Bilinmeyene Mektuplar II.

Seni bu sıralar çokça inceliyorum. Bakıyorum ki, öyle ince noktalar çizmişsin ki kendine, hayret ediyorum. Kabuğunu da çiçeklerle süslemişsin. Bu tam olarak ne demek senin için? Kabuğundan çıkmaya çalışan o kelebek yok artık sanki. Kabullenip o köşeye çekilmişsin. Kabuk eskisi gibi seni korkutmuyor. Savaşı öğrenmişsin. İnceledikçe inceleyesim geliyor. Kendine ne yaptın böyle?Sen, çok… Değişmişsin. Her ne yapıyorsan devam et. İnan ki doğru yoldasın. Ellerinde birkaç şey gördüm. Onları nasıl buldun? Kimsesizsin, üşüyorsun üstelik. Biri gelip ısıtmamış. Yine de gülüyorsun. Anladım ki, sen kimseye ihtiyaç duymuyorsun. Kendine kalmak artık senin için bir altına dönmüş. Kabuğunun etrafındaki resimleri gördüm. Kendine ait bir yaşam çemberi oluşturmuşsun. Gelmelerinin ve gitmelerinin bir önemi yok senin için. Çünkü sen ruhlara bakıyorsun. Ruhu farklı olmayanın gelmesi bir ifade etmiyor senin için. Ruhları süslemeyi de çok seviyorsun artık. Bu seni mutlu ediyor, görüyorum. Hepsine bir çiçek bırakıyor, hayat yollarından çekiliyorsun. Bir anlamı yok hiçbir şeyin senin için artık. Yüreklere dokunmadıktan sonra. Çok güçlüsün inan ki. Sevgili Lusin, insanların belirsiz tavırları seni çok üzmüş. Kime değer vereceğini şaşırmış bir vaziyettesin. Bir yandan sevgi dağıtmak istiyor, bir yandan da o küçük kalbini koruyamamaktan korkuyorsun. Ne yapmalı? Sevgiye kucak açmalı mı? Yoksa küsmeli misin? Bilirsin ki sevgi bazen ilaç, bazen zehirdir. Yine de sevginin yaşanılmaya değer olduğunu düşünüyorsun. Gördüm. Sonu hüsran olsa da, yaşanılacak o küçük görünen ama büyük mutluluklar senin için çok güzel. Ve böylece değmeyen kağıtlara vurdun kalemini. O güzel sözlerini gördüler. Ne düşünüyorsun, doğru mu? Mektubunu beklemek uzun sürse de, bu lamba altında düşünmek çok güzel. Sen güzel şeyleri hak ediyorsun inan ki. Giden gitsin. Ama seni almasın giderken. Kendini koru.

Sonu olacak bu hikayeni, süsle hayallerinle.

Ve kendine bir yol çiz, gözyaşının içinden.

Mektubumu bu karanlık zamanda, yazdığım bir şiirle kapatmak istiyorum. Siyah insanların mürekkebinden kaç her zaman. Sana güveniyorum.

BENLİK ÜZERİNE

Kendime kalmak,

Eskiden bir acıydı.

Şimdi bakıyorum da kendime,

Öyle alışmışım ki…

Kaldım bu yerde kimsesiz.

Parçalarım tamamlanır mıydı?

Belirsiz.

Yoktu bir his.

Bir avuca muhtaç değildim artık.

Kendi fırtınasında kaybolan yaprak derdim,

Kendime.

Kendi fırtınasını yenmiş bir yaprak,

Diyorum artık.

Kalemi daha sıkı tutuyorum.

Kendimi daha sıkı sarıyorum.

Yaşamalıydı insan.

Sonu olan hikayesini.

Düşünmeliydi çokça.

Kendiyle konuşmalıydı.

Belki delirmekti bu.

Belki de kaybetmek.

Pişmanlıklar zihindeyken,

İşte kazancın kendisi de,

Elveda demekti olanlara.

Ve bakmalıydı kendine.

Seni sevmezken,

Başkasını nasıl sevebilirim diye.

O dört duvardan kaçmak yerine,

Süslemek gerekliydi.

Bak, kalemim bile değişti.

Hayattan bir şey beklemeyerek.

Basitti her şey aslında.

Yaşamayı bilene.

Ne yapacağımı bilemediğim bu yerde,

Süslemekti amacım,

O karanlıkta kalan cümlemi.

O sokakları başıboş yürümek bana yakışırdı.

İmkansızlığa alıştırdığım bu bozuk bedeni.

Kalemim, bilsen keşke.

Herkes kendi karanlığını oluşturur,

Ve çıkamayacağını sanır oradan.

Kalemim de öyle düşünürdü.

Beklemek saçmalıktı bu yüzden.

Ne varsa ondaydı.

Kendinde.

Kaçtığın o bedende.

Biz şairler hiç anlamadık bunu.

Benlik hariç donattık her yeri.

O cinayet kokan cümlelerle.

Yazdık,

Yazınca güzelleştiririz sandık.

Belki de bahaneydi bizim için.

Kaleme olan aşkımızdandı her şey.

Ah, biz şairler…

Yaşamın kendisi bir yapboz.

Ben ise kaybolmuş, aciz bir parça.

Ne istersin bu sokaktan?

Çizdiğin resimler yordu beni.

Kendinden kaçmanın güzel olduğunu,

Sanacak kadar korkaktın.

Kaleme dönmeyi istemeyecek kadar aciz.

İnsanlardan kaçarak büyüdün.

Kırabilirler diye,

O küçük kalbini, bir dağ gibi gösterdin.

Öyle hiçtin ki…

Kendini keşfetmenin nasıl olduğunu,

Sorguladın hep.

Bulamazken kendini,

Başkasına nasıl yardım edebilirdin ki?

Şimdi bakıyorum da sana.

Öyle büyüdün ki,

Bir o kadar da küçüldün.

Yaşamın ağırlığı altında kalınca,

Kalakaldın öyle.

Hiçbir şey bilmeyen insanlar,

Bir acı şiiri sanacak bunu.

Onlara yalan olduğunu söyle.