9 Kere Leyla Filminden Lilith Efsanesi

Lilith Efsanesi

9 Kere Leyla filminden sonra gündemde olan Lilith Efsanesi tarihte feminizmin temellerini atan bir efsane olarak bilinir. Lilith Sümer, Pers, Babil mitolojilerinde vampir, baykuş ve yılan olarak tasvir edilir. Gılgamış Destanı‘nda kötü ruhlu bir dişi olarak yer alır. Rönesans Dönemi’nde ise birçok ünlü esere konu olur.

Efsaneye göre Adem’in Havvâ’dan önceki ilk eşi olan kızıl saçlı Lilith tüm kötülüklerin anasıdır.

Lilith, Adem ile aynı şekilde aynı topraktan geldiği için eşit olduklarını savunur ve ona itaat etmek istemez. Ancak bir türlü anlaşamazlar ve sonunda Lilith cennetten kaçışın tek yolu olan Tanrı’nın yasak ismini söylerek cennetten kaçar. Bu kaçışla birlikte dışlananlardan kabul edilir ve şimdi ki Kızıldeniz’de bir mağarada bulunan İblisler ile yaşamaya başlar. Günde yüz çocuk doğurduğu ve bu çocukların cin, şeytan, vampir olduğu söylenir. 

İnanışa göre ona kötülüklerin anası denmesinin ve dünyada bu kadar çok kötülük olmasının sebebi bu çocuklardır. Tanrı, Lilith‘e Senoy, Sansenoy ve Samengelof adında üç melek göndererek geri dönmesini ve itaat etmesini, eğer dönmezse her gün bir çocuğunu öldüreceklerini söylerler. Ancak Lilith bu çağrıyı geri çevirir ve geri dönmez. Bunun üzerine melekler her gün Lilith‘in kötülüğü yayan bir çocuğunu öldürür.

Tanrı yalnız kalan Adem için Havvâ’yı yaratır. Ancak bu kez eşit olmamaları adına Adem’i uyutup onun kaburga kemiğinden yaratmıştır. Adem’in Havvâ ile olan bu birlikteliğini kıskanan ve çocuklarının acısını çeken Lilith intikam almak için yılan formuna bürünür ve cennete gider. Havvâ’yı yasak meyveyi yemesi için kandırır. Yasak elmayı yiyen Adem ve Havvâ cennetten kovularak dünyada ölümlü olarak yaşamaya başlar. Lilith ise ölümsüzdür ve Adem ve Havvâ’nın çocuklarını öldürmeye başlar. Söylentilere göre erkekleri sekiz, kızları yirminci gün içinde öldürür.

Lilith İslamiyet’te yer almaz ancak Türk Mitolojisi’nde “Albastı”, “Albız” veya “Al Karısı” olarak bilinir. Birçok batıl inanca da yol açmıştır. Türk adetlerinde lohusa kadını al basmasın diye yanında dini kitap bulundurulur, kırmızı kurdele takılır ve yalnız bırakılmaz. Akşamları çocuk kıyafetleri çamaşır ipinde bırakılmaz. Çünkü bunları gören Lilith‘in o evde bir çocuk olduğunu anlayıp öldürmesinden endişe edilir.

9 Kere Leyla’da Lilith

Yönetmenliğini Ezel Akay’ın yaptığı başrollerinde Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Elçin Sangu, Fırat Tanış, Alican Yücesoy‘un yer aldığı geçtiğimiz hafta vizyona giren 9 Kere Leyla filmi Lilith efsanesini konu ediniyor.

Filmin başında şu konuşmayı dinliyoruz:

Yine kan revan içinde her yer. Cinayetin keşfi. Düşünsene erkeğin biri çıkıyor ve cinayet işlemeyi keşfediyor. Kardeşini öldürüyor. İcada bak. Bunların bildiği tek şey öldürmek. Öldürecek kimse kalmasa kendilerini öldürürler. Halbuki kadın aşkı buldu. Onlar ne yaptı? Onlara aşık olmaz yetmez. Kendini ispatlayacak ya. Uğruna ölürüm diye kandırabileceği kadın lazım. Sonra… Çok sevmiyordu, öldürdüm. Beni sevmiyordu, öldürdüm. Başkasını sevdi, öldürdüm. Ya aşkın cinayeti olur mu? Aşkın sevişmesi olur… Adem dünyayı güzelleştirdi ben kadınlara musallat oldum. Ha? Hadi oradan! Aslında yazıyı bulan bendim. Ekip biçmeyi önce ben öğrendim, öğrettim. 

Yıllardır evli olan Adem (Haluk Bilginer) ve Leyla (Demet Akbağ) evlilik terapisti Nergis’e (Elçin Sangu) giderler. Bu görüşmede Adem, Nergis’e aşık olur. Nergis ise zengin bir arkeolog olan Adem’in parasına aşık olur ve ilişkileri başlar. Bu yasak ilişkideki tek engel ise Leyla’dır. Adem Leyla’ya boşanmak istediğini söyler ancak Leyla kocasına aşıktır ve boşanmak istemez. 

Nergis ise Adem’i ayrılmakla ve avukat Hâris (Alican Yücesoy) ile evlenmekle tehdit eder. Bunun üzerine Adem, Leyla’yı öldürmeye karar verir ve bunu kaza süsü vererek yapmayı planlar. Leyla’yı tam dokuz kez kaza süsü vererek öldürmeye çalışır. Tüm bu olayların arasında ise Adem’in bir servet ödeyerek müzayededen aldığı Lilith‘in el yazmaları tablosunu arayan Mahdum Bey (Fırat Tanış) de Adem’in başına bela olur.

Adem’in küçükken üzerine düşen dayısının korkusu film boyunca peşimizi bırakmıyor. Her öldürme planınında renkli takım elbiseleriyle farklı şarkılar söyleyerek dans eden, rüya ve bayılma serüveni yaşayan Adem’in komik maceralarına yakından tanık oluyoruz. Çizgili pijamalı dayı ise uzun süre hafızalarımıza kazınıyor. 

Kızıl saçları, beyaz teni, filmin giriş konuşmasıyla Elçin Sangu‘yu Lilith sanmamız isteniyor. Ancak filmin sonunda mitolojiden alışık olduğumuz Lilith‘ten çok daha farklı bir Lilith görüyoruz. Önemli bir mesajı da Lilith‘in temsil ettiği feminizmle birlikte muhteşem bir kadın gücü oluyor. 

“Hiç erkek pilot, erkek yazar, erkek doktor diye bir şey duydun mu? Utanmasalar, ‘İnsan, bir de yanına ‘Kadın İnsan’ diyecekler!”

Ava giderken avlanan Adem ardında iki kadın bırakıyor ve aralarında şöyle bir diyalog da geçiyor:

Nergis: Bu kadar şeyden sonra nefret etmediniz mi erkeklerden? 

Leyla: Olur mu öyle şey? Cinsiyet meselesi değil, zihniyet meselesi bu.

İçine dünyaları sığdırdığınız yumruk kadar kalbinizin kırılışı bir "si" notası. Solfejdeki en ince ses. Ben bunu bir bercesteye işliyorum.

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir