Bir İç Savaşın, Dış Sesleri

Hayata sevgiyle tutunup, elinizden gelenin en iyisini yaparken sonuçlara çok da kafayı takmamak.
“İşte yaşamak budur!” dedi adam. 
Durdum ve düşündüm. En son ne zaman sevgi ile tutunduğu mu, ne zaman ayağa kalktığımı, en son ne zaman kafayı takmayarak gülüp geçtiğimi düşündüm. Sonra fark ettim ki, bir ömür içim içimi yiyerek gelmişim buralara…
Ve fark ettim ki, yaşamak nedir tam olarak öğrenememişim yada öğrendiklerim ve ezberlediklerim sınavda çıkan açık uçlu sorudan ibaretmiş. Oysa bu hayatta hep şıklar vardı. Seçenekler ile doluydu.
Düşünmem, saçımın ağarmasına izin vermem, gözlerim dolunca göğe bakmam ve en sonunda susmam lazımdı. Böyle olmalıydı.
Bu bir denklemse, bilinmeyenleri bulmam, içinde kaybolmadan çıkmam lazımdı. Hem cevapsız da kalamazdı sorum. Sonra bir anda irkildim.
Ne kadar çok şeyi düzeltmeye, olurunu görmeden oldurmaya çalışmıştım. Sonra düşündüm, düşündüm ve DÜŞTÜM. Hayallerimden hayatın tam ortasına düştüm. Başaramayacağımı bildiğim bir masalı sonuna kadar dinleyip, onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine kısmını bekledim. Gelmedi. 

Durdum ve düşündüm. En son ne zaman sevgi ile tutunduğu mu, ne zaman ayağa kalktığımı, en son ne zaman kafayı takmayarak gülüp geçtiğimi düşündüm. Sonra fark ettim ki, bir ömür içim içimi yiyerek gelmişim buralara…

Masal mı bitti yoksa hiç okunmadı mı anlamadım. Sonumu düşünürken sonumu yazmıştım. Fark etmedim. 
Hani dedim ya en başta işte yaşamak budur dedi diye… Ve sevgili dost, İşte bir beynin savaşı budur.

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir