişe rekorları kıran filmlerine kadar, sinema her zaman bizi etkileme, düşündürme ve zihinlerimizde ve kalplerimizde kalıcı bir etki bırakma gücüne sahip olmuştur.

Sinemanın büyüsü, hikayeleri başka hiçbir aracın yapamayacağı şekilde anlatabilme yeteneğinde yatmaktadır. Bizi başka bir dünyaya taşıyan benzersiz ve sürükleyici bir deneyim yaratmak için görsel ve işitsel öğeleri birleştirir. Dünyayı bir başkasının gözünden görmemizi, onların sevinçlerini, üzüntülerini, mücadelelerini yaşamamızı ve onlarla derin bir duygusal düzeyde empati kurmamızı sağlar.

“Sinemanın Duygularımız Üzerindeki Güçlü Etkisi”

Birçoğumuz için sinema, günlük hayatımızdan kaçmanın ve bir fantezi ve hayal dünyasına girmenin bir yoludur. Bizi hiç gitmediğimiz yerlere götürür, hiç tanışmadığımız karakterlerle tanıştırır ve daha önce hiç görmediğimiz şeyleri gösterir. Ufkumuzu genişletir ve zihnimizi genişletir, büyük hayaller kurmamız ve imkansıza inanmamız için bize ilham verir. Ancak sinema sadece eğlence ve gerçeklerden kaçmakla ilgili değildir. Değişimi eğitme, bilgilendirme ve ilham verme gücüne sahiptir. Önemli sosyal meseleler hakkında farkındalığı artırabilir, adaletsizliklere ışık tutabilir ve anlamlı eylemlere yol açan konuşmaları ateşleyebilir. Farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanları birleştirme, boşlukları doldurma ve anlayışı geliştirme gücüne sahiptir.

Sinema Salonları ve duygularÜstelik sinema bir sanat dalıdır ve tüm sanat dalları gibi derin duygular uyandırma ve hayatımızda kalıcı bir etki bırakma gücüne sahiptir. Olay örgüsünü veya karakterleri her zaman hatırlamayabiliriz ama filmin bize hissettirdiklerini hatırlıyoruz. Yürek burkan bir sahnede döktüğümüz gözyaşlarını, bir komedi sırasında salonda yankılanan kahkahaları veya heyecan verici bir aksiyon sahnesinde tüylerimizi diken diken eden ürpertileri hatırlarız.

Sinemanın Büyüsü: Hareket Eden Kalpler ve Zihinler

Sinema, zaman ve mekanı aşan, dünyanın her yerinden insanları ortak bir deneyimi paylaşmak için bir araya getiren bir ortamdır. Bir topluluk ve aidiyet duygusu yaratma, bizi kendimizden daha büyük bir şeye bağlama gücüne sahiptir. Çoğu zaman kopuk ve tecrit edici hissedilebilen bir dünyada sinema, bir araya gelip insanlığımızı paylaşmamız için bir alan sağlar.

Gerçekten Kaçmaktan Empatiye: Sinemanın Çok Yönlü DoğasıSonuç olarak, sinema bir eğlence biçiminden daha fazlasıdır. Derin duygular uyandırma, değişime ilham verme ve insanları bir araya getirme yeteneğine sahip güçlü bir ortamdır. Dünyayı farklı perspektiflerden görmemizi, başkalarıyla empati kurmamızı ve kendimizden daha büyük bir şeyle bağlantı kurmamızı sağlar. Sinemanın olanaklarını keşfetmeye devam ederken, onun kalbimizi ve zihnimizi şekillendirme gücünü asla unutmayalım.

Birçok Kez Vazgeçtim Dünyadan

Birçok Kez Vazgeçtim Dünyadan - Muhammed Ali Savcı I Aşk Şiiri - 24Okur

Birçok kez vazgeçtim dünyadan;
Öylece korktuğumdan vazgeçtim,
İlk kez yenildiğimde vazgeçtim,
Ait hissetmediğimde vazgeçtim.

Sığınacak limanlar buldum,
Güvenli sandığım dallara tutundum.
Dallar kırılıp liman su altı olduğunda
Ben yine vazgeçtim dünyadan.

Yalandan düşlere çekildim;
Gizler surete büründüğünde
Gerçeklerden tiksindim,
Hayallerden vazgeçtim,
Kırıklarıyla incindim.

Kabusummuş rüya diye anlattıklarım,
Umutlarımın feri yok anladım.
Vazgeçtim zifiri karanlık dünyamdan.

Birçok kez vazgeçtim dünyadan
Ama hep devam ettim kalmaya,
Vazgeçtiğim dünyada durmaya.
Bir gün yine tekrar ettiğinde
Umarım bu ya son vazgeçiş olur
Ya da bu vazgeçiş bir son olur.

Muhammed Ali Savcı
19.03.2023 – Adana

 

Diğer 24Okur Şiirlerine Göz Atın!

Seni sevmek

Ne acıdır ki, sözlerin gerçekliğini söyleyemem,
Ama yine de bu kalbim sana aşkını dile getirebilir.
Belki de seni sevmediğimi düşünüyorsun,
Ama kalbim sana olan sevgimi saklamaz.

Gözlerindeki bakışların anlamını çözemedim,
Belki de sana olan aşkımı göremedin.
Ama kalbim sana olan sevgimi saklamaz,
Ve seni sevmediğimi söyleyemez.

Belki de yalnızca yanında olmak istiyorum,
Belki de seninle geçirilen her an bana huzur veriyor.
Ama kalbim sana olan sevgimi saklamaz,
Ve seni sevmediğimi söyleyemez.

Sana olan hislerimi ifade etmek zordur,
Belki de seni sevmediğimi düşündüğünden emin değilim.
Ama kalbim sana olan sevgimi saklamaz,
Ve seni sevmediğimi söyleyemez.

Belki de seni sevmek benim kaderimdir,
Ve bu sevgi sonsuza kadar sürecektir.
Ama kalbim sana olan sevgimi saklamaz,
Ve seni sevmediğimi söyleyemez.

Zehra Yıldız
25.02.2023 – İstanbul

Simbart’da Dilara Göl’ün “Kelimelerin Yankıları Var” Sergisi Açıldı.

İstanbul’da bulunan Simbart Projects, galerinin temsiliyetli sanatçılarından Dilara Göl’ün “Kelimelerin Yankıları Var” isimli ikinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 16 Mart – 29 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Simbart'da Dilara Göl'ün "Kelimelerin Yankıları Var" Sergisi Açıldı.
Simbart’da Dilara Göl’ün “Kelimelerin Yankıları Var” Sergisi Açıldı.

“Kelimelerin Yankıları Var” Sergisi, Sanatseverleri Büyüledi!

Dilara Göl’ün sergisi, kelime ve imgelerin gücünü vurguluyor. Sanatçı, kelimelerin kendisinde çağrıştırdığı duygu ve imgelere göre üretimlerini gerçekleştiriyor. Eserlerinde yer alan kelime ve imgeler, sanatçının bilincinde oluşturduğu çağrışım ve anımsatmaları barındırıyor.

Wittgenstein’ın da belirttiği gibi, anlam kişiye özgüdür ve genellikle ilişkili görsel bir çağrışımı vardır. Sanatçı, kelimelerin insanlarda açtığı izleri işlediği eserleriyle paylaşıyor ve izleyicileri kelime ve imgelerin yankılarına davet ediyor.

Simbart Projects’in kurucusu Aslı Hatipoğlu, Dilara Göl’ün sergisine ilişkin “Kelime ve imgelerin gücünün farkındalığıyla hareket eden sanatçımız Dilara Göl, yaratıcı üretimlerinde zengin bir dünya oluşturuyor. Sanatseverleri bu etkileyici sergiye davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği “Kelimelerin Yankıları Var” sergisi, 29 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Dilara Göl Kimdir?

Serginin sanatçısı Dilara Göl, 2017 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Göl’ün sanat pratiği, farklı malzemeler kullanarak bütünlüğü medyum üzerinden kurgulamak yerine medyumu, üzerine düşündüğü kavramların birer enstrümanı olarak görme felsefesi üzerine kurulu. Sanatçı, atölyesinde çalışmalarına devam ediyor.

 

“Kelimelerin Yankıları Var” Sergisi Hakkında

Dilara Göl’ün “Kelimelerin Yankıları Var” sergisi, kelime ve imgelerin yankılarının ne kadar güçlü olabileceğini keşfetmek için bir fırsat sunuyor. Sanatçının zihninde oluşturduğu imgelerin dönüşümlerini keşfetmek isteyenler, bu sergiyi ziyaret edebilirler. Sergideki eserler, bir bütünün parçalarından oluşur ve bütünden alınmış birçok iz barındırır. Kelimelerin sanatçının bilincinde oluşturduğu imgeler, çağrışım, ima ve anımsatmalar olarak eserlerde yer alır. Sergi, 16 Mart – 29 Nisan tarihleri arasında Simbart Projects’te ziyaret edilebilir.

"Kelimelerin Yankıları Var" Sergisi Hakkında
“Kelimelerin Yankıları Var” Sergisi Hakkında

Aslı Hatipoğlu Kimdir?

Aslı Hatipoğlu Kimdir?Aslı Hatipoğlu, İstanbul merkezli bir sanat galerisi olan Simbart Projects’in kurucusudur. Hatipoğlu, 1989 yılında İstanbul’da doğdu ve lise eğitimini Üsküdar Amerikan, üniversite eğitimini ise ekonomi dalında New York Üniversitesi (NYU) tamamladı. Daha sonra yüksek öğretimine Londra’da eden Hatipoğlu, çağdaş sanat ve sanat kurumları üzerine Master’ını 2013 senesinde Glasgow Üniversite’sinde tamamladı. İlk olarak Londra’da Christie’s müzayede evinde çalışma hayatına başladıktansonra Galerist Istanbul’da satış direktörü pozisyonlarında yer aldı. 2018 senesinde kendi galerisi Simbart Projects’i kurdu. Sanat dünyasındaki yenilikçi yaklaşımı ile tanınan Hatipoğlu, İstanbul’un sanat hayatına katkı sağlayan birçok önemli sergi ve sanat etkinliğinin organizasyonunu gerçekleştirmiştir.

Simbart Projects Nedir ve Nerededir?

Simbart Projects, 2018’den beri özenle seçilmiş programı dahilinde bağımsız sanatçıların kişisel sergilerine yer vermektedir. Türk çağdaş sanat piyasasının yeni ve önde gelen isimleriyle çalışmaya İstanbul Çukurcuma’daki sabit galeri mekanında devam etmektedir. Alan, birçok farklı sanatçının eserlerinin yer aldığı sergiler düzenlemektedir. Sergi alanının kurucusu Aslı Hatipoğlu’dur.

Simbart Projects Nedir ve Nerededir?
Simbart Projects Nedir ve Nerededir?

Simbart Çukurcuma’da!

Çukurcuma, İstanbul’un en eski semtlerinden biri olarak tarihi 5 asır öncesine kadar dayanıyor ve Beyoğlu ilçesine bağlıdır. Semt, İstanbul’un en iyi antikacılarının bulunduğu eski restore edilmiş evleri, sevimli cafeleri, sanat galerileri ve antika dükkanlarıyla ünlüdür. Taksim’den Sıraselviler sokağının bitiminden sağa doğru aşağı inen sokağı takip ederek Çukurcuma’ya ulaşabilirsiniz. Semtin adı, Taksim bölgesine göre daha bir çukurda kalması ve Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet’in fetihten sonra ilk Cuma namazını burada kılmasından aldığı rivayet edilmektedir.

Aslı Hatipoğlu’nun tercihi de 24Okur.com ‘un kurucusu WE’24 Agency!

24Okur.com’un da kurucusu olan ajansımız; WE’24 Agency (www.we24agency.com), Simbart Projects için fotoğraf prodüksiyon ve post prodüksiyon çalışmaları gerçekleştiriyor. Ekibin deneyimli fotoğrafçısı Harutyun Arto Davulciyan ve sanat yönetmeni Aren Arda Kaya, bu fotoğraf çekimleri için birlikte titizlikle çalışıyorlar. WE’24 Agency’nin özel ekipmanları sayesinde gerçekleştirilen yüksek çözünürlüklü eser ve sergi fotoğraflama çalışmaları ve sonrasında Aslı Hatipoğlu’nun da titizlikle ilgilendiği post prodüksiyon süreci ile çıkan dijital sonuçlar Simbart Projects ve kurucusu Aslı Hatipoğlu’nun projelerinde genç sanatçıları desteklemeyi ve görünürlüklerini arttırmayı hedefliyor. Aslı Hatipoğlu, Simbart Projects’in tüm fotoğraf prodüksiyon çalışmalarını WE’24 Agency’ye emanet ediyor.

Türk Edebiyatında İlk Psikolojik Roman Denemesi: EYLÜL – Mehmet Rauf

Kültür Bağlantısı

Dünya üzerindeki her kültür, kendine özgü bir yapıya sahiptir. Farklı diller, gelenekler, inançlar ve değerler, insanların hayatlarının bir parçasıdır. Ancak, kültürler arasında benzerlikler de bulunmaktadır. Bu benzerlikler, kültür bağlantısı olgusunu oluşturur.

HER KÜLTÜR ZİNCİR GİBİ BİRBİRİLERİNE BAĞLIDIR

Bir kültürün yeme-içme alışkanlıkları, müzik tarzı veya giyim tarzı, başka bir kültürü etkileyebilir ve benzer bir kültürün oluşmasına neden olabilir. Örneğin, İtalyan Pizza’sı, Amerikan fast-food kültüründe büyük bir yer tutar. Aynı şekilde, Çin’in noodle yemekleri, dünya genelinde popülerdir ve birçok farklı kültürde benzer yemekler yapılır.

Müzik de kültürler arasındaki bağlantıyı oluşturan önemli bir faktördür. Dünya genelinde birçok müzik tarzı mevcuttur. Rock müzik, pop müzik, rap, hip hop ve daha birçok tarz, farklı kültürlerde benzer şekillerde ortaya çıkmıştır. Birçok müzik türü, farklı kültürlerin etkileşimi sonucu doğmuştur. Örneğin, Afrika müziği, Amerikan blues müziğiyle birleşerek dünya genelinde büyük bir izleyici kitlesine sahip olan jazz müziğini oluşturmuştur.

Dans, dünya genelindeki kültürler arasındaki bağlantıyı sağlayan bir diğer faktördür. Her kültürde kendine özgü dans stilleri olsa da, popüler danslar, dünya genelinde yaygın olarak bilinmektedir. Tango, samba, hip-hop ve birçok farklı dans türü, kültürler arasında bağlantı sağlamıştır.

Kültür bağlantısı aynı zamanda edebiyat, sanat ve mimaride de görülebilir. Dünya genelinde ünlü yazarlar, şairler ve sanatçılar, farklı kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkmıştır. Örneğin, İtalyan Rönesans’ı, farklı kültürlerin birleşimi sonucu ortaya çıkmıştır ve dünya genelinde büyük bir etkiye sahiptir.

Sonuç olarak, kültür bağlantısı, dünya genelindeki farklı kültürler arasındaki iletişim ve etkileşimi ifade eder. Farklı kültürlerin yeme-içme alışkanlıkları, müzik tarzları, dansları, edebiyatı, sanatı ve mimarisi, başka kültürleri etkilemiştir ve bu sayede ortak noktalar oluşmuştur. Kültürler arasındaki bu bağlantılar, insanların farklılıklarını anlamalarına ve birbirlerine daha yakın hissetmelerine yardımcı olur.

Ben Şair Olamam

Şair olmamam ben çünkü Sakarya’ya türkü yazamam. Gözümün bilmesi yetmez. Necip gibi vatan bahçesinden izleyemem Sakarya’yı. Ya da aciz gözlerim Yahya gibi görmez İstanbul’u aziz. Sezai gibi gönlümün doğurduğunu anlatamam bir çırpıda. Sezai’nin engin sevgisi ve merhametiyle donattığı kalbine erişemez benim siyah kalbim. Ya da birinin gönlünün karasına merhem olmaz benim yazdığım müsvedde. Korkuyorum olamam diye bir derde çare. Edemem bir Necip, bir Erdem. Gözlerim kapandığında ne tahayyülüm yeter şiir yazmaya ne de gönlümün bildikleri. Ben şiir yazarsam ya da herhangi bir şey. Farklı güneş doğmaz. Aynı güneş aynı yerde gülümser. Ama Erdem’in güneşi öyle mi? Beton duvarlar arasında çiçek açtırır. Ya da Yunus’un zikrini tutar mı? Benim yazdığım üç beş övgü. Eleştirildiğinde olur muyum Mevlana gibi güçlü? Ben şair olamam. Yazar da olamam. Gönlümün bildiğini ellerimle yazamam. Ruhumla donatamam. Yazamam. Benim dünyamdan geçmedi o kadar güzel bir gün doğumu. Benim gözlerim İstanbul’u aziz göremez. Bunun için ne İstanbul’da olmak lazım ne de İstanbullu. Gönül adamı her zerrede koca bir vücut ve hikmet görendir. Mesela bir ot parçasına bakarken göğe bakar ve görür Mevlâ’nın yansımasını. Bir papatyada görür 99 esmayı. Görmez benim aciz gözüm. Kuru dalda hikmet. Ama görür görmez ona aşık olanı görür şiir. Ben yazamam.

 

Zaten Ben de Şair Değildim

Umutsuzluk / Umut

Yasaklı Şair

Dijital Dönüşümün Öncüsü: Yeni Medya ve İletişim

Yeni medya, teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi ile birlikte gelişen, dijital platformlar üzerinden iletişim ve bilgi paylaşımı yapan bir kavramdır. İnternetin ortaya çıkışıyla birlikte başlayan bu süreç, günümüzde çok daha gelişmiş bir hale gelmiştir. Yeni medya, geleneksel medyadan farklı olarak, sadece bir yönlü bir iletişimden ziyade interaktif bir iletişim anlayışına sahiptir.

Yeni medya, özellikle son yıllarda sosyal medya, bloglar, podcastler, video paylaşım siteleri ve çevrimiçi haber siteleri gibi farklı platformlar üzerinden faaliyet göstermektedir. Bu platformlar sayesinde insanlar, herhangi bir konu hakkında fikirlerini, düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşabilirler. Yeni medya, geleneksel medyanın aksine, herkesin bir yayıncı olabileceği bir alan sunar.

Yeni medyanın en büyük avantajı, geleneksel medyadan çok daha hızlı bir şekilde bilgiye erişim sağlamasıdır. İnternet sayesinde dünyadaki herhangi bir olaya hemen erişebilir, haberleri anında takip edebiliriz. Ayrıca, yeni medya sayesinde, haberlerin sadece birkaç büyük medya kuruluşu tarafından kontrol edilmesi sorunu da ortadan kalkar. Bu nedenle, yeni medya, herkesin daha geniş bir haber kaynağına erişebilmesine olanak tanır.

Bununla birlikte, yeni medyanın dezavantajları da vardır. Özellikle sosyal medya, bazen yanlış bilgi ve yanlış yönlendirme içerebilir. Ayrıca, bazı insanlar, sosyal medyada paylaştıkları bilgileri yanlış amaçlarla kullanabilirler. Bu nedenle, yeni medya, kullanıcıların dikkatli olmaları gereken bir alandır.

Yeni medya, ayrıca işletmeler için de önemli bir araçtır. Geleneksel reklamcılık yöntemleri artık yeterli sonuçlar vermeyebilirken, yeni medya reklamcılığı, hedef kitleye daha etkili bir şekilde ulaşmak için kullanılabilir. Sosyal medya, işletmelerin müşterileriyle daha yakın bir ilişki kurmalarını ve müşteri geri bildirimlerini daha hızlı bir şekilde alarak ürünlerini ve hizmetlerini iyileştirmelerini sağlar.

Sonuç olarak, yeni medya, dijital teknolojilerin hızlı bir şekilde gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan bir kavramdır. İnternet sayesinde, herkesin bir yayıncı olabileceği fikirlerini, deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşabileceği bir alan sunar. Yeni medya, hızlı bir şekilde bilgiye erişim sağlarken, aynı zamanda herkesin daha geniş bir haber kaynağına erişebilmesine olanak tanır. Ancak, yanlış bilgi ve yanlış yönlendirme içerebilir ve kullanıcıların dikkatli olması gerektiğini unutmamalıyız. İşletmeler için de önemli bir araçtır, hedef kitleye daha etkili bir şekilde ulaşmak için yeni medya reklamcılığı kullanılabilir. Yeni medya, hayatımızda giderek daha fazla yer kaplayan ve önemi artan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yıkıcı İnsan Davranışlarının Temelindeki Psikolojik Sebepler: Neden Kötülük Yapıyoruz?

 

İnsan davranışları oldukça karmaşık ve çeşitli faktörler tarafından etkilenir. Ancak bazı durumlarda, insanlar yıkıcı davranışlar sergileyebilirler. Bu davranışlar, başkalarına zarar verme, yalan söyleme, hırsızlık yapma, şiddet kullanma ve hatta cinayet işleme gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Peki, bu davranışların temelinde ne yatar?

Psikologlar, yıkıcı davranışların altında yatan psikolojik sebepleri araştırmışlardır. İşte bazıları:

  1. Olumsuz Düşünceler ve Özsaygı Eksikliği: İnsanlar kendilerine yönelik olumsuz düşüncelere kapıldıklarında, kendilerine ve başkalarına karşı yıkıcı davranışlar sergileyebilirler. Özsaygı eksikliği, birçok insanın kendilerini değersiz hissetmelerine neden olabilir ve bu da yıkıcı davranışlara yol açabilir.
  2. Başka İnsanlarla Sağlıklı İlişki Kurma Becerisindeki Eksiklik: İnsanlar, başka insanlarla sağlıklı ilişki kuramadıklarında, yıkıcı davranışlara yönelebilirler. Bunun nedeni, sosyal ilişkilerin önemli bir ihtiyaç olmasıdır ve bu ihtiyacın karşılanmaması yıkıcı davranışlara neden olabilir.
  3. Travmalar ve Zorlu Yaşam Deneyimleri: Bazı insanlar, geçmişte yaşadıkları travmatik olaylar veya zorlu yaşam deneyimleri nedeniyle yıkıcı davranışlar sergileyebilirler. Örneğin, çocuklukta yaşanan istismar veya ihmal, ileriki yaşlarda yıkıcı davranışlara neden olabilir.
  4. Toplumsal Faktörler: Toplumsal faktörler de yıkıcı davranışlarda rol oynayabilir. Örneğin, yoksulluk, işsizlik veya toplumsal baskı, insanların yıkıcı davranışlara yönelmelerine neden olabilir.Yukarıda belirtilen sebepler, yıkıcı davranışların altında yatan temel nedenlerden sadece birkaçıdır. Psikologlar, yıkıcı davranışların önlenmesi için bu sebeplerin anlaşılması ve tedavi edilmesi gerektiğini savunurlar.

     

    Sonuç olarak, yıkıcı davranışların altında yatan psikolojik sebepler oldukça çeşitlidir. Bu sebeplerin anlaşılması, yıkıcı davranışların önlenmesi ve insanların daha sağlıklı, olumlu ve yapıcı davranışlar sergilemelerine yardımcı olabilir. Bunun için, psikolojik tedavi ve destek programları gibi araçlar kullanılabilir. Ayrıca, toplumsal faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır. Toplumsal destek, eğitim ve sosyal yardım programları, yıkıcı davranışları önlemede etkili olabilir.

Aşkın Güzel ve Acımasız Yüzü: Yaşamın En Güçlü Duygusu.

Aşk, belki de bulman en güzel duygusudur. Kendini tamamen başka bir kişiye adayarak bir bütün haline gelmek, arzun geri kalanını bu kişiyle paylaşmak, sevginizin sonsuzluğunu ilan etmek… Ama aynı zamanda aşk, hayatımızdaki en acımasız duygulardan biridir. İşte aşıkların güzelliği ve acısı, bulunmanın her alanına birlikte sahibiz.

Aşkın güzelliği, hayatımıza anlam katması ve bize umut vermesidir. Sevdiğimiz kişiye karşı ayrıcalıklarımız güçlü hisler bizi mutlu eder, bize enerji verir ve hayatımıza renk katar. Aşk sayesinde, evliliğin küçük anlarında bile mutlu olamazsınız. Aşk bizi yaratıcı, yeni şeyler denemeye teşvik eder ve kendimize yeni hedeflerimizi belirlememize yardımcı olur.

Ancak, aşkın acısı da yaşamımızın bir gerçeğidir. Sevdiğimiz kişiyle yollarımızın yükseldiği, hayallerimizin suya düştüğü, yalnızlık hissinin, kıskançlık, nefretlik, kırılmış kalpler… Tüm bunlar, aşkın acımasız yüzünü gösterir. Ama yine de, aşkın acısı bizi daha güçlü yapar. Bu acıları yaşamak, bize öğretmek, bize deneyim kazandırmak ve bizi hayatta daha iyi kararlar almaya teşvik eder.

Belki de aşk, bu kadar acımasız davranışlar, bu kadar güzel yönetim. Aşkın güzelliği ve acısı, bulmayan her alanda birlikte var olurlar. Ama yine de, aşk güzelliğine inanmaya, sevdiğiniz insanlara sarılmaya ve bulmayan geri kalanını paylaşmaya devam ediyor. Aşk, arşivin en önemli ve en sunucu parçalarından biridir. Onu yaşamak için, güzel ve acısıyla kabul yargılamaları.

Dostluk

Dostluk dediğin güzel bir kitap,
Hava gibi,
Su gibi,
Ekmek gibi,
Vazgeçilmez bir tat…

Sonuna kadar dayanmak şart,
Dostluk dediğin eşsiz bir kitap.
Sevmediğin sayfaları varsa atla,
Sayfayı kökünden yırtmak şart mı?

ÇELİŞKİLİ BİR VARLIK; İNSAN

İnsan olmanın tüm sızısını yüreğinde hissedenlerden misiniz sizde? Ben de öyleyim. Ne zaman birilerine güvensem ve inansam hep yarı yolda kalırım. Ya en güzel hayallerimi çalıp giderler ya da sıkıntılı anımda yanımda olduklarını megafonla ilan ederler. Sahi neden böyledir insanoğlu? Neden bu kadar gelgitleri içinde barındırır? Oysa karşılıksız sevmek bu kadar zor mudur bu çağda? İnsanın yarasına merhem olabilmekten daha güzel ne var ki? Senelerce aynı yüze bakarak büyüsek de asıl büyümemiz sırtımızdan bıçaklanmakla mı mümkündür? Neden bizi olgunlaştırmak için kötü deneyimler mevcut hayatta? İnsan,  iyilikleri ve güzellikleri de anarak büyüyemez mi? İçimizde büyüttüğümüz, en güzele sahip olma hırsı yüzüne bir daha asla sahip olamayacağımız arkadaşlıkları, kardeşlikleri ve daha nicelerini kaybetmedik mi? Bir şeyi bir defa yapma arzusuna karşılık bir ömür yanımızda olacakları kaybetmedik mi? Bu kadar kefaret fazla değil mi bir insan yaşamı için?

Çok fazla hem de… Sevmenin tüm ağrıları dindireceğine inananlardanım ben. Bir omuza yaslanmanın tüm dünyanın pahasında olduğuna inanıyorum. Bir işi yapamadığımda, dur şu dostuma telefon edeyim kesin gelip halleder, demenin hazzına kavuşmak istiyorum ben. Bahaneleriyle her şeye bir kılıf uyduran insanların varlığı sardı etrafımızı. Yürünecek yolları dikenleriyle kabul edecek kimse kalmadı. Herkes bir asfalt istiyor keyfine keyif katmak için. Oysa bilmiyorlar ki dikenin ayağımıza her batışı bizi sahi olan ne varsa ona götürür. Sahi bir yola, sahi bir dosta, sahi bir sevgiliye… Bu yüzden tökezlemekten ve dikenlerden kaçınmamayı ilke edinmeli bu dünyada. Düştüğümüzde her kalkış bizim için bir milat kadar değerli. Çünkü kalktığında yanında durmayanları bir çırpıda silme özgürlüğüne kavuşursun. Çünkü kalktığında, kimseye eskisi kadar taviz vermenin gereksizliğini hissetmiş olursun. Çünkü kalktığında yeni bir “ben” olursun! Bu yüzden içinizdeki yeni bir “ben” e şans verin. Bırakın o düşsün önce, sonra bir daha düşsün, sonra bir daha… Bu düşüşlerde sesinizi çıkarmayın asla. Çünkü kalktığında her şeyi eskisinden daha güzel görecek bir aydınlığa kavuşacaktır. Ve emin olun ki bu aydınlıkta ise yanına alacağı iki üç kişiden fazlası olmayacaktır.

 

 

Kat: -1

Güneş sana hayat verir ama gidip ona sarılamazsın. Su sana hayat verir ama altında nefes alamazsın. İçinde birden fazla mevsimler barındırırken çatıştığın tüm o duygular işte böyledir. Seni anlayamazlar çünkü senin kadar hassas değiller. Seni hissedemezler çünkü bu trende yer almıyorlar.

Uzunca vagonların olduğu bir trenin en sonunda yer alırken, en öndeki vagonun derin bir kavisle sola yöneldiğini gördüğünde, en arkadan baktığın bu kadrajın birazdan döneceğinin farkındasındır. Ben olamam. Bizim gibiler için o gerçekçiliğin sonuçları değişkenlik gösterebiliyor. Trenin sola kıvrılacağı gerçeğiyle benimsenmişken yol sana geldiğinde aşağıya inebilir, yukarıya tırmanabilir veya sağa dönebilir bile. Kasvetli bir güne merhaba dediğinde pencereyi açıp “ne harika bir gün!” diyebilir veya güneşli ılık bir ilkbahar sabahında tüm pencerelerini kartonla kapatabilirsin.

Bir olayın hatta bir kaosun içerisindeyken, haftalık planlar yapıp her şeyi mükemmel ve etrafındakilere en iyi şekilde yansıtacak şekilde hazırlarken, bir kasiste sendelediğinde basit bir olguyu başaramadığını zannedecekler. Her şeyin ne kadar mükemmel ve ileriye dönük olduğunu anlamayacaklar ve sen kafanın içindeki o harika kurguları aktaramayacağınla kalacaksın. Basit insanlar ve basit düşünceleri içinde tüm o harikalığını kimse göremeden göçüp gideceksin belki de.

Koca bir yıl içinde dört mevsim yaşarken tüm insanlar, sen gün içinde bile mevsimler geçirip durursun. İnsanlar yaz aylarında sıcak kumsallarda güneşlenirken, senin ruhun bir bayırdan poşetle kayar. Yazı tura atmak için fırlattığın bozuk para herkes için iki ihtimal beklentisinde merakla yere düşerken, sen havada geçen sürede tüm ihtimalleri zaten yaşayıp sindirirsin.

Ne sen hastasın, ne de onlar sağlıklılar. Seni sadece mevsimleri dörtten fazla olanlar anlar.

IHLAMUR DALI

İnsanın pınarına giden damarlarıyla olan eşsiz muhâkemesi.
Ona kuracağı bir salıncakla gönlünü hoş etmek istemesi.
Etrafında kımıl kımıl titreşen acı hüzmeleri, müsaadenizle..
Müsaade ediniz, debdebe nehrinde boğulan âciz kula.
Nefesi sayılı, uykusu nâkıs bu sabîye.
Şerha şerha kılınmış bu bedene, sabîye.
Lâl-ı deryaya, sabîye.
Elleri toprağa değmiş, gönlü başka memleketten ecnebîye.
Bu koku, riyâhının esintisi baş döndüren.
Muhkem râbıtanın teslimi.
Ân, anlık, bir an.
Muhtelif bambaşka.
Irak çok uzak.
Bir adım köşede, çok gönül ötede,
Bir adım nefes ama gönlü kafese,
Bu âleme göçüp gideceğim kutlu güne…

VEDA ŞİİRİ

Sokaklarda görünmez bir beden

Havada o günden kalma koku

Hızlı adımlarla sana koşuyorum

İçimde  kavuşamama korkusu 

Sana koştukça kaçıyorsun benden

Sanırım gideceksin gelmeden

Ve seni kaybettim sonunda 

Dünya küçüldü bir beden

 

Aşk Nedir?

“Sevmek ne kadar hoşsa ayrılık o kadar zor” dizeleriyle aşkın hüznünü anlatan Şeymanur Sevinç’in duygusal şiiri.

Aşk kavgadır, özgürlüktür, direnmektir.
Kavgayı senden öğrendim çünkü
Gözlerine bakınca kavgayı görüyordum.
Aşk özgürlüktür çünkü gözlerin bana bir insanın ne kadar özgür olabileceğini öğretti.
Aşk direnmektir çünkü gözlerin her şeye karşı direniyordu.
Kısacası aşk senin gözlerindir.
Senin gözlerin ise benim dünyam…