Şahsiyet: ”Unutmak ve Hatırlamak”

ŞAHSİYET: ”Unutmak ve Hatırlamak”

“Unutmak” ve “hatırlamak”… İnsan hayatındaki iki önemli olgu. Nazım’a göre unutmak koca bir devrimse de, psikanalizin atası dediğimiz Sigmund Freud hatırlamanın intihar sebebi bile olabileceğini savunur. Bu iki zıt olgu kimi zaman tek bir insanın imtihanı ve hatta hayatı olabilir. Tıpkı ‘’Hayatını adalete adamak şahsi bir mesele değil, Şahsiyet meselesidir.’’ diyen Agah Beyoğlu gibi.

     Son dönemin en çok konuşulan internet dizisi olmayı başaran ‘Şahsiyet’, bugün başarılarına yepyeni ve bence en büyük halkasını ekledi. Agah Beyoğlu rolüyle dizinin kalbi olan Haluk Bilginer bu yıl 47’ncisi düzenlenen Uluslararası Emmy Ödülleri’nde ‘’En İyi Erkek Oyuncu’’ ödülüne layık görüldü. Peki Agah’ı ve diziyi bu kadar başarılı kılan neydi? Bir göz atalım.

     Öyle bir dizi düşünün ki başrolünü Haluk Bilginer oynasın. Bu da yetmezmişçesine oyuncu kadrosunda; Necip Memili, Müjde Ar, Şebnem Bozoklu, Hüseyin Avni Danyal, Cansu Dere gibi isimleri barındırsın. Bütün bunların üstüne bir de konuk oyuncu Hümeyra olunca tabi ortaya daha başlamadan jenerikte insanı mest eden bir başyapıt mı geliyor hissi vermesi çok da garipsenecek bir şey olmasa gerek. Daha ne olsun! Yetmedi mi? Bu da yetmiyorsa senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığını da unutmamak lazım. Üstüne bir de Daha filmiyle ilk uzun metrajlı film denemesini yapıp, herkesi kendine hayran bırakan Onur Saylak yönetmenliğini yapıyor. İşin mutfağına da tablo gibi görüntüler çıkaran bir görüntü yönetmeni, faili meçhul cinayetler hakkında konuşurken Uğur Mumcu’yu, Sabahattin Ali‘yi arka plana koyabilecek bir sanat yönetmeni ve yerli yerinde mest eden müzikleri de eklemişler. Sonuç olarak karşınızda ‘Şahsiyet’.

Dizi klasik Türk dizi anlayışının aksine bir çok alt metin ve mesajı bünyesinde barındırıyordu. Dizinin temelini dayandırdığı konu, N.Ç olayına göndermeydi. Hayali kasaba Kambura’da 53 kişinin 2 yıl boyunca tecavüz ettiği 12 yaşındaki Reyhan Şahin (Naz Karaca) için Mardinli 13 yaşındaki NÇ’den esinlenmişti. Mardinli NÇ, 13 yaşındayken yaşadığı yerdeki bazı ileri gelenler ve yöneticilerin de bulunduğu 28 kişinin cinsel istismar ve tecavüzüne uğramıştı. İsmi saklanan ve artık bir hukuk öğrencisi olan NÇ’nin 2002’de başına gelenler Türkiye’de günlerce konuşulmuştu. Reyhan ise dizide canına kıydı. Reyhan’ın ninesinin verdiği günlüğü o sırada Kambura’da adliye memuru olan Agah bey, önce savcıya vermeyi düşünmüş, ancak savcının adının da günlükteki tecavüzcüler arasında bulunduğunu görünce sessiz kalmıştı.Yıllar sonra Alzheimer olduğunda adaleti kendi eliyle sağlamak için cinayetlere başlayan Agah, ‘’Madem ben her şeyi unutacağım, kimse beni yaptıklarım için suçlayamaz. Çünkü yaptıklarımın hiçbirini hatırlamayacağım.’’ der ve çalışmalara başlar.

Dizide sadece NÇ olayı ve çocuk gelinlere değil kasabanın topluca Tayyar’ın evini yaktığı sahnede Sivas olaylarına da gönderme yapıldı. Tüm kasabanın aslında adalet arayan aynı adamın evinin önünde toplandığı sahnede evi Sivas’taki Madımak Oteli ile özdeşleştiren Günday, hikayenin alt metninde başarılı bir metafor kullandı.

1982 tarihli İffet filminde kafası sevgilisi Cemil (Faruk Peker) tarafından araba kapısına sıkıştırılarak tecavüz edilen bir genç kızı canlandıran Müjde Ar, 36 yıl sonra Şahsiyet dizisi sayesinde intikamını aldı.

Nevra’nın annesi Nesrin rolündeki Ar, filmin esprili sahnesinde kasabada terör estiren erkeklerin kafalarını arabasının camına sıkıştırarak gaza bastı ve İffet’in çektiklerini bir anlamda onlara ödetmiş oldu.

Firuz (Fırat Topkorur) ile Agah bey arasındaki sahneler de diyalogları ile çok vurucuydu. Agah’ı önce yakalayan, sonra Cemil’i öldürmesi şartıyla bırakan Firuz, ”Ama oğlum ben kaç kişiyi öldürdüm, beni bırakırlar mı, peşimde polisler var” diyen Agah’a karşı çıktı. Firuz’un, ”Sadece sen mi hastasın sanıyorsun? Bu ülkede herkes hasta. Bu ülkede her şey unutulur” sözleri ülke gündeminde her şeyin unutuluverdiği yakın tarihimize ışık tutar nitelikteydi.

Deva’nın kız arkadaşı Süveyda (Rabia Soytürk), kendisine ”o…” diyen delikanlıyı verdikleri partide babasının silahıyla vurdu. Yakalanan genç kız, o güne değin hiç ağzını açıp konuşmazken bir anda dile gelerek içindekileri döktü. Genç kızın kimliğinde cinsel tacize karşı konuşmayan kadınların günü gelince adalet arayışları gündeme getirildi.

Netice itibarıyla toplumuzun bir çok kanayan yarasına parmak basan ve bir çok önemli metafora sahip, alt metni zengin, karakterleri ustalıkla yaratılmış, oyuncuları, yaratıcı kadrosu ve yönetmeni başarılı, senaryosu çok kuvvetli bir mini diziyi 12 bölümle, tam tadındayken geride bıraktık.

Mini dizilere alışkın olmadığımız Türkiye’de Şahsiyet gibi başarılı örneklerini gelecek yayın döneminde de görmeyi diliyorum.