Rüya Tahribi

Yaşam upuzun bir yoldur. Yürüdükçe hayat sana çok şey öğretir. Zorlu bir yokuş çıkar karşına, yürümeye nefesinin yetmeyeceğini sanırsın. Hayat seni yürütür, yokuşun sonunda sana zirvenin ne olduğunu öğretir. Sen dümdüz atarken adımlarını, yolu ayaklarının altından çeker. Düşmem sanırsın düşersin. Sana dibi görmeyi öğretir.. Kalabalıklar içinde bir vitrin camında göz göze getirir seni kendinle. Herkese ne kadar benzediğini fark ettirir. Sana çok benzeyen insanlarla aynı yolda yürütür seni, sonra aynı yolda yürüdüklerinle bile adımlarının farklı olduğunu öğretir. Burası böyle. Sen yürüdüğün yollarda kendini kaybettiğine inanırken hayat, kendini ancak yürümeye devam edersen bulabileceğine seni ikna eder.

Herkesin içinde uzun bir yol ve hikâyeler zinciri saklıdır. Hayatındaki her hikâye bir rüyadır. Yüksek bir inşaattan düşer gibi hissettiğin her an bir rüyadan uyanırsın. Hiç bitmez sandığın hikâyeler bile senden habersiz bitmek için gün sayar. En uzun hikâye bile muhakkak son bulur. Her rüyadan bir gün uyanacağını öğrenirsin. Hayat defalarca deneyimleterek öğretir bunu sana. Burası böyle. Sen rüyaların tabirinin hep iyi olacağına inanırken hayat biten her hikayenin bir rüya tahribi olduğuna seni ikna eder.

İnsanlar dillere destan hayatlar yaşar. Hikâyeler şehirlerin üstüne kalır. İnsan yaşadığı yere benzer. Kokusu üstüne siner. Dokusu ellerinde kalır. Gördüğü her rüyadan, başlamasına izin verdiği her hikâyeden mutlaka bir iz kalır insana. İnsan bazı rüyaları sanki hiç görmemiş gibi hatırlamaz, bazı hikâyeleri yaşamamış gibi siler. Ruhundaki parmak izleri yok olmaya başlar. Ama bazı rüyalar sürekli tekrar eder, bazı hikâyeler her köşe başında yoluna çıkıp kendini hatırlatır. Bazılarının izi hiç silinmez. Bir masalın sesi kulağından hiç gitmez. Burası böyle. Sen masalların asla gerçek olmayacağına inanırken hayat bir köşe başında, bir masalın kahramanını ansızın karşına çıkararak masalların da gerçek olabileceğine seni ikna eder.

Adım attıkça dünyanın sırtında onlarca hayata tanık olacak, yüzlerce insanın hikâyesine dâhil olacaksın. Yalnızca biri miras kalacak omuzlarında. Bir gün biten bir hikâyenin ardından herkes farklı yerlere dağılacak ama sen gidemeyeceksin. Her şeyin biteceğini ve herkesin gideceğini yaşadığın hikâyelerle öğrenmişken, yaşayacağın başka bir hikâye de sana gidememeyi öğretecek. Sonunda herkesin dağıldığı ama senin gidemediğin o hikâye senin içinde hiç bitmeyecek. Yalnızca o hikâyenin bir masal olduğuna seni kimse inandıramayacak. Burası böyle. Sen hiçbir şeyin kalıcı olmadığına inanırken hayat sol omzundaki kemiğe geçmez bir iz bırakır.

Asudem.. Sen bir masalın ötesindesin. Hiç konuşmayan birinin de sesini duymanın mümkün olduğunu öğretensin. Sen gerçek bir öğretmensin. Asudem.. Tekrar eden rüyam… Ücra köşelerde karşımda beliren masal kahramanı… Burası böyle. Ben hiç kimsenin ömrünün sonuna kadar susacağına inanmazken, hayat beni bir Asude ile sessizliğe ikna eder…

Psikoloji bölümü öğrencisi. İnfilak etmemek için yazar..

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir