Arif Müfid Mansel


Arkeolog, Tarihçi
Doğum:
1905 İstanbul
Ölüm:
19 Ocak, 1975 İstanbul
Eğitim
Berlin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü



Arif Müfid Mansel Yaşamı:

Türk Arkeolojisinin önderlerinden Arif Müfid Mansel 1905 yılında İstanbul’da doğdu. Dönemin soylu ve kültürlü ailelerinde olduğu gibi Arif Müfid ailesi tarafından dil ve müzik eğitimi verilerek, özel olarak yetiştirilmeye çalışılmış, orta eğitimini İstanbul Alman Mekteb i’nde başlayıp, Fransız St. Benoit lisesinde 1925 yılında tamamlamıştır. Arif Müfid’in bundan sonraki hayatı için aile dostları İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Halil Edhem Eldem’in büyük etkisi olmuştur.

Ünlü Alman arkeoloğu Theodor Wiegand, dostu Halil Edhem’e şükran ifadelesi olarak iki Türk gencinin Almanya’da burslu olarak tahsil etmeleri için resmi bir yazı gönderir ve bu iki genci Halil Edhem Bey tarafından seçilmesini arzu eder. Bu teklif üzerine Halil Edhem Bey, Arif Müfid ve Ahmet Rufai’yi seçerek 1925 yılında Almanya’ya gitmelerini sağlar. 1929 yılında Arif Müfid Almanya’ya gidişinin henüz 4. yılında ve henüz 24 yaşındayken “Stockwerkbau der Griechen und Römer” adlı tezle Doktor unvanını alır.

Arif Müfid, doktorasının ardından hemen yurda döner ve hemen İstanbul Arkeoloji Müzeleri kadrosunda 1931 yılına kadar Müzeler Umum Müdürü Halil Edhem’in ve 1946 yılına kadar da onun ardından müdür olan Aziz Ogan’ın yardımcısı olarak görev yapar.

Askerlik görevini yapıp, 1935 yılında tekrar müzedeki görevine başladığında Atatürk’ün ilgi duyduğu Yalova ve buradaki tarihi kaplıca çevresinde kazı yapma fırsatını bulur ve ayrıca aynı yıl kış sömestresinden itibaren İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde ders vermeye başlar.

Müzik aşkı…

Arif Müfid’in klasik müziğe olan düşkünlüğü de dillere destandır. Genç yaşında başlayan eğilimi, Almanya’daki öğrenim yıllarında perçinlenmiştir. Geniş bir plak koleksiyonu ve derslerine de yansıyacak bir müzik kültürü vardır. Öğrencilerine de müzik sevgisi aşılar. Adnan Pekman klasik müziğe olan ilgisini Arif Müfid’e borçlu olduğunu söylüyor. Arif Müfid en başta, Adnan Bey’e edinmesini önerdiği bir plak listesi yapmıştır. Birlikte müzik sohbetleri yapar, müzik dükkânlarına gelen plakları birlikte takip eder, birbirlerinin eksiklerini tamamlar, plak değiş tokuşu yaparlar. O dönemde streo müzik teknolojisi yeni başlamıştır. Adnan Bey ile Almanya’da birlikte bulundukları bir sırada, Arif Müfid Brown marka bir pikap satın alır. “Çok parlak iş” dediği pikapla en sevdiği klasik müzik eserlerini stereo olarak dinleyebileceği için heyecanlıdır. Ama müzik setini Türkiye’ye getirmek bir meseledir. Almanya’da ahbap oldukları bir Türk, “Hiç merak etmeyin, ben Türkiye’ye arabayla gidip geliyorum, ilk gelişimde size pikabı getireceğim” der. Gerçekten, 1 ay sonra, adamcağız müzik setini getirmiştir. Ne çare, hoparlörün biri eksiktir. “Hiç merak etmeyin, bir dahaki gelişimde getiririm onu da” dediyse de, bir daha adamdan haber alınamaz. Adnan Bey, buruk bir gülümsemeyle, “Arif Bey, ölünceye kadar hep o bir hoparlörü bekledi” diyor (23).

Kitap aşkı…

Arif Müfid, kitaplara da çok düşkündür. Semavi Eyice zamanla, onun kitap sohbeti yaptığı dostlarından olmuştur. Nadir kitaplar, önemli eserler, okunulan, edinilen kitaplar üzerine konuştukları zamanlar yaratırlar. Arif Bey’in başta Anadolu arkeolojisi olmak üzere, ilkçağ, Bizans, Osmanlı tarihine yoğunlaşmış, ayrıca büyük ansiklopediler ve çok ciltlerden oluşan yaklaşık 6 bin ciltlik kütüphanesi, Semavi Bey’in değerlendirmesiyle, “İstanbul’un en özel kütüphanelerindendir”. Osmanbey’deki konağın büyük bir salonunda özel olarak yaptırdığı kütüphanede, İstanbul Rus Arkeoloji Enstitüsü’nün yıllığı gibi bulunması çok zor nadir eserler de yerini almıştır. Ayrıca, yurtiçi ve özellikle yurtdışındaki meslektaşlarının yolladığı sayıları binleri bulan ayrı basım makaleler, alfabetik sırayla kutulara yerleştirilmiştir. Ailesinden kalma Arapça eserlerin pek çoğunu, kendi işine yaramayacağı için, Edebiyat Fakültesi’nin İslam İncelemeleri Bölüm Kütüphanesi’ne hibe eder. Arif Bey, “Çocuklarım” diye söz ettiği kitaplarına (24) büyük özen gösterir, her birini özel olarak ciltletir, kütüphaneye öyle yerleştirir. Ama “çocuklarını” öğrencileri ve bütün dostlarının kullanımından hiçbir zaman sakınmaz.

Eserleri :

  • Stockwerkbau der Griechen und Römer (1932, Berlin)
  • İstanbul’da Bulunan Bir Prens Lahdi (1934, İstanbul)
  • İran’ın Tarih ve Arkeolojisi (1934, İstanbul)
  • Yalova Kılavuzu (1936, İstanbul)
  • Trakya’nın Kültür ve Tarihi (1938, İstanbul)
  • Mısır ve Ege Tarihi Notları (1938)
  • Silifke Kılavuzu (1943, İstanbul)
  • Ege ve Yunan Tarihi (1947, Ankara)
  • Türkiye‟nin Arkeoji, Epigrafi ve Tarihi Coğrafyası için Bibliyografya (1948, Ankara)
  • Perge’de Kazılar ve Araştırmalar (1949, Ankara),
  • Die Ruinen von Side (1963, Berlin)
  • Side Klavuzu (1967, Ankara)
  • Side 1947-1966 Yılları Kazıları ve Araştırmalarının Sonuçları (1978, Ankara)

Kaynakça:

Wikipedia,Kimkimdir,biyografi