Yeşil’in Turuncu Kızı

Ah Çocukluk Sen Ne Güzelsin

Bizim ilk ve orta okul öğrenciliğimiz rengarenkti. Öyle hastalıktır, pandemidir değil de gerçekten kar tatilimiz olurdu. O zamanlar iklim bu kadar ılıman değildi ve Anadolu’da hala karasal iklim hakimdi; yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı…

Boyumuz kadar kar yağardı. Pencerelerimizin camları buzdan sanat harikalarına dönüşürdü. Çok zaman akşamları elektrikler kesilirdi. Çıtır çıtır yanan sobanın etrafına konuşlandırılmış yataklarımızda, sobadan tavana yansıyan ışık hareketleriyle hikayeler uydururduk. “Sessiz oluuunn!” uyarılarına kısık ve içten gülerek sohbetlerimize devam ederdik.

Elektrik olduğu zamanlarda ise mutlaka okuduğumuz kitapların kahramanlarıyla yeni hikayeler anlatırdık.

Kar tatili okulumuzdan kopmamıza sebep olmazdı. Okula döndüğümüzde yaşayacaklarımızı anlatır heyecanlanırdık.

Yani ki bol bol hayal kurabilen çocuk gibi çocuklardık. Böyle anlattığıma bakıp yaşlı ve geçmiş güzellemesi yaptığımı düşünmeyiniz lütfen; çok uzak değil, doksanlardan bahsediyorum aslında.

Şimdi kendi çocuklarımıza masal gibi gelse de bunlar bizim bizzat yaşadığımız gerçek hayat hikayeleridir yani.

Zamanın Çocuklarına Öneri

Bir pandemi döneminde çocukluk yaşamak zorunda kalan çocuklarımıza çok üzülüyorum. Online derslere katılımlarındaki verimsizlik, okulda on dakikalık teneffüslere olan hasretlikleri, nasılsa evdeyim deyip günleri düzenli dolduramama ve neticede pek çok heyecandan uzak hantal bir çocukluk yılı yaşadılar yavrucaklar.

Ağlayıp sızlanmak çözüm değil elbette. Elde olmayan sebeplerle iki yıldır doğadan kopuk suni bir hayat yaşayan yavrulara güzel bir önerim var aslında.

Nasılsa okul artık tatil. Karnelerini aldılar. Evden çıkmaya başladıkları uzun yaz günlerinde hayalsiz geçen iki yıllarını telafi edebileceğine inandığım bir eserden bahsetmek isterim. Her yaştan okurun gönlünü ferahlatacak tasvirler, olaylar, hikayelerle dopdolu bir eser; Yeşil’in Kızı AnnE.

Büyüdüğü çevredeki bütün olumsuzluklara karşı kendisini mutlu etmek için geliştirdiği hayal gücü sayesinde direnebilen bir kızcağızın hikayesi.

“Bir şeyi hayal etmenin en kötü yanı hayal etmeyi bırakmak zorunda kalmaktır ve bu insanın canını çok yakar.” ifadesiyle bu başarısını mutlulukla çevresine de kabul ettirmeyi başaran bir kız hem de.

Mutlu Çocuk

Anne babası vefat ettikten sonra farklı ailelerin yanında yaşamak zorunda kalmış, çok zaman o ailelerin çocuklarına bakıcılık yapıp ev işleriyle baş edebilmeye çalışmış bir kız çocuğudur Anne. Yaşadığı hayatı hatalarıyla kabul etmeyi başarabilmiş, her yaptığı hatadan ders çıkarabilme ve o hatayı tekrar etmeme kabiliyeti ile donanmıştır.  Çevresindeki canlı cansız her obje ile duygusal bağ kurarken onların hayatındaki katkılarını iliklerine kadar hissetmenin lezzetini idrak etmiş bir çocuk olarak kendi hayatına kendini hazırlamış, büyümüş de küçülmüş kabilinden bir kız çocuk aynı zamanda. Küçük bir yanlışlıkla Green Gabels’a gelerek maceradan maceraya koşarken becerileri, aklı, mizahı ve bitmek tükenmek bilmeyen heyecanıyla karşılaştığı herkesi şaşırtan, eğlendiren ve etkileyen bir çocuk hem de.

On iki yaşında hangi çocuk “Büyük fikirleriniz varsa onları ifade etmek için büyük kelimeler kullanmanız gerekir öyle değil mi?” sorgusu ile hayatını örtüştürebilir? Elbette ki hayal gücü kuvvetli ve hayal kurmaya cesaret edebilen çocuklar…

Anne, kitabın bir bölümünde “İnsanın konuşmak isterken konuşabilmesi ve çocukların dikkate alınmaması gerektiğinin söylenmiyor olması büyük bir rahatlık” derken de sahip olduğu hayal gücünün nerede ve nasıl kullanabileceğini bildiğini ifade ediyor. Çocukların susturulmaması gerektiğinin altını çizerek “çocuklarınıza şans vermezseniz nerden bileceksiniz” uyarısı yapıyor. Dizi filme uyarlanmış olması ayrı bir güzellik olsa da, kitap olarak okumak ve her kelimenin hayalini kurmak daha özel geliyor bana.

Çizili Satırlar

*” Dünyadaki her şeyin bir riski var. İnsanların kendi çocuklarının olması da bir risk, bütün çocuklar hep iyi insanlar olmuyorlar.”

* “Bir adın telaffuzunu duyduğunuzda, zihninizde sanki kağıda yazılıyormuş gibi hayal etmez misiniz?”

* “Bütün büyük olayların küçük ve basit olaylarla ilgisi vardır.”

*” Bir şeyleri düşünmek için en iyi vakit yatma vaktidir.”

Diyeceğim O ki

Ben hiçbir kitabı kendim okumadan çocuklarıma okutmadım, okutmam da. Her kitabın her okuyana faydalı olduğunu düşünmüyorum şahsen. Fakat Yeşilin Kızının maceraları benim hayal dünyamı bile bu kadar coşturmuşken çocuklara katkılarını saymakla bitiremem doğrusu.

L.M Montgomery’ nin kaleminden süzülmüş bu harika eseri Çiğdem Köfüncü’nün çevirisinden okudum. Bu denli düzgün, akıcı, her iki dilin doğru kullanımının belirgin olduğu başarılı bir çeviriyi okumanın zevki de bambaşka elbette.  Farklı çevirmenlerin kalemlerinden de okumak istenecek bir kitap olarak her evde bulunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Kitabı mutlaka edinin ve okuyun. On iki yaşındaki bir kız çocuğunun sınırları olmayan hayal dünyasında kendinize bir yer bulacağınıza eminim.

İyi okumalar, mutlu hayaller.

Yazar, Editör, Göstergebilim Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir