Yaptığımız Seçimler ve Hayatımızın Rotası: Varoluşçu Bir Sorgulama

☕ 8 dk okuma

Hayatta seçimlerimiz, edebiyat ve düşünce dünyamızda derin izler bırakan, bireyin varoluşsal sorgulamalarına ve hayatın çok katmanlı anlamına ışık tutan en kıymetli konulardan biridir.

Bir çocuk büyürken, çocuğun uslu, terbiyeli, sakin olmasını ve ailesini iyi temsil etmesini bekliyor.

Çocuk okula başladığında derslerinin iyi olmasını bekliyor, genelde resim müzik satranç spor alanındaki yetenekler pek önemli olmuyor.

“Büyüyünce ne olacaksın, ben bu kızı/oğlanı … yapacam, abisi hayırsız da bu bize yaşlandığımızda bakar” gibi türlü türlü kalıplar zihinlere yerleşiyor.

Ergenlik döneminde sınav, sınav, sınav… Kıyaslamalar, aşağılamalar, sadece okul başarısına göre değerlendirmeler…

Bu arada kız/erkek farketmeksizin sivilcesiz yüz, parlak saçlar, uzun boy, dolgun kaslı vücut yapıları, zayıf olmak, okulda sosyal medyada popüler olmak… bekleniyor. Birey erkekse arabadan, futboldan, tamirattan ; kız ise mutfaktan, ev işlerinden, modadan, makyajdan anlamalı.

Hem okul başarısı olmalı, hem hobisi olmalı, hem aileye bağlı olmalı, hem de sosyal çevresi ve sevgilisi olmalı.

Sonra aile veya toplum neyi “iyi” görüyorsa o mesleği, o okulu seçmeli.

Okul, iş, evlilik, çocuk, ev al araba al, evi tamir ettir, arabayı yükselt, arada tatillere git, özel günleri (sevgililer günü, evlilik yıldönümü) bayramları kutla, sonra aynı seremoni çocuğun üzerinden devam etsin.

Toplumun öncelikleri:

Para : iyi maaşlı meslek, torpil hile falan da olabilir. Kredili bol faizli de olsa ev, araba almalısın. Daha fazla para kazanma imkanın olduğu halde, vaktim bana kalsın deyip bunu istemiyorsan delisin sen.

Paralı yapabileceğin bir şeyi gönüllü yapıyorsan vay haline.

Arsa, dükkan, altın, birikim, yatırım, maaşının 3 katı tutarda telefon almak, 5 saatlik düğün için bir ton masraf yapmak, zenginliği gösterecek her fırsatı, her kutlamayı değerlendirmek, sosyal medyada arabasını, bileziğini görgüsüzce paylaşmak… onlarca örnek va

Başarı : Ölçülebilir, somut akademik veya parasal başarılar. Bir şey para getiriyorsa başarılıdır, değilse at çöpe.

OKU  Memleketim

Kursa gidiyorsun, ee nolacak bitince?

El işi yapıyorsun, o kadar ipe zamana yazık satsana?

Kitap okuyorsun, niye bu kadar çok okuyorsun, okul okusaydın şimdiye bir şey olurdun?

Bir kurumda gönüllü olarak 2 gün hizmet veriyorsun, kaç lira alıyon sen?

Statü : Şunun eşi, bunun annesi, şurada müdür burada öğretmen, muhtar, başkan, yönetici, şef, sorumlu. Bir şeyin bizim kontrolümüzde olduğu hissiyatı, makam mevki şöhret. Bunu elde etmelisin, eğer yönetici olabilecekken işinden istifa edip sevdiğin bir alana geçtiysen vay haline.

Sıradan, basit, insanlardan uzak yaşamak istiyorsan vay haline.

Aileni veya hobilerini düşünüp o terfiyi reddettiysen vay haline.

Uyum: Toplum uyumu sever, uysallığı, sakinliği, itiraz etmemeyi, boyun eğmeyi, olanın devam etmesini sever.

Bu yüzden uyumsuz olmamalısın, ailene göre bir eş seçmeli, evde kalmadan evlenmeli, erkenden çocuk doğurmalı, toplumun deger yargılarına göre hareket etmeli, aykırı olup göze batmamalı, yanlış da olsa süregelen düzeni bozmamalısın.Toplum neye iyi diyorsa onu seçmeli, neyi kötülüyorsa uzak durmalısın.

“EN” olmak: Ne yaparsan yap en iyi sen olmalısın.

En temiz, en başarılı, zengin, hırslı, en akıllı, en cömert … en, en, en …

Peki neden ?

Biri ile kıyaslandığında üstün olmak için?

Peki neden üstün olmalıyım?

-???

Senin önceliğin ne?

Ve bu önceliğin yüzde kaçı senin, yüzde kaçı başkalarının?

Hayatta bulunduğun konum, belki iş, belki okul, hayatındaki insanlar eş, akraba, arkadaş… kaçını bile isteye Sen seçtin?

Seçimlerinde özgür müsün?

Yoksa kararlarının önce aile, toplum filtresinden geçmesi mi gerekiyor?

Ya senin önceliklerin?

Toplum, ailem ne derse öncelik onların, sonra ben gelirim. Bu durumda bir önceki öncelikler iş başında olur.

Belki kendin olmak, anlamlı, değerli bir hayat yaşamak, faydalı bir insan olmak, iyi bir nesil yetiştirmek, yozlaşmış toplumun karşısında durmak…

Belki inanç, inancını yaşamak, ibadet etmek, iyi işler yapmak, kötülüklerden uzak durmak …

OKU  Türk Rönesansı 80 Yaşında

Belki sanatsal bir ruhun var, hayata sanatçı gözüyle bakıp doğadan ilham almak, hayal etmek, kurgulamak çizmek, boyamak, bestelemek, tasarlamak, yazmak, anlatmak…

Belki düşünce dünyan zengin, düşünmek keşfetmek anlamak tefekkür etmek, hayata insanlara farklı ve derinden bakmak, insan ruhu, felsefe, psikoloji, evren, kainat…

Belki doğaya düşkünsün, toprağı işlemek, doğayı korumak, adım adım yeryüzünü gezmek, bir ceylanın doğuşunu izlemek, bir sürünün göç edişine şahit olmak, yıldızları izlemek, çölleri gezmek…

Belki şefkat senin ruhunun ana damarıdır, yardımlarda bulunmak, gönüllü olmak, kimsesiz hayvanları beslemek, yerdeki çöpleri toplamak, doğayı kirletmemek, kırgın gönüllere şifa olmak…

Belki bilgi, ilim, öğretim, aktarım önemlidir, beynini kullanmak, araştırmak okumak incelemek denemek… önceliğindir.O kadar çok çeşit var ki, saymaya kalksam sayamam.

“İyi de ben kendi önceliğime gitsem bu saydıklarında para yok, iş imkanı yok, belirli maaş yok, kredi alsam ödeyemem.” diyebilirsin.

“Bunlar boş laflar, ne hobisi ne ruhu ne önceliği… Ailem o kadar emek verdi, o kadar okul okudum çiftçi mi olayım, seviyorum diye ressam mı olayım?” da diyebilirsin.

Cüzdanın, tapuların, diplomaların, ödüllerin, plaketlerin, dükkanların, takipçilerin dolu olabilir. Bulunduğun yerde en zengin, başarılı… olabilirsin.

Ya kalbin huzurlu değilse? Ya ruhunda gizli olan, seni yaşama bağlayan önceliğini göz ardı ediyorsan?

Büyük mucitler, yazarlar, şairler, filozoflar, din adamları… topluma mı uydu, kendi yoluna mı gitti?

Öncelikleri para statü başarı güç… mü oldu, kendileri olmakla mı?

Ya topluma uyup bilinen güvenli herkesin alkışladığı kalıplarla hareket edeceksin, bu durumda kendi ruhunu törpüleme ve koca ömrü heba etme riski var.

Ya da kendi yolunu seçip ömrünü kendince yaşamayı seçeceksin, bunun bedeli dışlanmak, aşağılanmak, aykırı görülmek, modern dünya standartlarına göre “hiç” olmak olabilir.

Hayat senin.

Seçim senin.

Karar senin.

OKU  Farkında Değiliz!

Hayat tercihlerden ibarettir, derler. Onlarca, yüzlerce hatta binlerce seçenek arasından, bizim için daha iyi olduğuna inandığımız şeyi seçer ve o doğrultuda ilerleriz. Yaptığımız seçimler bazen iyidir, bazen kötüdür; ama ne olursa olsun mutluluğu da pişmanlığı da en derinden yaşayan biz oluruz.
 Yaptığımız seçimlerden en çok biz etkilenmemize rağmen, ya bizden çok başkalarının fikirlerleri etkili oluyorsa? Ürpertici, değil mi ?

Önceliklerimizi kim ya da ne belirliyor?
İçine doğduğumuz aile, akrabalar, sosyal çevre, modern dünyanın beklentileri, medya… bizi biz farketmeden şekillendiriyor. Eğer seçimlerimizi bilinçli olarak yapamazsak, “sürü” psikolojisine kurban oluyoruz. Bilinç dedik ama neyin bilinci?

Kendini bilmek, bilincin ilk ve en önemli basamağı.
“Ben kimim, beni ne mutlu eder, benim önceliklerim, zayıf ve güçlü yönlerim neler, hayatımda neler yapmak istiyorum, kalbim neyle huzur bulur?”  Maalesef çoğumuz, bu soruları düşünecek yaşa, ergenliğe geldiğimizde çoktan kalıplanmış oluyoruz. Ailemizin istediği okulu kazanmaya, içinde bulunduğumuz “kanka” grubunun kriterlerine uymaya, hangi akım popülerse onu takip etmeye çalışıyoruz.

Kendi seçimini yapabilmek için sadece “bilmek” yeterli mi?


Kendi önceliklerimizi belirledikten sonra, bunları bizimle taban tabana zıt düşünen insanlara, insanları tek tipe indirgemeye çalışan topluma karşı savunabilmek çok kolay değil.
Kendi yolumuzda ve varoluşumuzda kararlı, sabırlı, cesur olmamız gerek.

Toplum bir insandan ne bekliyor, ona nasıl kalıplar biçiyor?

hayatta seçimlerimiz edebi ve felsefi incelemesi
Felsefe, düşünce tarihi ve kütüphane arşivi — Hayatta Seçimlerimiz

Hayatta Seçimlerimiz Hakkında Merak Edilenler ve Sıkça Sorulan Sorular

Hayatta Seçimlerimiz ana teması nedir?

Hayatta seçimlerimiz, bireyin içsel çatışmalarını, varoluşsal sorgulamalarını ve evrensel insani değerleri merkeze alan derinlikli bir tematik yapıya sahiptir.

Bu inceleme okura ne katar?

Edebi çözümleme gücü kazandırırken modern hayatın getirdiği karmaşaya karşı estetik ve felsefi bir bakış açısı sunar.

Aydanur Kaplan
Aydanur Kaplan
“Hakikat aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır.”

İlgili Yazılar

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Son Yazılar