Tramvay Durağı 8. Bölüm

Bol yıldızlı serin bir gece yüzü gördüm biraz önce balkondayken başımı göğe doğru kaldırdığımda. Şimdi düşündüm de, ayın hâli nasıldı hiç dikkat etmeden girmişim içeri. Yarım mı, hilal mi, dolu mu, boşlukta mı, dertli mi, hasta mı…? Hiç sormamışım.

Tramvay Durağından kilometrelerce uzakta, belki duymuşsunuzdur adını, Maksutoluğu yaylasındayım. Yani biraz önce bahsettiğim manzarayı sırf betimleme olsun diye yazmadım. Kısacık tefekkürümle, yanağımda hissettiğim esintinin latif dokunuşlarıyla bu ânların bizzat şahidiyim. Yemyeşil göknarlar (mezla, pür), sedirler (kavak), ardıçlar, pıtıklar (andız), kirazlar, cevizler, elmalar, erikler… Bu ağaçların nefesini içime çekmeyi seviyorum. Her ne kadar geceleri kapkara bir surete bürünüp karbondioksit ürettikleri söylense de… Bazen nefes almaya ihtiyaç duyuyor insan. Kim ne yapsın şu tertemiz atmosferde “gündüzün merhametli oksijeni mi yoksa karanlığın karbondioksitli zehri mi bu” gibi saçma bir soruyu? Bilimsel olarak kanıtlanmıştır da şimdi bu, ilkokulda öğrenmemiz için koyu yeşil bir yazı tahtasına yazılmıştı sanırım. Öyle hatırlıyorum. Neyse ne işte, nefes almak güzel.

Şu Tramvay Durağını görebilmek için gözlerimi kapatmalı mıyım, hani hiç olmazsa hayal ederim beklenen tramvayın; o garip sesli kornası mı zili mi çanı mı düdüğü mü artık neyi ise onu öttüre öttüre gelişini, yolcuların onu nasıl bir tepkiyle karşılayışını, kimlerin tramvayın yolcu koltuklarına neden oturup kimlerin neden oturmayışını, tramvayın bu isimsiz duraktan sonra başka hangi duraklarda yolcu indirip bindirişini, son durağa kadar kimlerin gidip gitmeyişini, hatta herkes için son durağın aynı yer olup olmayışını vb. hayal eder, sorardım kendime bir bir. Fakat üşeniyorum.

Gözlerimi kapattığım anda kaygısızca uyuyabilseydim ne iyi olurdu. Dün ve bugün neler yaptığımı, aslında ne yapmam gerekiyordu da benim neden hata edip öyle yapmadığımı, yarın beni nelerin beklediğini, benim neden açgözlüymüşçesine yarını beklediğimi, bugün neden nankörcesine kendimden ve bana lutfen verilen yaşayışımdan razı olmadığımı, aslında şükretmek için nelere sahip olduğumun neden bir türlü farkına varmadığımı vb. sorma ihtiyacı hissetmeden, başımı yastığa koyar koymaz uyuyabilmek… Uyuyamayanlara hiç iyi bakmıyor bilimsel kanıtlar biliyor muydunuz? Acaba bunca sorgunun arasında yorgun düşüp uyuyakalanlar için de kanıtlanmış bir bilimsel gerçek var mıdır? Sınıflandırmayı, teşhisler koymayı çok severiz biz. Hatta ilaçlar bulmayı…

Hayır ya, istemiyorum bugün Tramvay Durağını düşünmek falan. Uyumak istiyorum bugün felekten bir gece çalıp uyumak, uyuyakalmak değil, usulca nefes alıp vererek uyumayı beklemek…

1995 Osmaniye/Kadirli doğumlu. Atatürk Üniversitesi İlahiyat ön lisans mezunu. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 3. Sınıf öğrenci. Bişnev Dergi'de yönetici/sosyal medya ve reklam sorumlusu/tasarımcı/editör/yazar/şair/çizer. Künye Online'da,24Okur'da,Yeni Eğitim Dergisi'nde,Mukaddem Sanat'ta yazar/şair. GÖKYÜZÜ TOPRAK KOKAR isimli eserini yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir