“Sonra” Diye Bir Zaman Var, Umutların Diyarı…

“Sonra” diye bir zaman var, umutların diyarı…

“Sonra” diye bir umut var insanın içinde. Şu an var olmayanın, şu an elde edilemeyenin “sonra” denen bir zaman diliminde var olacağına inanma umudu.

“Sonra” daha rahat, daha güzel, daha huzurlu olacağımıza inanma ve bununla avunma halimiz kısaca.

Anne karnında başlıyor bu sonralarımız:

“Aman kızım tez zamanda kucağına alsaydın şu sabiyi sonrası kolay, rahat edersin.”

… doğuyoruz ve sonralar devam ediyor:

“Daha sen yenisin, bebek yeni. Şöyle bir kucağa almalık olsun, bu sefer de uyansa da sevsem dersin, hele şu altı ayı bir atlat, sonrası kolay.”

-“Ah yavrum, şu bebek şöyle bir emeklemeye – adımlamaya başlasa, tuvaletini söylese bu kadar yorulmazsın, bu günleri mumla ararsın bak, ne ara büyüdü dersin, az sabret hele, sonrası kolay.”

“Ne yapsın çocuk da haklı ilk kez böyle evden ayrı kalıyor, garipsedi okulu.. Öğretmeniydi, sınıfıydı, uyanmasıydı, harfiydi yazmasıydı, okumasıydı anca alışıyor işte. Hele çocuk şu 1. sınıfı atlatsın, okumayı söksün, arkadaşlarına alışsın, sonrası kolay.”

O kadar çok “sonra” cümlemiz var ki…

-İlkokulu bitirsin, liseye geçsin, onun daha şimdi deli zamanları, şu ergenliği bir bitsin… Sonrası kolay

Hızla geçiyor zaman ve “sonraları” kendimiz söylemeye başlıyoruz artık.

– Şu sınavı kazanayım, bir yerleşeyim sonra rahatlarım, düzenim oturur.

– Şu okulu bir bitireyim, bir işe gireyim, sonra şu şu… Hayallerimi yaparım, artık param da var kimse karışamaz.

-Böyle olmuyor bir yatırım yapmam lazım, bir ev alayım / bir araba alayım şu noktaya bir geleyim sonra bir daha sırtım yere gelmez.

-Eee ev araba tamam, mevki tamam artık evlenmem lazım, evimi eşimi yerimi yurdumu bileyim, böyle gez toz nereye kadar, bir evleneyim gerisi kolay.

– Evlendik, biraz biz bize kaldık, birbirimizi tanıdık. Evliliğe de alıştık, ama artık bir çocuğumuz olsun, ondan sonra Allahtan başka ne isteyim..

Bu kez “sonra “cümleleri çocuk için kurulur:

“Olsaydı, doğsaydı, büyüseydi, konuşsaydı, okula gitseydi, yerleşseydi, çalışsaydı, bi evlenseydi, evi arabası olsaydı, çocuğu olsaydı…”

Hoop başa döndük.

 Peki gerçekten bu huzur – rahat ne zaman?

– Şu çocukları da bir yerine yerleştireyim, şu emekliliğim de bi gelsin, hacca da bir gideyim… Ee sonra ? Eşimle dünya turuna çıkalım, ikinci baharı yaşayalım, şöyle bir yazlık, bir bahçe, belki birkaç kümes hayvanı olsun.

Ama şimdi de yarısından çoğu bitmiş bir ömür, yıllar içinde yıpranmış bir beden, çocuklarla imtihan, sağlıkla imtihan, eşini kaybetmeyle, yalnız kalmayla, yaşlılıkla imtihan… veya ölüm…

Bugün elimizdeyken, hakkını vermeye çalışmak en doğrusu belki de. Sonraya umut bağlamak, ertelemek hayatı yaşayamamak aslında. Belki zaman olur, imkan olmaz. İmkan olur, sağlık olmaz. Sağlık olur, heves olmaz. Hepsi vardır, “sonra” ömür biter.

“Hakikat aramakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır.”

2 Comments

  1. Pekiryilmaz Cevapla

    Bir de şöyle bir gerçeklik var. “Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan”

    Zamanın kıymetini bilmek ümidiyle… Emeğine sağlık.

  2. Emir Çakır Cevapla

    Ölümün, “sonra” olarak biraz daha vurgulanmasını beklerdim. Zira “sonra”ların sonudur insan için ölüm. Bununla beraber güzel ve kaliteli bir çalışma olmuş. Kaleminize sağlık. En güzel yaşam tarzı geçmişe ve geleceğe takılmaksızın ânı yaşamaktır. Ne var ki bunu başaran pek görülmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir