Şıklığın peşinde, gerçeğe muhtaç, bohem akarsudur zikrim benim…
En başında bulamam, zihnim bulanır..
Kuzey yıldızım olur, en derine uzanır huyların…
Martıların oynaştığı vapur güvertesiyim yanında,
Elimde ellerin, Nilüfer dinlerim pikabım cızırdarken,
Ta uzak yollardan koştum geldim senin kollarına…
Belki ekoseden bir pike şahit olur gamzenin edasına…
Üşüdükçe sol yanına sığınırım,
Yinelerim bağıra çağıra sevgimi,
Köşedeki simitçiye sorarım yönlerini de,
Bir handa bulurum ayak izlerini yahut bir çeşme başıdır tatlı dillerin şimdi,
Her sabah tebessümüne kadılık eder,
Her çiçekçi başında bir nergis ararım, doyasıya koklamak için…
Rengarenk çaputlar bağladım yıllarca kabuk bağlamışlara,
Şimdilerde istemem, rüzgara kafa tutar, başak tarlasının boy veren nazlısı olurum seni beklerken…
Anadolu’dan nağme olurum, türkü gibi sever, tüketmeden dinlerim…
Hani o söylediğin melodinin de
Tele değen ilk nağmesiyim…
Her yanıma, her yoluma, her sonuma..



Henüz yirmilerimde divaneyim.. Kaçımda aklar düşer bilmem şakaklarıma, Haydi yaş alışımı beraberce okuyalım..

20 Comments

  1. Fatma Cevapla

    Yüreğine sağlık,kalemine sağlık 👍👍❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️
    teyzesinin ballısı…❤️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir