22.2 C
İstanbul
Pazar, Ekim 2, 2022

Sosyal Psikolojinin Babası: Muzaffer Sherif

Sosyal psikoloji alanının en önemli isimlerinden biri olan Muzaffer Şerif, 1906 yılında İzmir’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Eğitim hayatında Ödemiş İlkokulu’nu okuduktan sonra İzmir Amerikan Koleji’ni okuyarak devam etmiştir. Daha sonra İstanbul Dârü’l-Fünûnu (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü (1928) bitirmiştir. Gördüğü eğitim haricinde başka bir bölüme yönelmesinin sebebi de içinde bulunduğu koşullar diyebiliriz. Çünkü Şerif’in çocukluk ve gençlik dönemleri Osmanlı’nın son günlerine, dünya savaşı zamanlarına denk gelmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında milliyetçi havadan etkilenen Şerif’in aynı zamanda William McDougall’ın çalışmalarına da ilgisi bir hayli yüksekti. McDougall, “Grup Bilinci” üzerine araştırmalar yapıyordu ve bu konu Şerif’in ilgi alanı içerisine giriyordu. 1929 yılında yüksek lisans yapmak için ABD’de Harward Üniversitesi’ne gitti. Burada, Robert Woodworth (1869- 1962) ve Edwin G. Boring (1886- 1968) gibi ünlü psikologların yanında bulunma fırsatı bulmuş ve hemen bir yıl sonrasında da Marksizm ile tanışmıştır. Bir yandan kendini psikoloji biliminde geliştirirken diğer yandan sosyoloji, antropoloji, siyasetbilimi, iktisat ve tarih alanlarında da kendisini yetiştirdi. Yapmış olduğu çalışmalarla da psikoloji tarihinde hatrı sayılır bir yer edinmeyi başaran Şerif, 1932 yılında Almanya’ya geçti. Burada Gestalt Psikolojisi’nin kurucularından olan Wolfgang Köhler (1887-1967) ile tanıştı ve derslerine katılma fırsatı buldu. Aynı yıl içerisinde Türkiye’ye dönerek Gazi Terbiye Enstitüsü’nde çalışmaya başlamış ve Şevket Aziz Kansu’nun temsil ettiği antropoloji anlayışının arka planında bulunan bilimsel ırkçılığa itiraz etmiştir. 1933 yılında doktora yapmak için tekrar Amerika’ya döndü. Aynı yıl içerisinde Gardner Murphy ile çalışmak üzere Almanya’ya geçti. Bu yıllarda Murphy’nin de yardımı ile “Toplumsal Kuralların Psikolojisi” adı ile doktora tezi yayımlamış ve uluslararası bir ün kazanmıştır. 1936 yılında tekrar Türkiye’ye dönen Şerif; önce Gazi Terbiye Enstitüsü’nde psikoloji dersleri vermiştir ve daha sonra da 1939 yılında AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Enstitüsü’ne psikoloji doçenti olarak atanmıştır. Dönemin önde gelen gazete ve dergilerinde bilimsel ve siyasal içerikli yazılar yazan Şerif, bu yazılarını daha sonra “Değişen Dünya” isimli kitabında toplamıştır. 1943 yılında yayımladığı “Irk Psikolojisi” isimli kitabında, Alman Faşizmi’nin bel bağladığı üstün ırk savının o dönemde istilacı güçler tarafından ortaya atıldığını savunmuştur. Bundan yola çıkarak Nazizm’i ve bu öğreti etrafında biçimlendirildiğini düşündüğü Türkçülük fikrini de eleştirmiştir. 1944 yılında derslerinde siyasi propaganda yaptığı iddiasıyla tutuklanan Şerif, aynı yıl içerisinde ABD’deki hoca ve arkadaşlarının desteğiyle beraat etti ve yurt dışına gönderildi.

Daha sonraki yıllarda Türkiye’ye tekrar dönmek isteyen Şerif’in Amerikalı bir bayanla evlenmesi üzerine devlet memuru olarak DTCF’deki kürsüsünü tekrar yönetemeyeceği bildirilmiştir. Bu sebeplerden ötürü Türkiye’ye dönmekten vazgeçmiş ve adını Muzaffer Sherif olarak değiştirmiştir. Hayatının bundan sonraki dönemlerini ABD’de geçiren Şerif’in dünya psikoloji literatürüne kendi adıyla geçmiş önemli bir de deneyi vardır: “Şerif Deneyi”, “Sherif Experiment”. Aynı zamanda yine adından çokça bahsedilmesini sağlayan The Psychology of Social Norms’da (Sosyal Kuralların Psikolojisi) isimli deneyinde de kendi başlarınayken birer yargı geliştiren bireylerin grupla bir araya geldiklerinde ortak bir standart yargıya yöneldiklerini, böylece bireysel olarak geliştirilen gerçekliğin yerini toplumsal gerçeğin aldığını görmüştür. Hayatı boyunca psikoloji biliminde çeşitli başarılara imza atan Muzaffer Şerif 1988 yılında geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayata veda etmiştir.

Şüheda Şalışlıoğlu
20 yaşındayım. Mersin Üniversitesi psikoloji bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazma, karalama, çizme alanları ile çok ilgilendim, içli dışlı oldum. Ve bu hobilerimi -hele hele yazma- bu mecra ile birleştirip daha iyi ve daha güzel işlere imza atmak istiyorum. Daha çok okumak, okudukça yazmak ve yazdıklarımı paylaşmak sanırım beni en çok mutlu edecek şey olabilir :)

Related Articles

CEVAP VER

Bir yorum girin
Adınız

- Advertisement -spot_img

Latest Articles