YALNIZLIK, YALNIZLIK VE YALNIZLIK…

İnsan neden yalnız hisseder kendini ?

Evet bu hafta başlıktan da anlaşılacağı üzere yalnızlık konumuz. İnsancıkların şiirler, romanlar, şarkılar yazdığı, adı geçince uzaklara dalındığı… Neydi yalnızlık ? Çok sevdiğin günlerden uzakta olmak mı, içinde yaşadıklarını kimseye anlatamamak mı veya kimsenin içindekileri görememesi mi? Yoksa sevgiliden, eşinden, sözlünden, nişanlından, dostundan, arkadaşından, komşundan, annenden, babandan, ablandan, abinden, kardeşinden, ikizinden uzak kalmak mı? Yoksa özgürlüğünden mi…? Nedir? Nedir bu kadar kalabalık arasında yalnız hissetmemizin sebebi? Canımın içi Sezenim şöyle dile getirdi yıllar evvel yalnızlığı;

“Anladım, sonu yok yalnızlığın,

Her gün çoğalacak”

Evet yalnızlığın sonu yok hakikatte. Her an dımdızlak kalabiliriz! Tamam tamam dımdızlak değil lakin kendi kendimize kalırız. Hatta aynaya bakakalırız, kendi gözlerimizin içine baka baka konuşuruz kendimizle. Dalarız sonra uzaklara özlem duyulan günlere zira sonu yoktur yalnızlığın ve her gün biraz daha çoğalacaktır avuçlarımızda.. Amma velakin şöyle bir şey de var. Avuçlarımıza bakınca yalnız olduğumuzu göremeyiz zira anılar vardır bir tek avuçlarımızda. Ne hoş değil mi gülümsetirken bir yandan gözyaşı döktüren anılar…

Peki yalnızlık sevgili Cem Adrian’ın şu dizelerinde geçtiği gibi mi?

“Yalnızlık, Öldürüyor seni öldürüyor beni

Yalandan ninnileriyle büyütüyor bizi…”

Evet koca bir yalan yalnızlık. Yok öyle bir şey. Hiç bir şeyin yoksa bile “Allah’ın ya da Tanrın, davan, sevdan, umudun, heyecanın, hasretin, özlemin, vefan, duan, niyetin, gözlerin, vardır. Şimdi yok mok deme illaki vardır arkadaşım yoksa zaten ölmüşsün sen hatta oksijen israfı yapıyorsun! Tamam tamam bu itham ağır oldu biraz. Ama hiçbir şeyin yoksa bile bu satırları okuyan gözlerin var değil mi? Ve o gözler her zaman izler, seyreder, inceler, okur, dalar uzaklara…

Yalnız değilsin demeyeceğim zira hislerini, içinden geçenleri, yaşadıklarını bilemem. Belki çok yalnızsın belki değil o senin dünyan. Fakat bu yazı benim dünyamı yansıttığı için müsaadeni isteyerek kendimden biraz bahsedeceğim. Benim yalnızlığım davam. Çok özlüyorum davamı, dava arkadaşlarımı bir de beraber içtiğimiz çayı, gitar çalıp şarkı söylediğimiz anları, gezmelerimizi, hayallerimiz… Ahh diyorum ne olur geri gelse, tutsa avuçlarımdan dinlediğin ninni sona erdi kalk gidiyoruz dese… Demez değil mi? Peki ya derse o zaman ne yaparım ya da ne yaparsınız…?

Ayrıca bu hafta hangi konu hakkında yazıyım diye soru sorduğum dostum tek bir kelime ile cevap verdi. Ne olduğunu söylemiycem bütün yazıda bahsettik zaten. Ona buradan sesleniyorum ve diyorum ki:

Yalnız değilim,

Yalnız değilsin,

Yalnız değiller…