Sevda Dilenciliği

☕ 3 dk okuma
🎻 Edebi & Klasik Çalma Listesi Odaklanma ve dingin okuma için seçilmiş enstrümantal eserler • Sırayla kesintisiz çalar
  • 01
    Gymnopédie No. 1 Erik Satie • Klasik Piyano
    ▶
  • 02
    Valse Evgeny Grinko • Melankolik Şiirsel
    ▶
  • 03
    Nocturne Op. 9 No. 2 Frédéric Chopin • Romantik Klasik
    ▶
  • 04
    Tasavvuf & Huzur Ney Taksimi Geleneksel • Derin Ney Ezgisi
    ▶
  • 05
    Nuvole Bianche Ludovico Einaudi • Modern Neoklasik
    ▶
  • 06
    Comptine d'un autre été Yann Tiersen • Edebi Düşünce
    ▶
  • 07
    River Flows in You Yiruma • Lirik Akış
    ▶

Gün tüm kötülükleri ve güzellikleri ile son buluyordu, kafasını koyduğu bir yastık, yastığını koyduğu bir döşek ve bir de han sahibiydi. Geçimini ise dilencilikle sağlayan bir ihtiyardan başka söylenecek bir tarafı yoktu. Kendi hanında dilencilik yapan bir ihtiyarın hikâyesidir bu, elbet bir gün son bulacak bir yaşamın penceresi. Her insan gibi düşünüyordu, aynı şekilde de diğer insanlar onun hakkında söyleniyordu. İki ayrı fikre ev sahipliği yapan iki ayrı bünye, iki ayrı beyin ve iki ayrı kalp.

Sabahın ilk ışıkları ile gözlerini açan ihtiyar, köşede duran testiye doğru uzandı, bu testi ona bırakılan tek armağandı. Testiden dökülen birkaç damla gözyaşı ile gözlerinin etrafındaki yaşanmışlıkları, tek seferde sildiğini düşünmüştü. Her gün aynı şekilde düşünürdü. Ellerini açar ve semaya bakarak sürekli ağzının içerisinde mırıldandığı duayı dillendirirdi. Tek isteği, tek kelimesi, ağzının içerisindeki birkaç sözcük idi. Şu an dilencilikten vazgeçse, ömrünün sonuna kadar keyif içerisinde yaşayacağı bir servete sahipti. Onun tek isteği bir sevgi idi, gönül idi, mesleği ise sevda dilenciliği. Kimsesiz bir handı oysaki neyin sevgisi, sevmek yaşlı ihtiyara denk gelecek miydi? Ömrünü kimsesiz bir taş yığını içerisinde geçirmesi bünyesindeki rutubetten belliydi, belki kalbi de taş misali sertleşmişti. El açtığı gibi emir de verebilecek bir yapıya sahipti. Daha önce sevda denilen illeti kestirememişti, sözleri iğneleyici, gözleri büyüleyici, yüreği ise buz tabakasından çıkan çöl kumu misali, bir gölgeye denk geldi. Bu belki de kalbinin çorak arazisini yağmur ormanına çevirmeye yetecekti, belki de karasal iklimini Karadeniz’e bırakacaktı, ondan gelen yağmurlar, gönül tabakasında bir fidan olup açacaktı. Açılacağını sanmıştı, yalnızlığa alışmıştı, gözlerine bakarak konuşmak için son adımları kalmıştı. Oysaki ihtiyarın bildiği tek cümle, ‘’Allah rızası için’’ demekti. Ne söyleyecekti, yerine getirebildiği tek görevi dilencilikti…

OKU  Esnaflıktan Yazarlığa

Öğrenmişti, sevda dilenerek bir yere erişilemeyeceğini. Konuşmak gerekti, her nefesinde oksijen tüketmek gerekirdi. Mesleğinden vazgeçmedi, ihtiyardı ihtiyarların inat denildiğinde, her daim başa çıkılmaz bir hal aldığını gösteriyordu. Yağmurlu bir han akşamı, toprak kokusu ile karışıyordu…

‘’Kendi hanında dilencilik yapan bir ihtiyarın hikâyesidir bizimkisi, her gün tezgâhı açtığında sevda diye öykünen.’’

✓ 24Okur Edebi ve Kültürel Yayın İlkeleri Güvencesi
Bu içerik; 24Okur Yayın Kurulu ilkeleri doğrultusunda doğrulanmış, edebi tahlil ve kaynak güvenilirliği standartlarına uygun olarak yayına alınmıştır.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Seyfettin Kılıç
Seyfettin Kılıç
Yazmak duygusunu daha iyi tanımak için üniversite hayatımı Edebiyata döktüm.

İlgili Yazılar

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar