Sanatıyla Büyüleyen Grup “Anna Rf” İle Röportaj

Kimi zaman müzikleriyle kanayan yaralarımıza merhem olan, kimi zaman ise icra ettikleri sanatla bizleri kendilerine hayran bırakan ve belki de birçoğunuzun dinleyip de tanımadığı bir grup ile röportaj yaptık.

Anna Rf, Roy Smila ve Ofir J. Rock‘un ana iskeletini oluşturduğu elektro-etnik-reggae grubudur. Müziklerinde kullandıkları etnik enstrümanlarla ülkemizin nazarını celbetmiş ve birçok kesimden dinleyici kazanmışlardır. Her kültürden birer renk alan bu güzel insanlarla tatlı bir röportaj gerçekleştirdik. Öncelikle samimi cevaplarından dolayı kendilerine teşekkür ederek sizlere keyifli okumalar diliyorum…

Öncelikle nasılsınız? Son zamanlarda nelerle meşgulsünüz?

Merhaba, çalışmalarımız harika gidiyor. Yeni şarkılar yazmakla meşguldük… Geçen sonbaharda Türkiye’de, Kabak Vally’de kalırken dokuz tane yeni şarkı yazdık. Gerçekten büyüleyiciydi.

 

Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız, nasıl karşılaştınız ve müzik yapmaya karar verdiniz?

Biz üç müzisyeniz; Ofir JRock, Roy Smila ve Or Raveh. 2011 yılında İsrail’in küçük çöl kasabası Shaharut’ta buluştuk. ANNA-RF grubuna dönüşen müzikal bir bağlantıyı hızla kurduk. Electro-Ethnic-Reggae çalıyoruz, ancak bu terim, kısmen dünyanın her yerinden müzisyenlerle işbirliği sayesinde, çok yönlü olan müziğe kadar uzanmıyor. Yeni sesleri eski geleneklerle karıştırmaya çalışıyoruz. Kemençe, lafta, saz, flüt ve gitar gibi enstrümanlar kullanıyoruz.

 

“Anna RF”in anlamı nedir?

“Bilmiyorum” anlamına gelen ve İbranice’de de kullanılan Arapça bir ifadedir.

 

 “Bingöl” adında bir şarkınız var… Bu şarkının hikayesini öğrenebilir miyiz?

Bingöl elbette bir örtü… Hindistan’da Seyahat ettiğimizde farklı müzisyenlerle tanışırken bu melodiye aşık olduk. Sadece kendi versiyonumuzu yapmak zorunda kaldık.

Türkiye ve Türk müziği hakkında duyduğunuz şeyler var mı?

Türkiye’yi seviyoruz. İnsanlarını, yerlerini ve yemeklerini… Wev’e son yedi yıldır turlar için Türkiye’ye geliyor ve bizler de bu sayede buranın yerlisi gibi olduk. Roy, eşi Yeliz ile bile Ankara’daki ilk turumuzda tanıştı.

Şarkılarınızda farklı müzik türlerini farklı enstrümanlarla birleştirmede çok usta gibi gözüküyorsunuz. Örnek verirsek, kemençe ile dubstep türünde bir şarkı ürettiniz. Bu karışımları yaparken size birlikte olabileceklerini düşündüren şeyler neler? Özel bir sırrınız var mı?

Karışımın doğal olduğuna inanıyoruz. Bugünün dünyasında bilgisayardan ayrılmadan bile bunun etkilerini her şeyin üzerinde görebilirsiniz. Ama bizler için en iyi şey turlara çıktığımızda yeni müzisyenlerle tanışmak ve oranın doğal sesini hissetmek. Bunları kendi müziğimize harmanlıyoruz sonra.

Son dönemde batılı müzisyenler yeni fikirler ve yeni ilhamlar için doğu müziğini mercek altına aldılar. Bu işi doğal bir süreçte gerçekleştiren sizlerin gözünden bu eğilim sizce iyi mi? İşe yarıyor mu?

Çok farklı yönlerden ilham alıyoruz. Kemençe ve geleneksel müziği de seviyoruz bunun yanında dubstep ve festivalleri de seviyoruz. Müzikteki tarzımız neden çeşitli olmasın ki?

İçinde bulunduğumuz coğrafya, son zamanlarda pek huzurlu görünmüyor… Böyle bir atmosferde müzik yapmak nasıl hissettiriyor? İsrail’de müzik yapmanın artıları ve eksileri nelerdir?

İsrail tartışmalı bir yer olduğu kadar aynı zamanda yaratıcı da bir yer. Yaşadığımız coğrafyanın iyi yönlerini almaya çalışıyoruz. Etnik kökenleri ne olursa olsun bu etkinin bölgenin tüm insanında olduğuna inanıyoruz. Bu bölgenin bir gün barış dolu olmasını; müzik, yemek ve eğlence hakkında daha fazla, politika ve savaş hakkında daha az tartışabileceğimiz bir yer olmasını umuyoruz.

Tekrardan yorumladığınız “Weeping Eyes” Türkiye’de dini referanslar içeren bir şarkıda kullanıldı. Hiç o şarkıyı dinlediniz mi? Bu yorumu ortaya çıkaran ilhamınız neydi?

Aslında şarkının dini anlamını bilmiyoruz. Melodiyi ve bestecisini seviyoruz.

Türkiye için bir konser planınız var mı?

Evet yapıyoruz! Henüz kesinleşmedi ama baharda gelmeyi planlıyoruz. Yakında güncelleneceğiz…

Son olarak, maymunu soralım. O nasıl? Onsuz bir final düşünülemezdi. 😊

O iyi ve şu anda kendi özel sığınağında (gülüşmeler) güzel bir şekerleme yapıyor.

Gülsüm Özalp
Ben Gülsüm. Edebiyatçıyım. Yaklaşık bir yıldır 24Okur ekibiyle çalışıp, editörlük yapıyorum. Aynı zamanda felsefeye ilgim var.